8/10
·144 syf.··
2026 29. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:26
Daha önce adını hiç duymadığım, hiç tanımadığım bir yazarın kitabını rastgele seçerek okumak istedim ve bu kitaba rastladım. Kitabı ilk gördüğümde adı ilgi çekici geldi. Kitap klasik bir aşk, ayrılık, özlem hikayesi. Genel olarak güzel şans verilesi bir kitaptı. Yazar annenin evladı için çektiği acıları çok derinlemesine işlemişti ki takdir etmek mümkün. Kitabın çok anlamsız bulduğun noktası şu "tuzlu su". Yazar hanım hiç gözyaşı dememiş de tuzlu su demiş hep. Açıkçası bu benim pek hoşuma gitmedi, yazarın farklı bir şey yapmak isteği ile yanlış bir hamle yaptığını düşünüyorum. Ağlamak insanı bir ihtiyaç ve ihtiyacı suyun içine karıştırılmış tuz anlamı vererek anlamsızlaştırmış yazarımız. Kitabın ilk başlarında Murat'ın Esrayı kıskanması ve Esra'nın bağımsız olma isteğiyle sınırlarından kurtulma çabasını çok sevdim. Ben kitabın ileri taraflarında bağımsız ve güçlü bir kadın olarak tek başına yaşamaya devam eden bir Esra bekliyordum fakat hemen yeni birine şans veren Esra ile karşılaştım, bunu da anlayabiliyorum hayat böyledir zaten. Esra'nın oğluna kavuşması sahnesini onca duygusallıktan sonra biraz yetersiz buldum. Çünkü tam 19 yıl beklenmis bir hayatın akışı yarım sayfaya sığmamalı bence. Kavuştukları sahnede Aydın'ın da kesinlikle olması gerektiğini düşünüyorum ayrıca. Çünkü sadece Esra'nın oğlu kaybolmamıştı, Aydın'ın da çocuğuydu ve bütün acıyı Esra çekiyor gibi gösteriliyordu bence. Okunmaya değer bir kitap, bir şans verin yeni yazarlar tanıyın derim.
S'aklımdasınYasmin Korkut · Az Kitap · 20202 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 11. kitabı
Çıktığından beri listemdeydi. Hatta çevrilmeden önce seriyi toplamak istedim fakat gözümü korkuttu uzun bir seri ve orjinal basımın tuzlu olması. Dün başlayıp aynı gün içerisinde bitirdim ilk cildi. Bana Gece Evi Serisini hatırlattı ki o seriyi de severek okuyorum hatta bitmek üzere. Zodyak Akademisi ise ikiz kardeş olan Tory ve Darcy’ nin okula giriş kısmı ve o dünyaya ayak uydurmaya çalışmasını anlatıyor. Ben okula götürülmeden önce iki kardeşin hayatını da anlattıkları kısımları severek okudum. Okul 4 ana bölümden oluşuyor. Ateş, hava, su, toprak. Elementler ve burçlar üzerine , karakterlerin fantastik özellikleri olmasına kadar çoğu şey mevcut. Severek takip edeceğim seriyi. İkinci cildi sipariş ettim bile ve şu anda ilk üç kitap çevrildi. Devamını da sabırla bekliyor olacağım.
UyanışSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 2025366 okunma
Reklam
Puan vermedi·160 syf.··
2019 25. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2019 00:00
Bu akşam çok uzun zamandır okumadığım ve anlatımını özlediğimi fark ettiğim bir #zülfülivaneli kitabı olan #huzursuzluk la geldim. Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybiryazarbirkitap etkinliğinde Livaneli olmasaydı, üzülerek söylüyorum ki hala bekliyor olacaktı. Okuyan kadinlar kulubu nü sevmem için bir neden daha :) Okuduktan sonra 'biz ne yapıyoruz' diye sorduğum bir hayata tanık oldum. Arkadaşının ölüm haberiyle doğduğu yere giden İbrahim değil, kanına girilen Hüseyin değil, hatta sebep olarak görülen Meleknaz bile değil, beni yerle bir eden Zilan oldu. Yaşanmışlıklar, onları anlatım şekli, verdiği daha doğrusu veremediği her tepki çöreklendi boğazıma. Kardeşini anlatırken kaç kere kitabı kapatıp bıraktım acaba... Onu okurken hissettiğim o boşluk hissini uzun zamandır hiç bir hikaye yaşatmamıştı bana... Hikaye İstanbul'dan Mardin 'e uzanıyor. Belalılar hep aynı; dil, din, ırk, mezhep farklılıkları. Yapılan işkenceler, ölümler, zulümler... Daha fazla girmeyeceğim konuya. Keyifli okumalarınız daim olsun... "Çarşıda, okulda, kadim Süryani, Müslüman, Yahudi, Mecusi, Zerdüşti, herkesin ahbaplık ettiği, birbirinin kutsal günlerini kutladığı şölen günleri... Ama şimdi iyice içine kapanmış, sertleşmiş, öfkeli bir İslam'ın gölgesi altında kararan bir şehir..." "Bazı acıları ölüm bile unutturamıyor..." "Merhamet zulmün merhemi olamaz..." "Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz... Kendini öldürdüğünü anlamaz, kendi kanının tadından şarhoş olur..."
