..... ilk gördüğümde beni şaşırtan kılığı kıyafeti değildi. Ben onun bakışlarına takıldım.
Hançerden kesindi kara bakışları. Kollarını iki yana açarak kaldırdı ve sokağın orta yerinde öylece dikiliverdi. Sanki sadece beni ve peşimsıra gelen konvoyu değil, zamanın akışını durdurmaktı niyeti.
Sen Anka 'sın, mezbelede işin ne? Yürü git. Ardına bakma sakın..
"Ama nereye gidebilirim ki? Kalacak yerim yok. Zaten beni hemen bulurlar. Kerhaneden kaçan kızların sonu vahim olur."
"Sonumuzu biz bilmeyiz" dedi Şems. "Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir."
"On Dokuzuncu Kural : Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir. "
Sayfa. 176
..... Beni buralarda bir daha görürsen şaşırma. Ömrünü seccade üzerinde tespih çekerek geçiren dervişlerden değilim. Öyleleri Kur - an 'ı sathi okur. Bense Kuran' ı her yerde okurum ; her başakta, karıncada, bulutta. Nefes Alan Kuran 'dır okuduğum. "
" Nasıl yani? İnsanları kitap gibi okuyorsun öyle mi? " diye tısladı kerhane sahibi, bir kahkaha patlattı. " Amma saçmalarsın! "
" Her insan açık bir kitaptır özünde. Okunmayı bekler. Her birimiz yürüyen, nefes alan kitabız aslında, yeter ki özümüzü bilelim "dedim. " İster fahişe ol, ister bakire, ister düşmüş ol, ister itibarlı, Allah 'ı bulma arzusu hepimizin kalplerinde, derinlerde saklıdır, sırlıdır. Doğduğumuz andan itibaren aşk cevherini içimizde taşırız. Orada durur, keşfedilmeyi bekler. Kurallardan biridir bu. "