A.

Kanuna göre pazar günleri alkollü içki satmak suçtu; bu sayede meyhaneciler polisin eline düşmüş oluyor, aralarında bir ittifak kurulması kaçınılmaz hale geliyordu. Kanuna göre fuhuş suçtu; bu sayede "madamlar" da bu ittifaka katılıyordu. Kumarhane sahipleri ve bahis oynatanlar, yolsuzluk yaparak para kazanan ve bu paranın bir kısmını rüşvet olarak vermek zorunda kalan herkes için durum aynıydı: Kabzımallar ve eşkıyalar, yankesicilerle hırsızlar, çalıntı eşya satın alanlar, katkı maddeli süt satanlar, bayat meyve sebze ve hastalıklı et satanlar, sağlık koşullarına uymayan odaları kiralayanlar, sahte doktorlarla tefeciler, dilencilerle sokak satıcıları, satılık boksörlerle şikeci sporcular, at yarışı "tahmincileri", muhabbet tellalları, beyaz köle tacirleri, genç kızları baştan çıkarmakta uzman adamlar. Yozlaşmanın bütün temsilcileri yekvücut olmuş, siyasetçilerle ve polisle kan kardeşliği yemini etmişlerdi; zaten çoğu zaman aynı insanlardı; polis şefi sözde baskın yaptığı genelevin sahibi çıkıyor, siyasetçiler kendi meyhanelerinde karargâh kuruyordu.
Sayfa 295 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Kapitalizm
Reklam
Vaiz günah ve kurtuluş, Tanrı'nın sonsuz lütfu ve insani zaafları affedişi üzerine konuşuyordu. Gayet ağırbaşlı, gayet iyi niyetli biriydi ama Jurgis onu dinlerken ruhunun nefretle dolduğunu hissetti. Bu adam günah ve acı hakkında ne biliyordu ki; karnı tok, sırtı pekti - bir de kalkmış ölüm kalım savaşı veren, açlık ve soğuk gibi şeytani güçlerin ölümcül kıskacındaki adamlara vaaz veriyordu! Jurgis haksızlık ediyordu tabii; ama bu adamların söz ettikleri hayat hakkında bir şey bilmediklerini, hayati sorunları çözebilecek türden insanlar olmadıklarını düşünüyordu; hayır, onlar da sorunun bir parçasıydı; insanları ezen ve baskı altında tutan düzenin bir parçasıydılar! Onlar da galip ve küstah sahip sınıfındandı; sıcacık bir salonları, yiyecekleri, giysileri, paraları vardı ki aç olanlara vaaz verebilsinler, açlar da boyunlarını büküp onları dinlesin! Yoksulların ruhlarını kurtarmaya çalışıyorlardı; kendi ruhlarındaki sorunsa bedenleri için dürüst bir varoluş şekli bulamamış olmalarıydı, bunu ancak bir aptal göremezdi.
Sayfa 266 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Kapitalizm
Yaz zamanı kırları düşünürsünüz, yemyeşil çayırlarla dağları, pırıl pırıl gölleri hayal edersiniz belki. Bunlar Packingtown'dakilerin aklına bile gelmiyordu. Dev et öğütme makinası yeşil çayırları düşünmeden, merhametsizce çalışmaya devam ediyordu; makinanın birer parçası olan kadın, erkek ve çocuklar en ufak bir yeşillik, bir çiçek bile görmüyordu. Sekiz on kilometre ötelerinde Michigan Gölü'nün mavi suları vardı; ama bir işlerine yaramıyor, onlara Pasifik Okyanusu kadar uzak geliyordu. Bir tek pazarları vardı, onda da yürüyecek halleri olmuyordu. Ölünceye kadar dev et öğütme makinasına zincirlenmişlerdi.
Sayfa 121 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Kapitalizm
Ne zaman başka bölümlerde çalışan biriyle konuşsanız, yeni yeni düzenbazlıklar ve yolsuzluklarla tanışıyordunuz sanki. Marija'nın çalıştığı, sadece konservelik hayvan kesimi yapan yerdeki Litvanyalı sığır kasabı vardı mesela; adamın oraya gelen hayvanlara dair anlattıkları bir Dante ya da Zola romanına yaraşırdı. Konservesi yapılacak yaşlı, sakat ya da hastalıklı sığırlar bulmak için bütün ülkede ajanları vardı şirketin. Bazı sığırlar bira fabrikalarının artığı "viski maltıyla" beslendikleri için adamların "çıbanlı" dediği türe dönüşüyor, yani bütün vücutları çıbanlarla doluyordu. Bunları öldürmek pis bir işti çünkü bıçağınızı geçirdiğinizde çıbanlar patlıyor ve leş kokulu pislikler suratınıza sıçrıyordu; insanın kolları kanla kaplıyken, elleriniz kana batmışken, yüzünüzü nasıl silecek, görebilmek için gözlerinizi nasıl temizleyecektiniz? İspanyolların kurşunlarından daha çok sayıda Birleşik Devletler askeri öldürmüş olan "mumyalanmış etlerin" içinde bu türden şeyler vardı; üstelik orduya verilen şeyler yeni konservelenmemiş, yıllardır depolarda yatan eski etlerden yapılmıştı.
Sayfa 114 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Kapitalizm
kara komedi tam olarak böyle bir şey.
Şimdiyse sendikada bütün bu gizemleri ona açıklayan adamlarla tanışıyordu Jurgis; Amerika'nın Rusya'dan farklı olduğunu çünkü devletin demokrasiyle yönetildiğini öğrendi. İlk önce devleti yöneten ve bütün rüşvetleri alan devlet memurlarının seçilmesi gerekiyordu; bunun için siyasi parti denen iki rakip yiyici vardı ve en çok oyu satın alan başa geçiyordu.
Sayfa 110 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Reklam