Viran Dağlar

Necati Cumalı
Tahmini Okuma Süresi:
14 sa. 17 dk.
Sayfa Sayısı:
504
Basım Tarihi:
Mayıs 2011
İlk Yayın Tarihi:
1996
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
ISBN:
9789757720447
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Makedonya'nın Son Beyi
10/10
·484 syf.·
2022 128. kitabı
Necati Cumalı, epey geç keşfettiğim bir romancı... Ancak kısa bir süre içinde, bu, okuduğum beşinci kitabi oldu. Üstelik hepsini de beğendim. Viran Dağlar'da, kökleri ve soyadı Balkanlara dayanan bir yazar olan Cumalı, Makedonya 1900'te farklı hikâyelerini sunduğu bölgeyi bu kez bir romana konu etmiş. Romanın kahramanı Gorickalı Zülfikar Bey. Romandaki ifadeyle o, "Makedonya'nın son Osmanlı Beyi'dir. " Roman, 20. yüzyılın başlarında geçiyor. Üstelik içinde 1908 devrimi, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşının olduğu yıllar. Bilhassa Balkan Savaşları denince orada durmamız lazım. Çünkü o savaşlar, altı asra varan Balkan Türk varlığımızın en ağır darbeye maruz kalışıydı. Cumalı, evrensel ve hümanist bir bakış açısı ile anlatıyor hadiseleri. Zülfikar Bey'in şahsında bütün o coğrafya'ya, Selanik'ten Ohriye, Manastır'dan Kayalar 'a kadar nüfuz edebiliyor ve devrin sosyo-politik durumuna da vakıf oluyoruz. Cumalı, adeta bir Yaşar Kemal efsaneleri; dağa çıkan eşkıya/ komitacıları portresi çiziyor. Yiğitliği, gençliği, yakışıklılığı, cesareti ve beyliği ile Zülfikar Bey okurun da gönlünü kazanıyor. Sadece Zülfikar değil, oluşturulan tüm karakterler başarılılar. Viran Dağlar, yalnızca Rumeli Türk edebiyatının değil, bütün Balkan romanları arasında en iyilerinden birisi olabilir.
Edebiyat & Roman
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
Ölmek yenilmek demek değildir...
Puan vermedi·504 syf.··
2026 1. kitabı
Yazar Necati Cumalı ile tanışma kitabımız diyebilirim Viran Dağlar için. Yeni bitti kitap ve ben çok üzgünüm böyle bir sonu haketmedi Zülfikar Bey.. Biraz araştırdım yazar Necati Cumalı 'nın babasının dayıoğlu oluyormuş aslında Zülfikar Bey. Gerçekten yaşamış olması ve onun hayatı, yaşadıkları beni çok etkiledi ve inceleme yazmaya karar verdim.. Kitaba gelirsem, o zamanlar Osmanlı toprağı olan Makedonya, Selanik, Manastır, Florina, Görce, Goriçka da geçiyor genel itibariyle olaylar, daha doğrusu varlıklı, zengin toprak sahibi köklü bir Türk ailenin tek oğlu.. , çocukluğu, gençliği, yaşadığı fırtınalı aşkları, evliği ve kendi anne babası, arabalarıyla her yönüyle anlatmış yazarımız son Osmanlı Bey İ Zülfikar 'ın hayatını .. Ama tam anlamıyla nasıl dolu dolu yaşanmış bir hayat.. Ayrıca Yazarın bu bölgeyi çok iyi bilmesi dağ dağ , o tepeler, onlarca köy tek tek isimleri, uğrnılan Han(Otel) ların adlarını en ince ayrıntısına kadar yazması yansıtması.. kitaba daha çok derinlik ve gerçeklik katmış bana göre.. Ve onun zamanında yaşasaydım da onunla tanışsaydım dedirten kült bir kişilik örneği... okumuş, görmüş geçirmiş dil bilen, merhametli, alçakgönüllü, cesur, aklına estiğini illa yapan mert delikanlılardan.. Hani derler ya "adam gibi adam" dedirten övgüye layık türden.. Makedonya Osmanlı toprağı ama Arnavut u, Bulgar, Sırp, Müslümanı Hıristiyan ı hep bir arada yaşıyorlar.. Fakat Osmanlı Hükümeti eski düzeni sağlayamıyor artık topraklarında. Meşrutiyet ilan ediliyor o da işe yaramıyor.. Balkan Savaşı çıkıyor vatan sevgisi ağır basıyor Savaşa gönüllü katılıyor yaralanıyor Zülfikar Bey. Sonra yine vatanı için Arnavutluk Osmanlı arasında Gizli İstihbarat haberleşme örgütüne katılıyor. Tabii bu Fransızların hoşuna gitmiyor çünkü o dönemde Makedonya Fransızların işgali altında..
