Devamını merakla ve heyecanla bekleten bir kitaptı. Çok kısa bir sürede bitirdim ve kaldığı yerden devam etmesini umdum. Hatta ikinci kitabı çıkana kadar devamının nasıl olacağını tahayyül ettim. Fakat ilk kitabın sonu gibi ikinci kitaptaki olayların akışı da tamamen sürprizdi.
Döneminin en çok soru soran filozofunun, soru sormaktan kaynaklanan uydurma bir suçlamaya karşı bizzat kendi doğaçlama sözleri üzerine kurulu savunmasını aktarması açısından gayet önemli bir kitap. Yazarlar ya da filozoflar düşüncelerini yazıya aktarırken günlük konuşma dili yerine doğal olarak daha usturuplu olan yazın dilini kullanırlar. Bu kitapta ölüm cezasıyla sonuçlanan mahkemeye karşı Sokrates'in günlük konuşma diliyle yaptığı ve Platon'un yazıya döktüğü savunmasını okuyacak ve beğeneceksiniz.
Tecrübeli bir gazeteci ve hayatın anlamsızlığından bunalmış olan Adnan'ın üvey kardeşi olan derin devlet adamı Doğan ile yıllar sonra karşılaşması ve kendini bir anda mafya hesaplamalarının arasında bulmasını konu ediniyor.
Iyi düşünülmüş, iyi kurgulanmış ve iyi işlenmiş bir kitap. Özellikle Gazeteci Adnan'ın iç dünyasında kendiyle ve hayatla savaşı çok detaylı anlatılmış, yazarın karakterdeki dürüstlüğü takdire şayan. Karşınızda her yönden üstün bir kahraman bulmayacaksınız: Aksine kendince zayıflıkları olan, bunalımlı iç dünyasında kendine çıkış yolu arayan, insanlara karşı çoğu zaman iki yüzlü, iyi niyetli bir kişi Adnan.
Okunası bir kitap, ayrıca her iyi kitap gibi sonu vurucu diyebilirim.
Seçilen isimler müthiş derecede kötüydü. Yazar kesinlikle yanlı davranarak seçim yapmış. Hayatı ve düşünceleri anlatılanlardan on tane kadarını kitaba girmeye layık gördüm. Ayrıca çeviri de berbattı. Kitabı okumayı düşünenler bunu gözardı etmesin.