Hayat masalıma bakıyorum da hikâyeden ziyade bir operaya benziyor. Mütemadiyen ayakta ve dekor içinde, mütemadiyen el ve kol sallayarak konuşuyor, bağrışıyor, mütemadiyen öteye beriye düşüp ölüyoruz.
İlk on dakika, müteyakkız, ikisinin de gözlerini, tavırlarını ararım. Bundan daha tabii bir şey olamaz. Fakat bu tabiiliğe rağmen biliyorum ki İhsan, Ayşe'yi seviyor. Ya Ayşe? Onu bilmiyorum. Ne sevdiğini ne sevmediğini; Allah'ım bunu ne zaman bileceğim? Son dakika onu İhsan'ın yanına gömdüğüm an bile hala vuzuhla(açıklıkla) bilemedim.
Doktor ne dedi? Başımdaki kurşun bende hayalât yapıyormuş. "Çıkarırız!" diyorum. Beyaz gömleğinin kollarına ciddi ciddi bakıyor. Bacaklarımı keseli daha kaç ay oldu? Yatağımın alt tarafı gülünç bir surette boş. Kurşun çıkarsa kafam da boşalır diye mi çıkarmıyorlar, ne bileyim...