Adı:
Susuz Yaz
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
258
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756747056
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
Necati Cumalı'nın avukatlık yaptığı yıllarda, yaşamının önemli bir kısmını geçirdiği, İzmir'in Seferihisar ve Urla ilçelerine bağlı köylere ait deneyim ve izlenimlerini sunduğu Susuz Yaz, ilk basımında 8 hikaye, ikinci basımında bir uzun iki kısa hikayeyle yayımlandı. Bu baskısında ise toplam on bir hikaye yer alıyor; toprak ve su davaları, çekişmeler, kıskançlıklar, öç almalar, kavgalar, cinayetler, zorbalıklar ve köylümüzün, kasabalımızın bu konulardaki tutumunun anlatıldığı on bir gerçekçi köy hikayesi: Kitaba adını veren Susuz Yaz'ın yanı sıra; Öç, Yenilmeyen, Dağlı ve Muharrem, Bıçak, Kaatil, Gülsüm Kıza Ağıt, Esma ile İsmail, Aktör, Aksinin Biri ve Selim'i Anarım başlıklı on bir hikaye.
Öyküler ve film hakkında içerik bilgisi olabilitesi bulunabilir. Pek emin değilim yine de...
Susuz Yaz, Necati Cumalı'nın üçüncü öykü kitabıdır. Benimse okuduğum ilk Necati Cumalı eseri. Genelde bir yazarı tanımaya başlarken ilk önce yazarın öykü ya da şiir kitaplarını okumayı kendime alışkanlık ediniyorum. Büyük eserlerini okurken yazarın diline, kurgusuna ve karakterlerine daha kolay adapte oluyor, güzel bir bağ oluşturuyorum. Keza Orhan Kemal, Aziz Nesin, Kemal Tahir'e de bu şekilde başlamıştım.

Neyse efenim, kitabın içeriğine gelecek olursak, kitap toplam 8 öyküden oluşuyor. Tabii daha sonraki baskılarda eklemeler olmuş fakat ben orijinaline sadık kalarak ilk çıktığı baskılı şekliyle okudum. (Eklemesiz-8li) Bende ki 1983 baskılı.

İçinde bulunan öyküler şöyle: "Esma ile İsmail", "Dağlı ile Muharrem", "Öç", "Selim'i Anarken", "Kaatil", "Bıçak", Gülsüm Kıza Ağıt" ve kitaba da ismini veren "Susuz Yaz" Bütün öyküler güzel olmakla beraber, favorilerim "Susuz Yaz" ve "Selim'i Anarken oldu.

Bölgenin(Ege) suyunu içip, ekmeğini yiyen Necati Cumalı'nın müthiş gözlem gücünün yazıya dökümüdür Susuz Yaz. Toplumsal gerçekçi edebiyatın Ege şubesidir Cumalı. (Çukurova şubeleri Orhan Kemal ve Yaşar Kemal, İç Anadolu şubesi Kemal Tahir bittabi.)

Hikayelerde genel olarak Ege köylüsünün çektiği sıkıntılar, intikam, kadınların aşağılanıp hor görülmeleri, kıskançlık, köy insanın bastırılmış cinselliği, çalışkanlık, üretkenlik, haksız kazanç gibi birbirinden tamamen uzak konular üzerinde yoğunlaşılmış.

Selim'i Anarken ve Susuz Yaz ile ilgili bir şeyler söylemem gerekecek olursa:
Selim'i Anarken'de Selim'in çalışkanlığı, üretkenliği öyküde avukat karakteri gözünden dile getirilmiştir. Cumalı'nın mesleği yazarlık dışında avukat olduğu için belki de Selim'i anlatan bize Cumalı'nın ta kendisidir, ha ne dersiniz? Selim çalışkandır, çok çalışır, sürekli bir şeyler üretir. Ona atasından, dedesinden hazır mal kalmamış, çalışarak meydana getirmiştir. Selim çok çalıştığı için adı deliye çıkmıştır, deli derler, gülerler Selim'e. Milletin ağzı torba değil ki büzesin. Varsın deli desinler, varsın gülsünler. Kimsenin yüzüne bakmadığı, beğenmediği, yanından geçmeye tenezzül ettiği yerleri Selim çalışarak cennete çevirir. Huyudur, çalışmadan edemez, para da pul da gözü de yoktur ha. Selim aynı zamanda zarif adamdır, incedir, çiçek sevdalısıdır. Ortanca, katmer, şebboy, aslanağzı, gül gibi farklı farklı çiçek türleri de yetiştirir. Avukata da <<Bir adam çiçek, hayvan sevmedi mi at öylesini... Çok denenmiştir bu bizde... Sen çiçek seversin belli...>> diyerekten mesajını da iletir. Yurdumuzda Selim gibi yurttaşlardan fazla olsa. Öyküler de romanlarda olduğu kadar reelde de olsa keşke! #17323124

