Kısa süre sonra düşünecek bir şeyim kalmıyor, yalnızca artık düşünmeyi istemediğim şeylerle baş başa kalıyordum. Biraz olsun ağlayabilmeyi çok isterdim, ama ağlayamıyordum; çünkü ağlamak için hiç nedenim kalmamıştı.
Neden çok iyi dostluklar, sevgi bağları, çatlaklar vererek, kıyısından köşesinden kırılıp dökülerek, bütün ölümler gibi kaçınılmaz sona yaklaşarak erir yok olur; bazen de böyle ölüme kadar varan kavgalar, çekişmelerle son bulur? Kişiyi böylesine acı bir yazgıyı yerine getirmekle karşı karşıya bırakan kimdir? Kim çizer o çizginin geri dönülmez sonunu?