Bir takım uyuyamama sorunsalı;
Sen hiç zihnine çalışmayı durdurmasını ve uyumana izin vermesini rica ederek, yalvararak, emrederek gece boyunca dönüp durmadın mı?
Ruhun hazinelerinin ve şölenlerinin bekçisi olan tanrısal, o şanslı çekingenlik.
Ah nasıl da isterdim hiç olmazsa bir ruha biraz zehir, huzursuzluk, şaşkınlık katmayı. İçinde yaşadığım kesmekeşin boşluğuna karşı bir teselli olurdu bana. İnsanları yoldan çıkarmayı hayatımın amacı olarak benimseyebilirim. Ama sözlerimin karşısında titreyen tek bir ruh var mı? Beni duyabilecek tek bir varlık var mı, benden başka?
… ve derin bir küçümseme, insanlık için çalışan, vatan için savaşan ve hayatlarını uygarlığın sürmesi için feda eden tüm insanlara karşı bir tiksinti, bir küçümseme…
… her biri için tek gerçekliğin kendi ruhları olduğunu, geriye kalanın ise -dış dünya ve ötekiler- zihinsel hazımsızlığın düşlerdeki sonuçlarından farksız, estetikten yoksun bir karabasadan başka şey olmadığını bilmeyen insanlara duyulan, tiksintiyle iyice büyüyen küçümseme.
Çaba haracamaya karşı duyduğum tiksinti giderek büyüyor, o kadar ki, her türlü şiddetli çabanın karşısında elime ayağıma sahip olamaz oluyorum nerdeyse – ve savaş, enerjik ve üretici çalışma, başkalarına yardım etme vb., hepsi bence bir tür utanmazlık […]
Ve ruhumun en yüce gerçeğiyle karşı karşıya kaldığımda, yararlı olan her şey, dışımda olan her şey, en sık kurduğum düşlere egemen olan saf yüceliğe kıyasla, bana uçarı ve kaba geliyor. Benim gözümde en gerçek olanlar işte bu düşlerdir.