Susuz Yaz'da ise Cumalı, iki kardeşin hikayesini sunar bizlere. Hasan ile Osman, birbirinin zıttı iki kardeş. Birisi iyiliği, diğeri kötülüğün temsilcisi. Öykünün teması su olsa da arka planda kardeşler üzerinden kıskançlık ve köy insanının üzerindeki bastırılmış cinsellik işlenir. Hasan ile Osman, Habil ile Kabil... Zaten öykünün ilk adı da Susuz Yaz değil, Habil ile Kabil'dir. Cumalı'ya dönelim:
"Ayhan Işık'la iyi arkadaşlığımız vardı. Bir akşam Koço'da içerken 'Susuz Yaz'ın konusunu anlattım. O zaman adı 'Susuz Yaz' değil, 'Habil ile Kabil' idi. Tevrat'taki gibi iki kardeşin çekişmesinin hikayesi. Susuz Yaz'ın konusu Tevrat'taki 'Habil ile Kabil'den beri devam eden bir konu. Kardeş çekememezliği, su problemi. "Susuz Yaz' 1956'da yazıldı ama sit problemini 1950'den beri Urla'da görüyorum."

Susuz Yaz öyküsü filme de uyarlanır, Metin Erksan tarafından. Hülya Koçyiğit'in Türk sinemasında ilk filmidir, Koçyiğit 15-16 yaşlarında henüz..Ve Erol Taş'ın da karakter oyunculuğundan çıkıp ilk başrol oynadığı filmdir. Film, 1964 Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazanır ve bu ödül Türkiye'nin sinema sektöründe aldığı ilk uluslararası ödülü olur. Filmin ödül hikayesi de ilginçtir. Türkiye'yi temsil etmek niteliğinden yoksun gerekçesi ile veto yer, festivale katılamaz. Bir şekilde yurtdışına kaçırılır ve Berlin'de ödülün sahibi olur. Filmi ben de beğendim, hele Erol Taş'ın oyunculuğuna. Her filmin, kitaplara sadık kalarak çekilmediği, bütünselliği bozduğunun farkında olmamıza rağmen biz izleyiciler, yazarı kadar sorun etmiyoruz. Belki de işimize geliyor! Necati Cumalı'da filmi izlemeyenlerden. Hatta ateş püskürüyor, öykülere sadık kalınmadığı için. Cumalı'nın veryansınıyla bitiriyorum:
"Ses dergisini aldım elime, filmden 60 kadar kare var orta sayfada. Karelerin bir tanesinde korkuluklar var. Kadın(Hülya Koçyiğit) gidiyor, korkulukların önünde, kaynının saldırısından korusun diye 'Beni koru yarabbim' diyor. Korkuluk belki bir imaj ama işlevi başka. Şimdi 20. yüzyılda bir insan korkuluğun önünde diz çöküp Tanrı'ya yakarması anlamsız ve gülünç. Realitenin ne olduğunu bilenlere gösterdiğinizde, yaptığınız şeyin itibarı düşer. Başka bir yerde kadının bacağını yılan sokuyor. Onu öğrenmiş rejisör. Ağzında yara olmayan biri yılanın ya da akrebin soktuğu yeri kanatıp emerse, o kişi zehirlenmez, iyileşir. Erol Taş'ta emiyor.
Şaşıracaksınız ama ben Susuz Yaz'ı hiç görmedim, çünkü üzüntüden verem olmaya niyetim yok! Dergide gördüğüm bu kareler yetti bana. Emiyor, kadın da teslim oluyor. Burada Bahar'ın karakterinin hiçbir değeri kalmıyor. Eğer baldırına dokunana verecekse kendini, o benim çizdiğim, benim anlattığım Bahar değil.
Kendi kendime, "Allah Allah" dedim, 'Ben bu filme nasıl tahammül edeceğim."
Ege insanın yaşamını, Anadolu insanını bir eser. Edebi yönden zengin bir içeriğe sahip. Yazar olayları anlatırken çok iyi bir gözlemci olduğunu ortaya koyuyor. İnsanları çok iyi tahlil etmiş, toplumsal sorunlara değinmiş ve bunları okuyucuya güzel bir şekilde ifade etmiş. Eserin Sade ve akıcı bir dili var .Edebi yönü ağır basan eserlerden hoşlananlar için okunması gereken eserlerden birisi. İyi okumalar.
Bir günde soluksuz okuyup bitirdim ve içindeki her bir öyküyü çook beğendim..Genel itibariyle köy yaşamı,kan davası,toprak-su kavgası,öc almalar,kız kaçırma,harac alma gibi konular işlenmiş öykülerde..Tavsiyemdir okumayanınız varsa mutlaka okuyun..Kitaba adını veren "Susuz Yaz" öyküsünün 1963 ve 1973 yıllarında çekilmiş filmleri de var.. İlk fırsatta izliycem..