Edebiyat & Roman
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
Viran Dağlar
8/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
İlk başladığımda biraz sıkıcı ve fazla betimleme yapmış gibi gözüksede kitabın ortalarına doğru sizi içine çekiyor ve sonlara doğruda merak uyandırarak okumaya başlıyorsunuz . Olay zülfikar beyin üzerinden anlatılmış gerçek bir hikaye dayanıyor bence o dönem herkesin içinde bir zülfikar bey yatıyor ama hem korktukları hemde arkasında bırakacakları için bunu ortaya çıkarmakta çekiniyorlar Viran Dağlar
Edebiyat
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
Puan vermedi·484 syf.··
2024 9. kitabı
Ah canım Viran Dağlarım, bu dağların bu toprakların dili olsa da konuşsa dedirten bir eser, Necati Cumalı'nın kaleminden çıkan bu romanımız yazarımızın diğer romanları gibi bir bölge ve oranın kültür değerlerini, yaşadıkları acıları, göçleri, elvedaları ve sevdaları anlatıyor. Zülfikar karakteri çevresinde gelişen olayları Balkanlarda yaşanan karışıklık ile harmanlıyor yazar. Ana karakterimize yüklediği özellikler ve düşünce tarzı ile karaktere bağlanıyorsunuz derdi derdiniz oluyor, sevinci sevinciniz bölgede bir kahraman oluyor, korkulu biri. Kitabın sonu ise etkileyici bir şekilde bitiyor bütün karakterlerin hüzünlerini hissediyorsunuz, Zülfikar karakterinin yaşadığı olayların psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu ve bununla baş edilmesi zor olduğunu anlıyorsunuz. Kitabın sonunu okuduktan sonra sürekli olarak farklı sonlar yazdım benim sonlarımda hiç kalıcı olmazdı sanırım. Kitap başlı başınca bir insanlık analizi yapıyor, karşılaştığı bir çok insan var ve kimden iyilik kimden kötülük geleceği belli olmuyor. Sonunda gözyaşlarınızı tutamayacaksınız...
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
Puan vermedi·484 syf.··
2020 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 14:39
Bu kitap beni mahvetti... Hem sürükleyici hem dili çok harika. Ince Memed tadinda bir kitap. Ben birbirine çok benzettim. Sonu hiç beklenmedik bitmesi beni çok uzdu
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
“Zaferler unutulur ama yıkım kalır; çünkü insanın içindeki dağlar, dışarıdakilerden daha zor onarılır.” Rüzgar, dağların taşını değil, insanın içini aşındırır burada. Bir zamanlar bu tepelerde türküler söylenirdi, şimdi sessizlik bile korkuyor yankı yapmaktan. Toprak, ölülerin adlarını unutur ama ayak izlerini saklar; kim bilir, belki de utandığındandır. Savaş çoktan bitti dediler, ama evlerin duvarları hala kurşun sesini hatırlıyor. Kadınlar sabah erkenden tarlaya çıkıyor, ama artık tohum değil, kaybettiklerini gömüyorlar toprağa. Ve her akşamüstü, güneş batarken, dağların üstünde ince bir duman yükseliyor belki yanık bir evin bacasından, belki de insan yüreğinin içinden.... Viran Dağlar, bireysel hayat öyküsü ve bir imparatorluğun çözülüşünü aynı dokuda örerek okuru tarihle yüzleştiren, ağır ama içten bir romandır. 1994’te yayımlanan eser, Makedonya coğrafyasında, 1908 Meşrutiyeti’nden Balkan Savaşları’na uzanan dönemi Zülfikar Bey’in yaşamı ekseninde anlatır. Roman yalnızca bir dönemi aktarmakla kalmaz; yerinden edilmeyi, aidiyetin sarsılmasını, ağalık sistemi ile modernleşme arasındaki çatışmayı insan yüzlerine, bir aile ve bir kasabanın günlük hayatına indirger. Romanın kurgusu büyük ölçüde biyografik bir eksene yaslanır: Zülfikar Bey’in doğumundan itibaren tanık olduğu toplumsal dönüşümler, onun kişisel trajedisiyle örtüştürülür. Bu bakımdan Viran Dağlar hem dönemi belgeleyen tarihsel bir roman hem de mikro ölçekte bir aile portresidir. Cumalı, siyasal olayları anlatırken olayların duygusal psikolojik yansımalarını küçülmüş umutları, yitirilen ilişkileri, yerinden olmanın yarattığı kimlik boşluklarını göz ardı etmez; böylece okurun tarih bilgisinin yanı sıra empatisini de besler. Romanın belki de en merkezi meselesi, insanlar için “yer”in ne anlama
