Giovanni Scognamillo (Jean Gennaro)

Giovanni Scognamillo (Jean Gennaro)

YazarÇevirmen
7.3/10
89 Kişi
·
266
Okunma
·
22
Beğeni
·
2.177
Gösterim
Adı:
Giovanni Scognamillo (Jean Gennaro)
Unvan:
İtalyan Asıllı Levanten Yazar, Sinema Tarihçisi, Araştırmacı, Eleştirmen, Çevirmen, Eğitmen
Doğum:
İstanbul, 25 Nisan 1929
Ölüm:
İstanbul, 8 Ekim 2016
Giovanni Scognamillo, (d. 25 Nisan 1929, İstanbul) İtalyan asıllı levanten yazar, sinema tarihçisi, araştırmacı, eleştirmen, çevirmen, eğitmen. Scognamillo ayrıca bazı Türk filmlerinde oyuncu olarak rol almış, bankacılık, reklamcılık, dekoratörlük, kitabevi yöneticiliği gibi pek çok farklı alanda da çalışmıştır.

Biyografisi
İstanbullu Rum bir anne ile yine İstanbul doğumlu İtalyan babanın tek çocuğu olarak 25 Nisan 1929'da İstanbul'da doğdu. Elhamra Sineması'nın müdürü olan babası Leone Scognamillo sayesinde sinemayla tanıştı. İtalyan Lisesi'ni bitirdikten sonra 1948 yılında yabancı basın kuruluşlarında sinema yazıları yazarak profesyonelliğe adım attı. 1948-61 yıllarında başta İtalyan, Fransız, ABD, Norveç basını olmak üzere yabancı dergi ve gazetelerde birçok yazısı çıktı. Daha sonra 1961'de Akşam Gazetesi'nde sinema eleştirileri yazmaya başladı. Akşam'la başladığı Türk basınındaki sinema yazarlığını Yön, Sinema 65, Ulusal Sinema, Yedinci Sanat, Yeni Sinema, Ses, Hayat, Bravo, Video-Sinema, Beyaz Perde, TV'de Yedi Gün gibi gazete ve dergilerde sürdürdü.

Bir süre Erler Film ve Ulusal Televizyon’da danışmanlık ve çevirmenlik görevlerini de üstlenen Scognamillo ilk iki kitabını 1965'te Agah Özgüç'le birlikte yazdı. Bu kitapların adları "1965 Sinema Yıllığı" ve "Türk Sinemasında Kadın ve Seks" ti. 1973'te yazdığı "Türk Sinemasında 6 Yönetmen" kitabıyla birlikte bugüne kadar 40'ın üzerinde kitap yazmış onlarca kitabı da Türkçe'ye çevirmiştir.

60 yıldır sinema, fantastik edebiyatı, bilimkurgu, korku edebiyatı ve okkültizm üzerine kitaplar ve yazılar yazan Giovanni Scognamillo 1997-1999 yılları arasında sadece dört sayısı çıkan Nostromo bilimkurgu dergisinin de editörlüğünü yapmıştır.
2006 yılında "Beyoğlu'nda Bir Levanten: Giovanni Scognamillo" adında belgeseli de yapılan Scognamillo, halen Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "Türk Sineması" dersleri vermektedir.

