Melisa Kesmez 'in öykülerine hayran biri olarak bu kısa novella tarzına da bayıldım. Kitabın adında anlaşılacağı üzere kitabın konusu, bir çiçeklenme hikayesi...
Hikaye çok aşık olarak evlendiği kocasını kaybeden Türkan' ın yas süreciyle başlıyor. Kesmez'in tarzında alıştığımız gibi daha sakin ve ılımlı bir anlatımla karşılaşıyoruz. Duygular sıradan şeylerin içine yedirilmiş: Henüz girilemeyen bir oda, kahvaltı masası, tamamlanmış ama yola çıkılamamış bir karavan... Türkan yasını yok saymıyor, hatta o kadar güzel yaşıyor ki biz de onunla üzülüyoruz. Ancak metin ilerledikçe, Türkan'ın sadece eşinin ölümünün değil; sevdiğin adam tarafından görülmemiş olmanın, küçük bir kedi gibi sevgi beklemenin ve yıllardır bastırdığı duyguların da yasını tuttuğunu fark ediyoruz. Her fark ediş, iyileşme sürecini de beraberinde getiriyor. Türkan adım adım kendini yeniden keşfederken ve hayata yeniden bağlanırken biz de onunla umut doluyoruz.
Dolayısıyla bu eşini kaybeden bir kadının yeniden hayata tutunma anlatısı... Büyük tepkiler, büyük olaylar yok. Hatta o kadar sıradan ve hayatın içinden ki yazılanları hissetmemek imkansız...