Kübra Uçar

Kübra Uçar
@ucarkbr06
Fen Bilimleri Öğretmeni
Lisans
Ankara
216 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 18:45
Ölüm anksiyetesi üzerine yazılmış bir kitap. Ölümle yüzleşmenin,ölüm farkındalığının üzerine konular harmanlanıyor. Ve gerçek hayattaki hastalarının yaşamlarından ele alınıyor. Yazarın bakış açısıyla inançlarım çok uyuşmasa bile kitabın içerisinden ders çıkartılabilecek altını çizdiğim çok güzel cümleler oldu. Kitapta şuna değinmişti; bir yıl ya da beş yıl geriye dönüp baktığınızda taşıdığınız yeni pişmanlıklar yüzünden aynı üzüntüyü yaşamamak için şu an hayatınızda ne yapabilirsiniz? Yani pişmanlık duymadan yaşamanın bir yolunu bulabilir miyiz diye sorguluyordu. Burada o kadar haklı ki ben bugün yaptıklarımdan ötürü pişmanım diyelim peki bu pişmanlığımın önüne geçebilecek önlemleri alabiliyor muyum? Aynı hataları yapmamak için yaşadığım olaydan ders çıkartabiliyor muyum? Ve en önemlisi de bugünün hakkını verebilecek şekilde yaşayabilirsek geçmişe yönelik pişmanlığımız, geleceğe yönelik de bir kaygımızın olmayacağını düşünüyorum. Yıllar geçtikçe arkama dönüp baktığımda pişman olmamak adına ânı yaşayabilmeyi ümit ediyorum… Yazarı Nietzsche Ağladığında adlı kitabıyla tanımıştım. Daha sonra okuduğum iki kitabı daha oldu ve bu kitabını da gerçekten beğendim ama ölüm teması çok yoğun ve aktif bir şekilde işleniyor. Eğer ki bu konuya hazır değilseniz bu kitabın daha sonra okuma listenizi almanizi tavsiye ederim. Keyifli okumalar…:)
Güneşe Bakmak Ölümle YüzleşmekIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20173,373 okunma
Reklam
Puan vermedi·248 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 20:59
İki kadının hikayesi anlatılıyor. Birinin çocuklarına, diğerinin çocukluğuna olan hasretini konu alıyor. Biri kimsesiz diğeri ise çok yalnız. Kalabalıklar içerisinde kimsesizlik ve yalnızlık ikisinin de birbirinden farklı hayatları fakat benzer olan yaraları. Biri yaşlı, biri genç ikisi de bir boşluğun içinde değer görmek,sevildiklerini hissetmek ve hatırlandıklarını bilmek istiyorlar. Herkes kendi bakış açısından olaya baktığı zaman, herkes kendisine göre haklı. Önemli olan birbirini anlayabilmek, ben buradayım diyebilmek…Konuşmadan da ruh halinden anlayabilmek. En yakınımızın dertlerine bile derman olamadığımız zamanlardayız. Eskiden günümüze bozulan değerlerimizi o sıcacık diliyle o kadar güzel değiniyor ki, insan bir an için düşünüyor biz millet olarak nasıl bu hale geldik? Eskiden yaşlılarımıza gösterdiğimiz hürmet, komşuluk ilişkileri,az olanı paylaşmak, bir sofra etrafında sıcacık edilen sohbetler… Sanırım bunlardan eser kalmadı ve geçmişe duyulan özlem gitgide artıyor. Çok sevdiğim Şermin Yaşar’ın harika bir eserinin daha sonuna geldim. Bir çırpıda okuduğum güzel bir yolculuktu. En kısa sürede okuma listenize alabilirsiniz. Keyifli okumalar…
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Türk demek Türkçe demektir, ne mutlu Türk’üm diyene…
10/10
·384 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 15:39