Ödülleri
-1996 8. Uluslararası Ankara Film Festivali Yaşam Boyu Katkı Ödülü
-2000 19. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülü
Şu var ki, insan yüzünün ifadesi, biraz da insanın karakterine bağlıdır. İyi bir akıl, parlak bir zeka yüz hatlarını zamanla yumuşatır, kendini belli ettirir. Kötü bir akıl da kötü bir yüzü şekillendirir.
Düşmanı ta baştan düşman diye tanır, ona göre hareket edebilirsiniz ama, arkadaş saydığınız biri, aniden size karşı çıkarsa, hem düşmandan daha tehlikeli olur, hem de bütün işlerinizi altüst eder.
İnsanın gerçek canavarlığını yüzeye çıkartan "tragedya" dır. Mitologyanın, destanların ve antik tragedyanın karabasanları ve sapıklıkları, yeni bir çağa uygun değişikliklerle ortak temellerden yararlanarak masallarada geçiyor ve bu tür masallar, gece vakti, Batı'nın ve Doğu' nun çoçuklarına anlatılıyor. Korkuları ve endişeleri, öcüleri ve kötü cadıları içermez mi bu sevimli, eğlendirici masallar?
174 syf.
·4 günde
Frankenstein'ın Laneti su gibi akıp bitti, filmini izlemiştim filmiyle pek alakası yoktu zaten genelde kitap dan uyarlanan filmler hep alakasız oluyor, kafanızı yormuyacak keyifli hikayesi var tavsiye ederim.
255 syf.
·4 günde·Beğendi·4/10
Beklediğim gibi bir kitap mıydı? Hayır...
Bir kere kitap parça parça hikayelerden oluşuyor.Bunu sevmedim..
Asıl kitaba ismini veren Mumyanın Mezarı yaklaşık yetmiş sayfa falan.
Mumyanın Mezarı arkeologlar tarafından Mısır da bir kazı sırasında Firavunların Firavunu Ramses'in oğlu Ra'ın mumyasının bulunmasıyla başlıyor.
Ra, Firavun tarafından kardeşi Be ile iktidar mücadelesi olmaması için çöle sürülüyor.
Burda öldürülüyor ve bunu öğrenen Firavun oğlunun prenslere layık bir şekilde defnedilmesini istiyor ve Ra prenslere layık bir şekilde defnediliyor.Arkeologlar prensi mezarında rahat bırakmayıp onu gün yüzüne çıkarınca mumyanın laneti tüm arkeoloji ekibinin üstüne yürüyor ve arkeoloji ekibinde çeşitli ölümler meydana geliyor.
Bu sırada Ra'nın kardeşi Be kardeşinin ölümüne neden olduğu için öz kardeşi tarafından öldürülünceye kadar ölümsüzlüğe mahkum ediliyor.Be arkeoloji ekibinden Annie ile iletişime geçebiliyor.Fakat farklı bir isimle.
Sonunda Be Ra tarafından öldürülüyor.
Ve Yüce Ramses'in oğulları sonsuz bir huzura kavuşuyor..

Keyifli Okumalar :)
103 syf.
·2 günde
Erasmus yayınları mumyanın mezarı kitabına başka öyküler de eklemiş, 103.sayfalık kitabı 255. sayfa yapmış, kitabın bazı öyküleri çok hoşuma gitti keyifle okudum kısa korku öyküleri seviyorsanız seversiniz, ben sevdim tavsiye ederim.
296 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Levant: Akdeniz'in doğu sahillerinde bulunan geniş bir araziyi tanımlamak için kullanılan, sınırları kesin olmayan, coğrafi bölge. İtalya'nın doğusundaki Akdeniz toprakları (Doğu Akdeniz) için kullanılan Fransızca bir tabir olan Levant'ten gelir. Avrupa literatüründe X. yüzyıldan başlayarak Akdeniz'in doğu kıyılarındaki ülkelere verilen ad. Levanten ise Osmanlı Devleti içinde özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan Hıristiyanları tanımlamak için kullanılır.
Giovanni Scognamillo italyan ilkokulundan ve italyan lisesinden mezun, levanten bir eski istanbul ailesinden gelen yazar, tarihçidir. istanbul gizemleri, türk sinema tarihi gibi kitapları da vardır.
Kitap eski Pera'nın sonlarına yetişmiş, Beyoğlu'unun çöküşünü izlemiş bir levanten tarafından yazılmış. İstanbul'un en önemli yerlerinden biri olan bu bölgenin o dönemdeki yaşantılarının birebir tanığından öğrenmek keyif verici.
Yazarın okuduğum ikinci kitabı, kesinlikle diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
210 syf.
·2 günde
Giovanni Scognamillo, kitabın arka kapağında kitap için “ Mazi gönlünde bir yara olanlar için, bir Şener Şen kitabı!” demiş. Ben de madem mazi gönlümde yara, o yarayı biraz kaşımak lazım diyerek bu incelemeyi yazmaya başladım.

Benim gibi 30’lu yaşlarını sürenler hatırlar, eskiden böyle 500 tane kanal, her kanalda da dizi üstüne dizi yoktu. Zaten bu yüzdendir ki, bizim nesil sokaklarda doğru düzgün oyun oynayabilen, basit şeylerle de eğlenebilen ve yozlaşmanın sınırlarının henüz bu kadar zorlanmadığı bir dönemde büyüyen son nesildi. (Bundan 10-20 sene sonra 2000’lilerin nesli de aynı cümleyi kurarsa, ülkece fabrika ayarlarına dönmemiz gerekecek düşüncesindeyim.)