Susuz yazı türk sinemasından biliyordum.Türk sinemasında kendine yer bulmuş kitapları okumayı çok seviyorum.(Toprak ana,selvi boylum al yazmalım vb.)Bu tür kitaplar okuyucu da kendi kültürümüzden izler bırakıyor. Öncelikle kitabın ana fikrine değinmek istiyorum.Gözünü hırs bürümüş bir insanın yapamayacağı şey yoktur.Necati Cumalı bunu kitapta öyle güzel işlemiş ki okurken bu duygu oluşuyor.Anadolu köylüsünün çektiği sıkıntılar olsun,o dönemin getirdiği yaşam tarzı olsun kitabı gerçekliğe yaklaştırmış.Okurken aklımdan su ne büyük bir nimet diye de düşündüm durdum.Su için kavgalar yaşanıyor,cinayetler işleniyor.Aslında yazar suyun dünyadaki önemini de bize aktarmaya çalışıyor.Susuz hayatın olmadığı su için kardeşin kardeşe düşeceğini güzelce anlatma içerisindedir.Sadece dönemini değil günümüze de ışık tutan bir eser.Güzel bir kitap dili oldukça akıcı.Herkesin okumasını tavsiye ederim.
sinemaya da uyarlanmış olan çok değerli bir eser....Necati Cumalı kitaplarını çok seven bir okur olarak susuz yaz en sevdiklerimdendir diyorum.
kitap içindeki bir çok hikayeden oluşmuş ama onlar içindeki en güzel olanı susuz yaz. Susuz yazı başta okurken daha çok hasan ın komşuları ile su meselesi üzerine geçerken daha sonra kendi kardeşine kardeşinin eşine yaptıkları hüzünlü ve gerçekçi bir hava katmış.
kitapta yazar karakterlerde susuz yazda(su meselesi) öç(kız kaçırma) dağlı ile muharrem(kabadayılık) gibi o dönemde gerçekleşen olayları realist bir şekilde anlatmış.
bu tür Anadoluyu toprağı anlatan kitapları seviyorum okumanızı tavsiye ederim.
Suyu komşularıyla suyu paylaşamama, kan davası,cinayet ve insan ilişkileri öykülerin temasını oluşturuyor. Susuz yaz, öç,yenilmeyen,gülsüm kıza ağıt,aktör ve aksi biri kitabın en güzel öykülerinden.
Karakterler gerçekçi. Ama öykülerde sürükleyicilik yok. Yer yer sıkıldım.
Eser, edebi yönden çok zengin bir içeriğe sahip.Yazar ustalığını kitabın her sayfasında sergiliyor.Belli ki yazar her şeyden önce had safhada iyi bir gözlemci.Doğup büyüdüğü yerdeki insanları çok iyi tahlil etmiş ve genel anlamda toplumsal sorunlara değinmiş.Edebi yönü ağır basan kitaplardan hoşlananlar için kolay bulunmaz bir kitap.
— Hep okur, garibim! Hep okur! Hep kitap ister! Katığını, erzağını her sefer götürüşümüzde öğretmene selam edin bana kitap göndersin, der. Öğretmenin yolladıklarını geri verir, götürdüklerimizi alır. Köyde, kimde ne kitap varsa, babası, ben toplar ya götürür, ya da göndeririz hep. Hep okur.
Necati Cumalı
Sayfa 95 - Tekin Yayınevi 8.Basım Aralık 1983 İstanbul / Öç adlı öyküden
Bahar'a en küçük bir hınç, en küçük bir kırgınlık yoktu içinde. Bahar'ın elinde para yoktu ki göndersin! Bahar'ın okuması yazması yoktu ki mektup yazsın! Bahar'ın gideceği yeri yoktu ki kaçsın, ağasının elinden kurtulsun!
Necati Cumalı
Sayfa 62 - Tekin Yayınevi 8.Basım Aralık 1983 İstanbul / Susuz Yaz adlı öyküden
Her ayak bastığı yere güller, asmalar diken, her dost bildiğine katmerler, ortancalar götüren Selim! Yurdumuzun neresinde işlenmemiş bir parça toprak, gen bir tarla görsem seni anarım! <<Selim olsa, derim, bu tarla Selim'in eline geçse!...>>
Necati Cumalı
Sayfa 161 - Tekin Yayınevi 8.Basım Aralık 1983 İstanbul / Selim'i Anarım adlı öyküden
— İnsanın ar, namus denilen şeyden azıcık nasibi olmadıktan sonra! O kazık kadar herif, yetmiş yaşında babasının eline bakmaktan utanmaz mı? İnsan erkek olur da, bu yaşta alnının teriyle ekmeğini kazanacağı bir iş tutmaz mı?
Necati Cumalı
Sayfa 74 - Tekin Yayınevi 8.Basım Aralık 1983 İstanbul / Öç adlı öyküden
— Benim gezdiğim dolaştığım bedava a Dağlı, bilmen mi? İdamlıktım, otuz yıla tedbil ettiler. On yedi yıl yattım. Af çıkardılar. Ben on yedi yıl bir öfkenin ceremesini çektim. Sen dışarda mal üstüne mal koydun. Dışarda kim varsa mal üstüne mal koydu. Ev bark edindi. Ben içerde gençliğimi tükettim. Çıktım çıkalı iki yıldır kime haber saldımsa yüz, iki yüz, ses etmedi gönderdi. Parası kıymetli bir sen mi kaldın a kart teke?
Necati Cumalı
Sayfa 123 - Tekin Yayınevi 8.Basım Aralık 1983 İstanbul / Dağlı ile Muharrem adlı öyküden

