Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Gerçek tıpkı ışık gibi,insanın gözünü kör eder.” Serdar ZAMAN Sıla Zaman Gerçek bir nurdur kimi insana Gönül köprüleri kurar Tunadan Viyanaya Bazen bir tebliğ bazen hakikattir anlayana Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Düşman Tuna'yı atladı Karakolları yokladı Osman paşanın kolunda toplar patladı İyiler güzel amel sahibleri alır mükâfatı Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Osman paşa binler yaşa askerinle Ben kurbanım gerçeği söyleyen dillere Bir destan yazdık plevnede malazgirtte Cenabı Hakkı zikrettik koşuyoruz zafere Osman paşa Ya Hak diyip vurdu kılıcını Kendi öldü Osman paşa namı kaldı Batıl olana Tuna Nehri açarmı kollarını Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Kul Nefsani derki fatihalar okuyalım Şanı büyük o zaferlerimizi bizlerde analım Hak yoldan gerçekten ayrılmayalım
Şiir
Yolver Kurban ol selam ver Türk bayrağına Hasretinle yandı kalbim, tütüyor duman gibi, Gözlerimin yaşı akar koca bir umman gibi. Ebuzer Özkan Azerbaycan ve Türkiye iki candır Çırpınırdı karadeniz işte bu hasreti anlatir Azerbaycan-Türkiye dostluğu Dinmez gözlerimizin yaşı buğusu Gözlerimizin yaşı akar koca umman gibi Mümin müminin kardeşidir İnsan gardaş dediği ile omuz omuzadır İnsan kardaşı ile tek saf olur İşte Azerbaycan ve Türkiye Bir millet iki devlet sevinçte ve kederde O göklerin ve yerin Rabbidir Dağlar önünde diz çöker o tektir ve birdir Ahmet Cevat yazdı aşkın kalemi ile Çırpınırdı Karadeniz oldu ilahi bir nağme Osmanlının en buhranlı dönemleri Bir yanda balkan savaşları Bir yanda halkımızın yaptığı fedakarlıklar Ve Ahmet Cevat rahmet okudu şehitlere Dediki bu şiir Türk milletine armağandır Yazıldı Kars Erzurum Azerbaycan için O gökleri ve yeri ayakta tutan Rabbimizdir Çırpınırdı Karadeniz ölümsüz bir şiirdir
Şiir
Reklam
Gelsen de bir gelmesen de..
Artık olan oldu bize Gelsen de bir gelmesen de Gelemeyiz biz yüz yüze Gelsen de bir gelmesen de Hep kendini çektin naza Yok bahara yahut yaza Bıktım gayrı yaza yaza Gelsen de bir gelmesen de Bir candır bu bir andır bu Giden gelmez bir handır bu Dağ taş değil insandır bu Gelsen de bir gelmesen de Göreceğim bir boş kafes Ceset kalmış çıkmış nefes Nerde o can nerde o ses Gelsen de bir gelmesen de
Şiir
Kadına Saygı Türk'ün Töresidir...
Sekiz Mart dediler, bir gün verdiler adına, Oysa töre bilir kadını günle tartılmaz. Ana doğurur yurdu, oba onunla dirilir, Kadın olmayan yerde ateş bile yanmaz. At koşturan er kadar sözü ağırdır onun, Toyda akıl, evde dirlik, yolda yoldaştır. Er kılıç kuşansa da töre şunu söyler: Yurdun ilk direği kadındır, candır. Yer ana nasıl sabırla taşırsa hayatı, Kadın da öyle taşır günün yükünü. Gök altında kurulan her ocağın başında Onun emeği, onun nefesi görünür. Bu yüzden bir güne sığmaz onun değeri, Bozkır bilir, tarih bilir, töre bilir. Kadın güçlü olursa oba ayakta durur, Kadın incinirse yurt bile eğilir.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
TÜRK EDEBİYATINDA FRANSIZ EDEBİYATI ETKİSİ ÇALIŞMALARI ÜZERİNE BİR İNCELEME İrem ÇANDIR Medeniyetler insanların meydana getirdiği bir dünyadır. Ve bu dünyanın kendilerine ait kültür, değerler ve bir yaşam tarzı vardır, zaman zaman bu insanlar birbirleriyle edebiyat, tarih ve sosyoloji kavramları içerisinde faydalı bir alışveriş gerçekleştirirler, Türkler ise edebiyat alanında en çok Fransız toplum ve kültüründen faydalanmıştır, hatta Türk Edebiyatı’nın büyük bir bölümünü Fransız Edebiyatı’nın örnekleriyle oluşturulmuş eserler oluşturur, Fransız Kültür’ü gerek dil gerek yaşam tarzı kıyafet ve eğlence, alafranga yaşam şekilleri ile Türk Edebiyatı’na etki etmiş ve bu batı mefkuresi dahilinde eserler kaleme alınmış gerçek hayata nüksetmiş ve batılı bir yaşam tarzına örnek olacak karakterler Osmanlı toplumu ve yaşam şeklini değiştirmiştir. Bir nevi o dönemin edebiyatı bir sosyal medya konumundadır. İnsanlar roman, tiyatro ve gazetede yer alan edebi yazılardan etkilenmiş. Ve bunların Türk Edebiyatı’na yansıması şeklinde Türk Edebiyatı’nın gelişmesine neden olmuştur. Tanzimat’tan sonra garp zihniyetini temsil eden mütefekkirler arasında Fransız inkılabından ve inkılabı hazırlayan mütefikkirlerden mülhem bir siyasi felsefe temayülü hakimdir. Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in makale ve eserlerinde bu eserlerden mülhem oldukları görülüyor. Fakat maalesef gazetecilik, vulgarisation seviyesini aşmıyan bu neşriyat arasında siyasi felsefeye dair ciddi tercüme ne de bir telif vardı. Bu devirde Ziya Paşa’nın tamamlanmamış Emile tercümesiyle, Rousseau’ya dair makalelerinde Ebüziyya Tevfik Mecmuasında ve Namık Kemal’in neşredilmemiş ve mühim bir kısmı kaybolmuş olan bazı tercümelerini ifade etmek gerekir. Rıza Nur “Namık Kemal” adlı eserinde şeraiti içtimai adıyla Contrat social’i
Reklam
Reklam