Neyse, ne diyorduk kanallar, diziler… Star, Show, Atv (Yandaş olmayan versiyonu yani kısaca “YOV”, on numara kanaldı eskiden, şimdi 10’un 1’i gitti 0’ı kaldı.) ülkenin ilk özel kanallarıydı. HBB’yi hatırlayan olur mu bilmem “eyçbibi eyçbibi, eyçbibi iyi tivi”, bir de Kanal 6 vardı Hugo’yu yayınlayan. (Hugo’ya küfür eden çocuk bunu okuyorsan bana ulaş.) Bu kanallarda yayınlanan diziler de belliydi. Örneğin; Süper Baba cuma günleri “YOV” Atv’de yayınlanırdı. Bizimkiler, pazar günü klasiğiydi ki, bir de yazın çekilen Yazlıkçılar hali vardı. (Engin Şenkan’ın oynadığı Almancı Küt Nuri karakteri ve Rahmetli Mehmet Akan’ın Konsolos Ümran karakteri. Aklıma geldikçe gülüyorum bu ikisine.)

Ve bu birkaç diziyle birlikte, hemen hemen her akşam yayınlanan Türk filmleri, özellikle de komedi filmleri. Komedi deyince akla bu ülkede ilk Kemal Sunal gelir. (Rahmetle anıyoruz.) Bir de bu filmlerin bir kısmında –Arzu Film yapımları– Kemal Sunal’ın yanında beyaz saçlı, orta boylu, vücut hareketleri ve mimikleri muhteşem olan bir adam vardır: Şener Şen. Seksenlerin ikinci yarısıyla beraber başrollerde filmleri tek başına taşımaya başlayan, doksanlarda Türk sinemasını tek bir filmle, “Eşkıya” ile dirilten Şener Şen.

Babası da oyuncu olan, tiyatro kökenli, Türk sinemasının efsanelerinden biridir Şener Şen. Babası Ali Şen, pek çok Türk filminde bazen iyi kalpli, bazen üçkâğıtçı rollerine çıkar. Asıl mesleği marangozluk olan Ali Şen, uzun süre tiyatrolarda rol alır, 1954’te sinemaya geçer ve 1989’da geçirdiği bir kalp krizi sonrasında vefat eder.

Şener Şen de 26 Aralık 1941’de Adana’da dünyaya gelir. 1950’de İstanbul’a yerleşirler. Şener Şen o günleri aynen şöyle anlatmaktadır: “İstanbul’a gelince, o zamanlar henüz teşekkül halinde olan Zeytinburnu’na yerleştik. Yani ilk Zeytinburnululardanız. Delikanlılık çağına kadar orada yetiştim. Her türlü insanla, hayatın içindekilerle, birçoklarının bilmediği, tanımadığı, insanlarla iç içe yaşadım. Yani biraz gecekondu çocuğuyum ben. Sıradan, sade bir vatandaşım, onlar gibi.”

1967’de İstanbul Şehir Tiyatrosuna girer. 1980 yılına kadar pek çok oyunda yer alır. Figüran olarak başladığı tiyatroda, zamanla birden fazla küçük roller de oynamaya başlar, hatta yönetmen yardımcılığı dahi yapar. Bu arada sinemada da küçük rollerde oynamaya başlar, ardından o dönemin en sağlam ekibini oluşturan Arzu Film’e katılır. Arzu Film adına yan rollerde ve kalabalık bir kadroyla birçok film çeker. Şirket adına çektiği filmler sırasında, ileride yönetmen/oyuncu ikilisi olarak devamlı beraber çalışacağı bir isimle tanışır: Yavuz Turgul.