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
8/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2020 17:07
Bir Makedonya romanı dersek yanlış olmaz.Ve böyle bir roman ancak bir Makedonyalının anlatımı ile bu kadar etkili olabilirdi.Necati Cumalı Makedonya Florina doğumlu.O coğrafyanın dağına taşına, deresine çayına, toprağına suyuna o denli aşina ki okurken yaşatıyor size. 1800 lerin sonu 1900 lerin hemen başı Türk, Sırp, Hırvat, Boşnak, Arnavut, Bulgar kardeş kardeş yaşarken o topraklarda, fitili ateşleniyor kanlı senaryoların. O yıllarda Osmanlı hasta adam, bütün balkanlar kaynıyor.Her milletten komşular aynı endişeyi taşıyor.Herkesin duası kendi dinine ve diline göre "Aman bir fitne girmesin aramıza."Ama giriyor maalesef. İngilizi, Fransızı,Yunanı doluşuyor büyük bir iştahla.Önce balkan savaşı, ardından 1.Dünya savaşı. Cumalı her ne kadar 1922 doğumlu olsa da ona göre çok yakın geçmişte 15-20 yıllık bir zaman dilimi içinde. Yaşayan gören anlatanların destanlaştırdığı hikayelerle birinci ağızdan beslenmiş doğal olarak. Kahramanımız Zülfikar bir toprak ağasının tek oğlu.Yiğit bir delikanlı.Ve o yiğit delikanlı ile Florina'dan, Manastır'a, Yanya'dan Koçana'ya, Ohri'den Köprülü'ye bütün Makedon coğrafyasını dağ taş dere tepe, kah at sırtında kah yaya gezerken inanın yaşayacaksınız hikayeyi. Eğer okumaya karar verirseniz biliniz ki kar kış, yağmur çamur, yazı güneşi ile bizim insanımızın ve şimdi sınırlarımızın ötesinde bize yabancı kalan topraklarımızın hikayesidir bu. Zülfikar'ın şahsı manevisi ile Bütün Makedonyalıların.
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
9/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2022 20. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2022 00:55
Necati Cumalı okumak bu güne kadar kısmet olmamıştı. Viran Dağlar okuduğum ilk eseri. Sanırım onu en çok filmi de çekilen Susuz Yaz adlı oyunu ile hatırlarız. Viran Dağlar 1900 yılların başlarında Makedonya bölgesinde geçiyor ki, Necati Cumalı’nın doğum yeri de burasıdır.2. Kosova savaşından sonra fethedilen yerler savaşta yararlık gösteren beylere verilmiş ve 450 yıl boyunca buraları vatanları olmuştur.Romanın kahramanı Zülfikar bey de böyle bir Makedonya beyi, yakışıklı,gözü pek, dürüst,attığını vuran, kadınların kalbini çalan bir delikanlı.20. Yüzyılın başları Osmanlı devletinin çöküş, parçalanış yıllarıdır ve Balkanlarda da durum kötüye gitmektedir.1912 yılında Balkan savaşı patlak verir iki yıl sonrada 1. Dünya savaşı.Balkanlardan Anadoluya göç başlar.Zülfikar bey ata topraklarını terk etmez,savaşır dağa çıkar düşmanla mücadele eder. Ancak zayıf bir yönü vardır. İnsanları kendi gibi dürüst zanneder, ikiyüzlü olabileceklerini düşünemez .Bu da onun maalesef sonunu getirecektir.Zülfikar beyin çevresinde gelişen olayları izlerken bölgenin tarihi gelişimine de şahit oluyoruz.Rumelinin terk edilişi içimizi acıtıyor.