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
Macera...
9/10
·532 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:44
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Nautiluslular, sevgili Romalılar... Bilim kurgu eserlerin muciti sayılan Jules Verne'in en çok bilinen bu romanında; Kaptan Nemo kontrolündeki Nautilus isimli bir denizaltı gemisinin denizlerdeki ve okyanuslardaki maceralarına tanıklık ediyoruz. Denizaltının sürpriz konukları arasında yer alan bilim adamı Pierre Aronnax'ın ağzından anlatılan ve Aronnax, uşağı Conseil, Kanadalı mızrakçı Ned Land ve Kaptan Nemo etrafında ilerleyen romanda; kayıp Atlantis kıtasından Kızıldeniz'e, Akdeniz'den Güney Kutbu'na kadar tuzlu suların hakim olduğu her yerde maceralar hiç bitmiyor. Çocukluğumun kitabını, hayallerimin kitabını yeniden okumanın mutluluğu ile herkese bu kitabı okuması tavsiyesinde bulunuyorum. Benim için yorucu olan, sayısız balıkların ve sualtı bitkilerinin anlatıldığı, sınıflandırıldığı kısımları saymazsak kitap son derece akıcı. İyi okumalar diliyorum.
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202116,3bin okunma
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:57
Babil Yaratılış Destanı, evrenin ve tanrıların nasıl ortaya çıktığını anlatan eski bir Mezopotamya destanıdır. Başlangıçta yalnızca tatlı su tanrısı Apsu ile tuzlu su tanrıçası Tiamat vardır. Zamanla başka tanrılar doğar. Genç tanrıların gürültüsünden rahatsız olan Apsu onları yok etmek ister, ancak öldürülür. Bunun üzerine Tiamat öfkelenir ve genç tanrılara karşı savaş açar. Tanrılar arasından Marduk öne çıkar ve Tiamat’la savaşmayı kabul eder. Marduk, Tiamat’ı yenerek onun bedeninden gökyüzünü ve yeryüzünü yaratır. Daha sonra evrenin düzenini kurar ve insanları tanrılara hizmet etmeleri için yaratır. Böylece Marduk, Babil’in en büyük tanrısı ilan edilir.
Babil Yaratılış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,904 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 3. kitabı
Jack London’ın Deniz Kurdu romanını elime aldığımda sayfaların arasından odama sızan şey sadece tuzlu deniz kokusu değildi. İnsan ruhunun karanlık ve tekinsiz tarafları da benimle birlikte o gemiye bindi. Sislerin içinde kaybolan Hayalet gemisi, hırçın dalgalar, yalnızlık ve sürekli hissedilen bir tehdit… Romanın atmosferi tam anlamıyla insanı içine çekiyor. Çoğu kişi Wolf Larsen’i sadece acımasız bir zorba olarak görüyor. Ama ben karaktere biraz farklı baktım. Beni etkileyen şey zalimliği değil, hayatla giriştiği o amansız mücadeleydi. Larsen kitaplardan değil, hayatın sert tarafından yetişmiş biri. Bir yandan tayfayı demir disiplinle yönetirken diğer yandan insanın varoluşunu sorguluyor. Bu tezat bana oldukça ilginç geldi. Wolf Larsen’de beni asıl etkileyen şey ise yaşama tutkusuydu. Adam ölümle burun burunayken bile hayata tutunuyor. Kolay kolay teslim olmuyor. Dünyaya karşı öfkesi de, gücü de, inadı da biraz buradan geliyor zaten. Bir de Humphrey Van Weyden var. Bana göre romanın en önemli taraflarından biri bu karakterin dönüşümü. Eğer o gemi kazası yaşanmasaydı Humphrey muhtemelen ömrü boyunca Wolf Larsen gibi insanları gerçekten tanıyamayacaktı. Konforlu hayatının içinden bakarak onları anlayabileceğini sanacaktı ama anlayamayacaktı. Çünkü bazı insanlar hayatı salonlarda, bazıları ise fırtınanın ortasında öğrenir. Bazıları ekmeğini masa başında kazanır, bazıları ise tırnaklarıyla kazıyarak. Roman boyunca Humphrey’nin karşılaştığı şey sadece Wolf Larsen değil; emekle, yoksullukla, güçle ve hayatta kalma mücadelesiyle yoğrulmuş bambaşka bir dünya. Bu yüzden Deniz Kurdu bana sadece bir deniz macerası gibi gelmedi. Bir sınıf farkını, insanın doğayla ve düzenle mücadelesini de anlattı. Kitabı kapattığımda aklımda kalan soru şuydu: Gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa
Deniz KurduJack London · İş Bankası Kültür Yayınları · 20148,3bin okunma
Reklam
Reklam