1984 yılında, Başar Sabuncu yönetmenliğinde çektiği Namuslu filmi ile kariyeri başka bir yola girer. Artık yanında başka bir başrol oyuncusu olmadan oyunculuğunu sürdürmeye başlar. Namuslu filmini 1985 yılında Çıplak Vatandaş ve Züğürt Ağa filmlerini 1986 yılında Milyarder ve Muhsin Bey takip eder. Ali Uyandıran’ın da mükemmel oyunculuğunun seyredilebildiği 1987 yapımı Selamsız Bandosu (son ana kadar Şampiyon’un akıbetini merak etmiştim ilk kez seyrettiğim zaman.) filmini, Ertem Eğilmez’in son filmi olan, Yeşilçam klişelerinin hepsinin kullanıldığı ve kitabın yazarına göre Eğilmez’in Yeşilçam ile hesaplaşması olan Arabesk filmi takip eder. Vasıf Öngören’in oyunundan Başar Sabuncu’nun senaryosunu yazdığı ve yönettiği Zengin Mutfağı, ki Şener Şen tiyatro oyunu olarak da bu oyunu oynamıştır-oynamaktadır, filmi ile 80’ler sona erer. 90’lı yıllara eski bir Yeşilçam yönetmenini canlandırdığı Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ve Şevket Altuğ ile beraber oynadığı modası geçmiş iki komedyenin tutunma (yaşama mı yoksa sahneye mi, her ikisine de belki?) mücadelesi verdiği, Yavuz Turgul’un “gölge”yi metafor olarak kullandığı Gölge Oyunu filmi ile merhaba der. 1993 yılında çekilen, bana göre en vasat filmi olan Amerikalı’yı, Türk sinemasının efsanesi Eşkıya filmi takip eder. 9 sene boyunca hiç film çekmeyen ama araya İkinci Bahar gibi (Atv’nin YOV zamanından kalan bir başka güzel dizi) bir şaheser sıkıştıran Şener Şen, 2005 yılında vizyona giren, yine bir Yavuz Turgul filmi olan Gönül Yarası ile film setlerine dönüş yapar. Gönül Yarası’ndan sonra eski bir kabadayı olan Ali Osman’ı canlandırdığı Kabadayı ve “Avcı” Ferman’ı canlandırdığı Av Mevsimi filmlerinde rol alır. Son filmi olan Yol Ayrımı ise 2017 yılında vizyona girmiştir.

Şener Şen hakkında daha söylenecek çok fazla cümle var aslında. Şener Şen magazinsel değildir, rol aldığı yapım her ne olursa olsun, reklam filmi dahi olsa, en iyisini oynar. Belirli bir standardı vardır ve onun altına hiçbir zaman düşmez. Yeteneklerine ve sinemaya ihanet etmediği gibi, her ikisine de hakaret sayılabilecek yapımlarda rol almaz. Belki de onu son yıllarda çok az izlemiş olmamızın sebebi budur.

Yazar Giovanni Scognamillo kitabı şu temenni ile bitirmiş, ben de bu temenniye yürekten katılarak incelemeyi sonlandırıyorum: “Daha nice öyküde onunla birlikte olmak dileğiyle…”
103 syf.
·Puan vermedi
Korku gerilim kitaplarına bayılırım bu kitabı da çok severek okudum. Evet insana bilimsel bir şey katmıyor. Tamamen zevk için okunacak bir kitap ve çokta güzel
210 syf.
·4 günde·6/10
Yeşilçam oyuncularının biyografi ya da otobiyografilerini okumayı seviyorsanız fırsat vermeniz gereken bir kitap olabilir. Şener şen in genel olarak filmlerinin irdelendiğini söylesem sanırım yanlış olmaz. Kitap bu filmler ve filmlerin analizinden ve Şener şen in bu süre içerisindeki değişim ve gelişimini anlatıyor. Deneme tadında olduğu için anlatımı monotonluktan kurtarmak için fotoğraflardan yararlanılmış çokta güzel olmuş. Yine de Türkan Şoray in sinemam ve ben kitabında olduğu gibi daha özel hiçbir yerde bulamayacağımız bilgilerin olmasını çok. İsterdim. Kitap bölümlere ayrılmış ve birçok yerinde başta şener şen olmak üzere çok fazla röportajlardan alıntılar yapıldığını da belirtmek isterim
174 syf.
·Beğendi·7/10
Mükemmel bir bilim kurgu kitabıdır. Başladığım gibi bitti. Azmin ve çalışkanlılığın ne olursa olsun daima başarı ile sonuçlanacağının anlatıldığı okunması gereken bir kitap Frankenstein'ın Laneti Giovanni Scognamillo (Jean Gennaro)
468 syf.
Kitap adından da anlaşılacağı üzere Türk sinemasının fantastik türündeki filmlerini incelemek amacıyla yazılmış.Ama fantastik tür mü yazmış fantastik olmaya mı çalışmış o kısmı anlayamadım.Tam bir çorba olmuş kitap.İçinde ne ararsan var.Röportaj,film özeti,kişisel yorum,alakasız filmler,tekrar tekrar aynı filmleri inceleyip boş bir sayfa doldurma çabası bile mevcut.Ansiklopedi tarzında yazılmak istenmiş ancak objektif olamamış gibi bir hava seziyorsunuz.Ardından kişisel yorumlarını dahil ederek filmleri özetlemeye çalışmış galiba diyorsunuz.Okurken bitsin diye bayağı bir çaba sarf ettim.Aşırı bilgilendim çok şey öğrendim diyebileceğim bir kitap olmadı ve vaktimi çaldığı için de bayağı bir üzgünüm.
210 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Şener Şen filmlerini yabancı bir yazarın gözüyle okumak farklı bir deneyim oldu. Figüranlıktan, karakter oyunculuğuna ve baş role uzanan bir başarı öyküsü. Gönüllerde taht kuran filmlerin hikayesi ile kitap ziyadesiyle beni mutlu etti.

