En aşağı derecede şair, en yukarı dereceden bir iki basamak eksik fikir adamı! Fakat onu kendimize, Tanzimat hareketinden beri mayası bir türlü tutturulamayan fikir hayatımıza nisbet edersek; tek başına birinci planda, tek başına büyük çapta ilk Türk tefekkür adamı! Dün, yüksek tahsil gençliği karşısında, üniversite profesörlerinin ağzıyla ihtifali yapılan Ziya Gökalp hakkındaki fikirlerimi, birkaç ay evvel neşrettiğim "Türk Sanat ve Fikir Hayatı Üzerinde Taslaklar" isimli bir seri tahlil ve terkip yazısında billurlaştırmak istemiştim. Özün özü halinde o fikirleri, bir çerçevelik boyutlara indiriyorum: Ziya Gökalp, ne şahsından başlayan istiklalli bir görüş sistemi ne de istiklalli görüş sistemleri arasında yeni bir tefsir ve terkip manzumesi getirebild! Fakat bağlandığı Avrupalı görüş sistemini, kendi ferdi ve içtimai şartlarına uydurdu; onu duydu, anladı, yaşadı, duyurmaya, anlatmaya, yaşatmaya çalıştı. Haysiyetli bir tecrit kökünden gelen bu hamlenin de hakiki bir teşhis zemini üzerinde bütün hedeflerini yakalayabildi. Böylece elle tutulur, gözle görülür, kulakla işitilir bir dava sahibi oldu. İşte Ziya Gökalp'in, efendisi (Durkheim) ile Türk cemiyeti arasına kurduğu köprü! Tanzimat'tan Ziya Gökalp'e ve Ziya Gökalp'ten bugüne gelinceye kadar o; yabancı sermayeyi milli şartlar teknesinde yoğurabilmiş; nakış, oyun, ezbercilik ve züppecilik dışına çıkabilmiş, dava çilesi ve mimari humması çekebilmiş, bence ilk ve yegane Türk fikircisidir. **Sanılmasın ki bu hükmüm; ne milliyetçiliğimi, ne inkılapçılığımı, ne de şark ve garp telakkilerimi Ziya Gökalp'inkilere bitiştirmeye delildir. Hatta merkezi onunkiyle zıt bir fikir bünyesi taşıdığımı kaydetmeliyim. Fikir namusu, nazarımda bir batılı temsil eden adamın bile çapını doğru tayin etmeyi
Sayfa 132 - Haziran 2010, “ZİYA GÖKALP”, b.d.y·Kitabı okudu
Çerçeve
Tanrı ile Türk arasında bir kutlu bağ, ta ezelden atılmış, ebediyete devam edecek, buna inanmış, Türkoğlu. Bu inançtan cesaret almış...
Sayfa 336 - Bilge Kültür Sanat·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ziya Gökalp
"Eski Türkler hem demokrat, hem de feminist idiler. Zaten demokrat olan toplumlar genellikle feminist olurlar... Hakan tek başına bir elçiyi huzuruna kabul edemezdi. Elçiler ancak sağda ha­kan ve solda hatun oturdukları bir sırada ikisinin birden huzuruna çıkardı. Şölenlerde, kekaşlarda, kurultaylarda, tapınmalarda ve din­sel törenlerde, savaş ve barış toplantılarında hatun da kesinlikle hakan ile birlikte bulunurdu. Kadınlar örtünmeye ilişkin hiçbir kı­sıtlama ile bağlı değillerdi," diyen; Türkler bugün bir kavim, lakin yarın bir millet, Ona uymayanlara benden yüce bir lanet, Türk hiç geriye gitmez, Türk irticayı bilmez, Lakin büyük kalbinden altun devri silinmez. Arapça ya meyletme, iran'a da hiç gitme; Tecvid'i halktan öğren, Fasih/erden işitme. Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur, Köylü anlar manasım namazdaki duanın, Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'an okunur, Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdanın, Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın.
Ey Türkoğlu! Alnını yükselt, göğsünü ger, etrafına gurur ile bak!
Sayfa 19
Bu sebeple insan , hayatta sadece mutluluğu aramalıdır. Huzur ve mutluluk icin çaba sarf eden insan , böylelikle asıl olan hayatın itici gücünü, devindiricisini yadsımış ve uzaklaşmış olur .
Sayfa 26·Kitabı okudu
Uzun olsada okumali
Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbir'i Ne kadar saf idi siması bu mü'min neferin! Kimdi? Bânisi mi, mimârı mı ulvi eserin? Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu, Yüzü dünyada yiğit yüzlerinin en güzeli, Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli; Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz; Vatanın hem yaşayan vârisi hem sahibi o, Görünür halka bu günlerde teselli gibi o, Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde, Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde." Yahya Kemal'in dikkat çektiği bu nefer; uzun savaşlardan, yokluktan, yoksulluktan kıtlıktan, sıtmadan, veremden, ko-leradan, tifodan çıkmıştır. Bu nefer tam da tükendik dedi-ğimiz ve büyük bir umutla yeni bir Kızılelma aradığımız yerden çıkmıştır. Vatanın hem sahibi, hem varisi, hem geç-mişi, hem geleceğidir. Umutsuzluğa düşülen her yerde bir teselli gibi görünür. Vefalıdır, beklenildiği yere gider. Tarihi kuran da bu neferdir, tarihin çağırdığı da.