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
İnce Memed ve Durgun Don'un bir kardeşi var gönlümde
10/10
·502 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 22:10
Şahaser, başyapıt gibi kelimelerle anlatılabilecek Necati Cumalı'nın Viran Dağlar'ın okurken, İnce Memed ve Durgun Don destanlarının yaşattığı duygulara yıllar sonra yeniden kavuşmuş, okumaya kaldığım yerden devam eder gibiydim. Yaşar Kemal ve Mihail Şolohov'la çıktığım yolculuğuma, Necati Cumalı ile bu sefer Balkanlarda, bir asır önceki yurdumuzda, Zülfükar Bey'in peşinde, müthiş duygulu, hüzünlü bir hikaye ile devam ettim. Bu sitede, Viran Dağlar'ı okuyan kişi sayısı onbinler olması gerekirken sadece 158 kişi olması da hayret verici bir durumdur.
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
10/10
·484 syf.·
2017 66. kitabı
Lisede okul kütüphanecisinin önerisi ile okumuştum.Iyi ki önermiş diyorum.Balkan savaşları dönemini,toplumun yaşadıklarını Makedonyalı Zülfikar Ağa üzerinden anlatiyor.O dönem yaşananları okurken sizde yaşıyorsunuz.Olaylarin geçtiği yerlere gidip görmek istiyorsunuz.Kitabin arkasinda Balkan ulkelerine ait bir harita da var.Bahsedilen şehirlere oradan bakarak daha iyi anliyorsunuz Son derece akıcı bir kitap.Birde Zülfikar Ağa 'nin gerçekte yaşamış bir karakter olup yazarın bir akrabası olduğu söyleniyor.
Viran DağlarNecati Cumalı · Cumhuriyet Kitapları · 2011473 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Necati CumalıYazar · 47 kitap
Şiir, roman, hikâye, deneme, tiyatro, günce gibi pek çok edebi türde eser vermiş çok yönlü bir yazardır. Cumhuriyet devri Türk edebiyatının tanınmış kişilerinden olan Cumalı, Yaşar Kemal'in ifadesiyle "Yaşlanmaz Şair Çocuk" olarak anılır. 13 Ocak 1921 tarihinde Yunanistan sınırları içinde bulunan o dönemin Rumeli Vilayet-i Celilesine (Manastır'a) bağlı ve Cuma beyleriyle meşhur olan Cuma kazasında doğdu. Altı çocuklu ailenin en büyük evladı idi. Ailesi 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi kapsamında Türkiye'ye göç ederek İzmir'in Urla ilçesine yerleşti. Ortaöğrenimini 1938’de İzmir Atatürk Lisesi'nde tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. İlk şiiri, 1939'da Urla Halkevi Dergisi olan "Ocak"'ta "A. N. Acar" ismiyle yayımlandı. Sanatsal değere sahip ilk şiiri ise 1940'ta Varlık dergisinde "Netice" ismiyle yayımlandı. Orhan Veli, Oktay Rıfat, Cahit Sıtkı, Nurullah Ataç gibi önemli edebiyatçılarla tanıştı ve onların etkisiyle şiirine yön verdi. Çocukluğundan başlayarak hayatında yer alan olayları şiirlerinde konu edindi. Yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde (1941) tamamladı. Ankara'da Toprak Mahsulleri Ofisi'nde (1941-1942) çalıştıktan sonra askerlik görevi nedeniyle Ezine'ye gitti. İlk kitabı "Kızılçullu Yolu" 1943'te yayımlandı. Askerlikten döndüğü 1945 yılında Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nde çalışmaya başladı. Askerliği sırasında yazdığı şiirleri aynı yıl “Harbe Gidenin Şarkıları” adıyla yayımladı. 1945'ten itibaren Ulus gazetesi sanat sayfası, Varlık, Ülkü, Ankara gibi dergilerde sürekli olarak şiirleri yayınlandı. Yayınlanan ilk hikâyesi, 1945 yılında Yücel dergisinin yayımladığı "Aysız Geceler" oldu. Ulus gazetesinde şiirlerin yanı sıra hikâye alanındaki ilk denemelerini yayımlamayı sürdürdü. Bir süre Ankara'da Cahit Sıtkı Tarancı ile aynı evi paylaştı. 