A.

Tek bir çeşit yetecekken, gösteriş ve caka satmak uğruna aynı şeyin binlerce çeşidini üretmenin getirdiği zaman ve enerji kaybını bir düşünün. Sadece satış yapma ve cahilleri kandırma amacıyla kalitesiz mal üretmenin getirdiği israfı düşünün; katkı maddelerinin, çürük çarık giysilerin, pamuklu battaniyelerin, üflesen yıkılacak evlerin, mantar dolgulu can yeleklerinin, katkı maddeli sütün, anilinli sodanın, patates unlu sosislerin...
Sayfa 392 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Kapitalizm
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ticari rekabetin hüküm sürdüğü toplumlarda para zorunlu olarak bir üstünlük göstergesi, müsriflik temel güç kriteridir. Bu yüzden şu anda nüfusunun kabataslak yüzde otuzu işe yaramaz şeyler üreten, yüzde biri de onları yok etmekle meşgul olan bir toplumumuz var. Bu kadarla kalmıyor; asalakların hizmetkârlarıyla muhabbet tellalları da birer asalak, toplumun işe yarar üyeleri şapkacıları, kuyumcuları, uşakları da beslemek zorunda. Bu korkunç hastalığın sadece aylaklarla onların hizmetkârlarını etkilemediğini, zehriyle bütün sosyal yapıya nüfuz ettiğini de unutmayın. Elit sınıftan olan on bin kadının altında orta sınıftan bir milyon kadın var ve onlar elit sınıftan olmadıkları için hayıflanıyor, toplum içinde öyleymiş gibi davranıyorlar; onların altındaki beş milyon çiftçi eşi "moda dergileri" okuyup şapkalar yaptırıyor, tezgâhtar kızlar ve hizmetçiler imitasyon ucuz mücevherlere ve fok mantolara para verebilmek için genelevlerde vücutlarını satıyor. Ayrıca unutmayın, görünürdeki bu rekabetin üstüne, ateşe körükle gider gibi, satış rekabeti üzerine kurulu bütün bir sistem var! Üreticiler onbinlerce kalitesiz mal üretiyor, mağazalar bunları vitrinlerine koyuyor, gazeteler ve dergiler bunların reklamlarıyla dolup taşıyor!
Sayfa 391 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Kapitalizm
Otuz yıldır aynı dükkanda çalışıp beş para biriktirememiş bir zavallıyla konuşmaya başlıyordunuz; her sabah altıda evden çıkıp bir makinenin başına geçmiş ve gece döndüğünde yorgunluktan üstündekileri bile çıkaramamış; hayatında bir haftalık tatil yapmamış, seyahat etmemiş, macera yaşamamış, hiçbir şey öğrenmemiş, umut etmemiş biriyle - adama sosyalizmi anlatmaya başladığınızda burnunu çekip diyordu ki: "Beni ilgilendirmez, ben bireyciyim!" Sonra da tutup size sosyalizmin "vesayetçilik" olduğunu ve başarılı olduğu takdirde dünyadaki ilerlemenin duracağını söylüyordu. Böyle bir lafı duyan katırlar bile gülerdi; ama ortada gülünecek bir şey olmadığını çok geçmeden anlıyordunuz; çünkü hayatları kapitalizm tarafından güdük bırakılmış ve artık özgürlüğün ne demek olduğunu bilmeyen böyle milyonlarca kandırılmış zavallı enkaz vardı.
Sayfa 376 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Kapitalizm
Jurgis Packingtown'a ilk geldiğinde gidip domuzların nasıl öldürüldüğünü izleyişini, bunun ne kadar acımasız ve vahşice bir şey olduğunu düşünüşünü, domuz olmadığına şükredişini hatırlıyordu; şimdiyse yeni dostu ona bal gibi domuz olduğunu göstermişti; şirketlerin domuzlarından biri de oydu. Bu domuzdan istedikleri şey ondan elde edebilecekleri bütün faydayı elde etmekti; işçilerden, aynı zamanda halktan istedikleri de aynı şeydi. Domuzun ne düşündüğü, ne acılar çektiği umurlarında değildi; aynı şey işçiler ve eti satın alanlar için de geçerliydi.
Sayfa 365 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Kapitalizm
"(...) Peki bu olacaksa, nasıl olacak; bunu gerçekleştirecek güç nedir? Bunun sahiplerinizin görevi olduğunu mu sanıyorsunuz; özgürlük belgenizin altına onlar mı imza atacak? Kurtuluşunuz için sizi kılıçlarla kuşatıp ordunuza onlar mı önderlik edecek? Servetlerini bu amaç uğruna mı harcayacaklar; sizi eğitmek için okullar ve kiliseler yapacak, ilerlemenizi müjdeleyecek gazeteler çıkaracak, mücadelenizi devam ettirip sizlere yol gösterecek siyasi partiler kuracaklar, öyle mi? Bunun kendi göreviniz olduğunu göremiyor musunuz? Hayal edecek, karar verecek, uygulayacak olan sizlersiniz. Bu iş yapılacaksa, sermayenin ve baştakilerin önünüze koyacağı bütün engellere rağmen yapılacak; onlar alay edecek ve iftira atacaklar, sizlerse nefrete ve baskıya, zulme ve hapsedilmeye göğüs gereceksiniz! Zorbalığın şiddetine karşı çıplak göğüslerinizin gücüyle savaşacaksınız! Kör ve acımasız azabın öğreteceği zorlu ve acı gerçeklerle! Cahil bırakılmış aklın el yordamı ve acıyla edindiği bilgiyle, eğitimsiz bir sesin cılız sayıklamalarıyla! Ruhun hüzünlü ve ıssız açlığıyla; çalışıp çabalayarak ve özlem duyarak, kalp acısı ve can havliyle, kan, ter ve gözyaşıyla! Açlık çekerek ödenen paralarla, uykudan çalınan bilgiyle, darağaçlarının gölgesinde yapılan fikir alışverişiyle!"
Sayfa 354 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney·Kitabı okudu
Sosyalizm