Edip Cansever'i daha önce okumadığıma üzüldum açıkçası, tarzı o kadar bana yakın ki kendimi keşfetmemiş olmam gibi üzüldüm.
Kendine kırılmış bir aynadan bakmanın şiir hali. yansıyan mı kırık yansıtan mı karmaşasının, tek kişilik de şizofreni'ler' olabileceğinin şiiri. Varlığın varolmama sınırında ne kadar durup bekleyebileceğinin şiiri.
Hal'imizin, ahvalimizin şiircesi.
Okurken Albert Camus'un yabancı'sını anımsattı bana. Çağrılmayan Yakup; aylak adamdır, tutunamayanlardır, bira içen yalnızlardır,raskolnikovdur.
Ben, yani yakup
kurbağalara bakmaktan geliyorum işte
açgözlü, mor kurbağalara
akşama doğru bir dilim ekmek yiyeceğim belki
bir bardak da süt içeceğim. sonra
bir güzel uyumak istiyorum, bütün gün çok yoruldum.
ben gözlükten, taş hamurdan ve çarşaflardan
ve biraz hiç çağrılmamaktan yapılmış yakup
uyumak istiyorum.
Halen çağrılmamıştır ve görünüşe bakılırsa sonsuza dek de çağrılmayacaktır. Ve yıllar yıllar yıllar sonra şöyle diyecekler belki de:
Ne Godot geldi ne de Yakup çağrıldı.