Azîzim Turhan Tuna! Işte, sen de yok olasıya âşıksın; zinhar kendini kökle budak arasında yeni bağlantı kuracak seçkinlerden biri sanma. Hâline bakıyorum da sana gülüyorum. Bir nefeslik canın kalmış. Kan tahlili yaptırmaya cesâret edemezsin değil mi? Böbreklerin, ciğerlerin ne âlemde? Havluyu aynanın üzerine çek. Çek de kendini görme. Kerem'e sen yalnız bir noktada benzersin; ancak onun gibi yanıp kül olmak elinden gelecek. Senin Keremliğin bundan öte gidemez. Kerem, sazıyla sözüyle kendine ferahlık, insanlığa ihlâs getirdi. Cüce insanlara kılavuzluk ederek onlara korkunç gönül uçurumları, yüce gönül cennetleri seyrettirdi: "İşte bakın, hayatın iç yüzü budur" dedi. Onlara bir büyüklük ve üstünlük çeşnisi tattırdı. Sonra onları dehşet bürümeye başladığını anlayınca koca Ķerem kendini bir yol daha fedâ etti; eli sazının tellerinde tatlı nağmeler uyandırdı. "Korkmayın" dedi. "Korkmayın... Hepsi bir masaldı, bir efsâne, hoş rivâyet..."