Yazarın okuduğum ilk kitabı, açıkçası çok beğendim ve diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Kitabın konusu bir öğrenci kendi dilinde eğitim görmeli diyor fakat yabancı dilin öğrenilmesine karşı değil. Karşı olduğu şey matematik, fizik veya kimya gibi bilimlerin başka bir dilde öğretilmesi. Yabancı dille eğitimin olmaması gerektiğini savunuyor ve haklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir insanın kendi dilinde düşünüp anlayıp daha iyi kavrayacağını söylüyor.( Başka bir dilde çevirip,düşünüp konuyu anlamak, kavramak kendi diline göre daha zor.)Hazırlık sınıflarına da karşı bir yıldan fazla okunacaksa herkes bir yıldan fazla matematik okusun ancak bilim anlamında diğer devletlerin önüne böyle geçebileceğimiz ifade ediyor. Türkiye eğitim sisteminin yıllar içerisinde yabancı dile olan yaklaşımını ele alıp eleştiriyor. Bir dersin yabancı dilde öğretilmesi yaygınlaştırılmasının tehlikeli olabileceğini bunu İrlandalılar örneği ile çok güzel açıklıyor. Türkçe’nin yapısının matematiksel olduğunu söylüyor ve bir dil matematiğe ne kadar yatkınsa bilime o kadar yatkın olacağını ifade ediyor. Türkçe’mizin Dünya’da bilim dili için uygun bir dil olduğunu savunuyor. Kendisinin yaklaşık 30 yıl önce eğitim ve dilimiz için öngördüğü şeylerin bugün gerçekleştiğini görmek biraz üzücüydü. Türkçe’mize sahip çıkmalıyız, evet yabancı dil öğrenebiliriz ama bu yabancı dilden gelen kelimeleri günlük hayatımızda yer vermemeliyiz. Ve kitaptan kendisinin şöyle bir alıntısıyla incelememi tamamlamak istiyorum; “Dil gidince ne beyin kalır, ne ciğer, ne kişilik,ne bağımsızlık.” Benim için keyifli bir yolculuktu en kısa zamanda bence okuma listenizi alabilirsiniz. İyi okumalar :)
Bye Bye TürkçeOktay Sinanoğlu · Bilim & Gönül Yayınevi · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 17:25
Kitapta özel gereksinimli bir bireyin başarı öyküsü anlatılıyor. Zaman zaman içimin burkulduğu fakat çabalama azmine hayran kaldığım Chirsty Brown’un başarı öyküsü…Dünya’ya “Sol Ayağı” ile açılıyor. Günlük hayatımızda kimseye ihtiyacımız olmadan yapabildiğimiz şeylerin kıymetini bilmeliyiz.Çünkü bizim için basit olan şeyler Chirsty için bir o kadar zordu. Mesela kendimizi yazı ile de ifade edebiliriz ama ses olunca duyguyu da hissederiz. Konuşarak duygularımız belli etmenin büyük bir lüks olduğunun farkına vardım. Chirsyt “Yazmak çok güzel bir eylem olsa da bazı duygular vardır ki sadece yazılı kelimelerle aktarılamaz ya da hissettirilemez”şeklinde ifade ediyor. Hayatımızdaki tek engel kendi düşüncelerimizdir. Başarmak için istemek gerekiyor işte o zaman bütün engeller ortadan kalkıyor.Her şeyden öte yapabileceğimize olan inancımızı yitirmemeliyiz. Okurken hüzünlendiğim ama bir o kadar da severek okuduğum tatlı bir yolculuktu. Okuma listenize almanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar…
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,8bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2025 19:59
Kendi aralarında kurdukları küçük askeri bir hiyerarşi var. Her yerde binaların yükseldiği Pal Sokağında oyun oynayabilecekleri bir arsa var. Arsayı isteyen başka bir grupta vardır. Kızılgömleklilerle bu arasa için mücadele ederler. Aralarındaki birbirlerine olan bağlılıkları muhteşemdi. Nemeçek’in korkusuzluğuna, dürüstlüğüne hayran kaldım. Her ne olursa olsun arkadaşlarına ihanet etmemesi her yiğidin harcı da değil.Korkusuzca bayrakları için verdiği mücadele…Çocukların Gereb’in babasına karşı tutumu çok güzeldi. Gereb ne kadar kötü olursa olsun bir çocuğu babasının gözünden düşürmediler. Tam bir olgunluk örneği sergilediler. Kendileri küçük, yürekleri büyük Pal Sokağı çocukları. Kahramanlık, dürüstlük ve dostluk kazandı. Kitabın sonu biraz buruk bitse de bir solukta okuduğum bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim, keyifli okumalar:)
Duygu ve Düşünce
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Can Çocuk · 202336,1bin okunma
Reklam