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Susuz Yaz
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
258
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756747056
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Kitapları
Necati Cumalı'nın avukatlık yaptığı yıllarda, yaşamının önemli bir kısmını geçirdiği, İzmir'in Seferihisar ve Urla ilçelerine bağlı köylere ait deneyim ve izlenimlerini sunduğu Susuz Yaz, ilk basımında 8 hikaye, ikinci basımında bir uzun iki kısa hikayeyle yayımlandı. Bu baskısında ise toplam on bir hikaye yer alıyor; toprak ve su davaları, çekişmeler, kıskançlıklar, öç almalar, kavgalar, cinayetler, zorbalıklar ve köylümüzün, kasabalımızın bu konulardaki tutumunun anlatıldığı on bir gerçekçi köy hikayesi: Kitaba adını veren Susuz Yaz'ın yanı sıra; Öç, Yenilmeyen, Dağlı ve Muharrem, Bıçak, Kaatil, Gülsüm Kıza Ağıt, Esma ile İsmail, Aktör, Aksinin Biri ve Selim'i Anarım başlıklı on bir hikaye.

Kitabı okuyanlar 148 okur

  • Sebahat çiçek
  • Kerem Güzel
  • Dursun Yener
  • M. ϜϓſϞ ^-^
  • Merve
  • Mona Rıza
  • Zeynep Gül Bozdemir
  • büyük yolların haydudu
  • Seda Aksoy
  • Serdar Küçükbozdöl

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.2
14-17 Yaş
%1.2
18-24 Yaş
%24.4
25-34 Yaş
%33.7
35-44 Yaş
%19.8
45-54 Yaş
%11.6
55-64 Yaş
%4.7
65+ Yaş
%3.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.8
Erkek
%39.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.3 (9)
9
%24.3 (9)
8
%21.6 (8)
7
%18.9 (7)
6
%8.1 (3)
5
%2.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0