Yazarın biyografisi

Adı:
Giovanni Scognamillo (Jean Gennaro)
Unvan:
İtalyan Asıllı Levanten Yazar, Sinema Tarihçisi, Araştırmacı, Eleştirmen, Çevirmen, Eğitmen
Doğum:
İstanbul, 25 Nisan 1929
Ölüm:
İstanbul, 8 Ekim 2016
Giovanni Scognamillo, (d. 25 Nisan 1929, İstanbul) İtalyan asıllı levanten yazar, sinema tarihçisi, araştırmacı, eleştirmen, çevirmen, eğitmen. Scognamillo ayrıca bazı Türk filmlerinde oyuncu olarak rol almış, bankacılık, reklamcılık, dekoratörlük, kitabevi yöneticiliği gibi pek çok farklı alanda da çalışmıştır.

Biyografisi
İstanbullu Rum bir anne ile yine İstanbul doğumlu İtalyan babanın tek çocuğu olarak 25 Nisan 1929'da İstanbul'da doğdu. Elhamra Sineması'nın müdürü olan babası Leone Scognamillo sayesinde sinemayla tanıştı. İtalyan Lisesi'ni bitirdikten sonra 1948 yılında yabancı basın kuruluşlarında sinema yazıları yazarak profesyonelliğe adım attı. 1948-61 yıllarında başta İtalyan, Fransız, ABD, Norveç basını olmak üzere yabancı dergi ve gazetelerde birçok yazısı çıktı. Daha sonra 1961'de Akşam Gazetesi'nde sinema eleştirileri yazmaya başladı. Akşam'la başladığı Türk basınındaki sinema yazarlığını Yön, Sinema 65, Ulusal Sinema, Yedinci Sanat, Yeni Sinema, Ses, Hayat, Bravo, Video-Sinema, Beyaz Perde, TV'de Yedi Gün gibi gazete ve dergilerde sürdürdü.

Bir süre Erler Film ve Ulusal Televizyon’da danışmanlık ve çevirmenlik görevlerini de üstlenen Scognamillo ilk iki kitabını 1965'te Agah Özgüç'le birlikte yazdı. Bu kitapların adları "1965 Sinema Yıllığı" ve "Türk Sinemasında Kadın ve Seks" ti. 1973'te yazdığı "Türk Sinemasında 6 Yönetmen" kitabıyla birlikte bugüne kadar 40'ın üzerinde kitap yazmış onlarca kitabı da Türkçe'ye çevirmiştir.

60 yıldır sinema, fantastik edebiyatı, bilimkurgu, korku edebiyatı ve okkültizm üzerine kitaplar ve yazılar yazan Giovanni Scognamillo 1997-1999 yılları arasında sadece dört sayısı çıkan Nostromo bilimkurgu dergisinin de editörlüğünü yapmıştır.
2006 yılında "Beyoğlu'nda Bir Levanten: Giovanni Scognamillo" adında belgeseli de yapılan Scognamillo, halen Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde "Türk Sineması" dersleri vermektedir.

Ödülleri
-1996 8. Uluslararası Ankara Film Festivali Yaşam Boyu Katkı Ödülü
-2000 19. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülü

Yazar istatistikleri

  • 22 okur beğendi.
  • 266 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 239 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.