1949 yılında sahnelenen "Boş Beşik" adlı oyunu ile dikkat çekti. 1949 yılında Ankara’daki görevinden ayrılarak İzmir’e gitti. 1957'ye kadar Urla ve İzmir'de avukatlık ve memurluk yaptı. “Güzel Aydınlık” (1951), “İmbatla Gelen” (1955), “Güneş Çizgisi” (1955) adlı şiir kitapları ve "Yalnız Kadın" adlı hikâye kitabı İzmir'de iken yayımlandı. 1955'ten sonra şiir, hikâye, roman çalışmalarını birlikte sürdürdü. Urla ve çevresine ait gözlemleri, avukatlık yıllarında karşılaştığı olaylar ve baktığı davalardan edindiği izlenimlere eserlerine şekil verdi. Özellikle Ege yöresindeki kasaba ve kırsal kesim insanlarının sorunlarının işledi. İlk hikâye kitabı “Yalnız Kadın”, 1955'te yayımlandı. 1956'da İzmir'de "Ara Tiyatro"'yu kurdu ve yöneticiliğini üstlendi. 1957'de “Değişik Gözle” kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazandı. O yıl avukatlığı bırakarak kendi imkanları ile Paris'e gitti. 1957-1959 yıllarında Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Basın Ataşeliği'nde çalıştı. Paris yılları "Aşk Duvarı" ve "Zorla İspanyol" gibi bazı oyunlarına ve kimi hikâyelerine kaynaklık etti. 1959'da "hayatını edebiyat adamı olarak kazanma" kararıyla yurda döndü; İstanbul'a yerleşti. 1959 - 1963 yıllarında İstanbul Radyosu'nda redaktörlük yaptı. İlk romanı "Tütün Zamanı", 1959'da tefrika edildi. Avukatlık yıllarında edindiği gözlemlerine dayanan Susuz Yaz öyküsünü 1960 yılında yazdı. Üç perdelik bir oyun olarak tiyatroya da uyarladığı öykü, Metin Erksan tarafından filme çekilmiş (1963) ve 14. Uluslararası Berlin Film Festivali‘nde Altın Ayı’yı kazanarak (1964) Türk sinemasında çığır açmıştır. 1960 yılında hariciyeci Berin Teksoy ile evlenen sanatçı, 1963'ten sonra yaşamını roman ve oyun yazarlığı ile sürdürdü. Eşinin işi nedeniyle 1963-1965'te Tel Aviv ve Paris'te bulundu. Necati Cumalı'nın yazdığı bazı yazılar nedeniyle 1966'da eşi Berin Hanım görevinden alınınca[1] İstanbul'a yerleştiler. 1967'den itibaren Makedonya, ABD, Sovyetler Birliği, Bulgaristan, İran, Yunanistan, Almanya, Çekoslovakya, Finlandiya'ya yurt dışı geziler yaptı. Bu geziler eserlerinin oluşmasında etkili oldu. “Makedonya 1900” ile 1970 yılında ikinci kez Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, “Yağmurlu Deniz” adlı kitabıyla Türk Dil Kurumu 1969 Şiir Ödülü'nü, “Dün Neredeydiniz” adlı oyunuyla Kültür Bakanlığı 1981 Tiyatro Ödülü'nü, “Tufandan Önce” kitabıyla 1984 Yeditepe Şiir Armağanı’nı, “Viran Dağlar” romanı ile 1995 Orhan Kemal Roman Armağanı, Yunus Nadi Roman Ödülü ve Ömer Asım Aksoy Ödülü'nü kazandı. Türk tiyatrosuna katkılarından dolayı kendisine 2000 yılında Tiyatro Yazarlar Derneği tarafından “Onur Ödülü” verildi. 10 Ocak 2001 tarihinde yakalandığı karaciğer kanserinden kurtulamayarak İstanbul'da hayata veda etti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra 2001 yılı “Şiir Büyük Ödülü”’ne değer bulundu ve ödülü eşi Berin Cumalı'ya sunuldu. Urla'da çocukluğunu geçirdiği ve "Anı ve Kültür Evi" olarak ziyarete açılmış; İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde Vişnezade Şairler Parkı'na heykeli dikilmiştir. Urla'da her yıl 10 Ocak'ta anılmaktadır.