Sevinç para ile üzüntü ton ile Allah din dışı bir şeyi rahmet olarak vadetmez Allah katında ruh yüceliğinden başka büyüklük yoktur Martin lings Hz Muhammedin hayatı Peygamberimiz şu kişilere gıpta edilir diyordu Allah yolunda amel eden Allahın verdiklerini rahmet ve nimet bilen işte bu inançla hanımı ve küçük ishakın validesini toprağa verdi hanımını son kez öptü Mümtaz bey amca fakat hastane odasında ona verilen büyük bir nimet daha vardıki ak saçlı kadın ak sakallı adama bir bebek vermişti irfan koydu ismini mümtaz amca fakat kıskanç gözler onun üzerinde dolaşıyordu Nergis hanım sanki öleceğini unutmuş Mülayim efendi ha bire hanımına homini gırtlak mani mani yetiştirmenin peşindeydi fakat dibi delik testi su tutmuyor para bitiyordu İstibdat jurnal ilk haberi benden al diyen Vali şinasi Türkoğlu kaymakamlıktan terfi etmiş verdiği haberler insan bilgiyi saklarsa her saklanan boynuna tasma olur vebali vardır diyen vali beyin çok hoşuna gitmiş olacakki hatırlı gönüllü dostları sayesinde onu kayyum bir vali bey olarak atamıştı devir ye kürküm ye devriydi Ankarada dayısı olan valilikten terfi edip kayyumluğa yükseliyordu Mümtaz bey ise küçük ishaka elifba öğretti doğru ilim doğru insan demektir dedikten sonra kundaktaki irfanın bezini mis kokuyor diyip değiştirdi pazara gitti her şey ateş pahası sevinç neşe para ile keder üzüntü ton ile diyip yemek pişirdi
Din
Hoşçakal güle güle dedem Tanrı çocuğun sesini duydu ve tanrının meleği gökten seslendi seni üzen ne korkma çünkü tanrı sesini duydu kalk gözlerini aç çocuğu kaldır onu büyük bir millet yapacağım Tekvin 21:17-20 İki yanımda iki polis kollarım kelepçede beni bul Allahım diyordu Mümtaz Amca devriyeler eşliğinde tam 10 yıl hapis dile kolay ama Cenabı Hak yanınızda ise her şey kolaydır torunları oldu hapiste Şinasi Türkoğlu partisi düşünce ekip başı ile birlikte bu sefer hapse attığı kişiler iktidar oldu onu ve tüm partisini mahzene kapattılar evet hiç bir suçlu cezasız firavunlaşanlar firavunun mükâfatını alsın Mülayim Tatlısert uzun yaşamının sonucunu çok ağır ödedi önce bir virüs girdi vücuduna sonra şeytanın hazinesine sahip oldu şeytan kanın eksilmedi oğlu burak sokakları mesken etti bir gazete kağıdına sardığı konyağı başından eksik etmiyor diğer oğulları ise baba elinden kurtarıldı vahşi bir doğanın içinde yaşamak yerine yetimhanelerde kaldı diğer çoçuğu evlât edinildi huzur buldu Mümtaz bey 100 yaşındaydı ve özgürdü artık torunlarına bisiklet sürmeyi öğretti ve duası şu oldu ey müslümanların rabbi senin barınakların ne güzeldir ancak sen yükseltir vede alçaltırsın Ey yüce Rabbim senin uzattığın ipe tutunan göğe yükselir sana yükseltmeyen basamak ise aşağı çöker diyen mümtaz bey efendi bir amcamız son kez eşinin mezarında ne güzel bir aile fotoğrafı çekti ve torunlarına son kez bakıp veda etti güle güle dedem
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
''Ey Türkoğlu! Sen pek safsın, seni her­kes aldattı. Erdim diyen, döndüm diyen çemberinden at­lattı." Kazım Karabekir Paşa
Tarih
HALIKIŞLAK İLKOKULU 23 NİSAN merasimi ÖLÜRÜM TÜRKİYEM -KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz
AĞRI DAĞI GEZİ HATIRASI-ÖLÜRÜM TÜRKİYEM KİTABIMDA-KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz
Erivan sınırı hatırası ÖLÜRÜM TÜRKİYE KİTABINDA-KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz