10/10
·208 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 23:44
Herkese selamlar, Bugün İbrahim Kalın'ın Gök Kubbenin Altında adlı eseri ile karşınızdayım. Eser,Söyleşi-Röportaj türünde yazılmıştır. Gayet anlaşılır ve akıcı bir üslupla aktarılmıştır. Okuyunca sıkılmayacağınızın teminatını verebilirim. Eser,felsefeden sanata, tarihten günümüze kadar uzanan derinlikli bir yolculuğa çıkartıyor bizleri.Tarih, felsefe, siyaset, spor, müzik vb birçok alanda kendini geliştiren yazarımız,bu eserinde toplumumuzun, dünyamızın sorunlarını, eksikliklerini ve var oluşumuzun getirdiklerini neden-sonuç ilişkisi içerisinde sentezleyerek bizlere aktarmıştır.Belirli bir konu üzerinde durulmamakla birlikte, soru- cevap şeklinde yapılan bir sohbetin yansımasıdır kitap. Bu kitaptaki mülakatlar (soru-cevap) varlık ve hiçlik, zaman ve mekân, insan ve tabiat, dünya ve ukbâ, akıl ve kalp, modernite, çağdaş dünya, İslam ve batı ve daha birçok konudan oluşmaktadır. Bizim asıl Gök Kubbemiz sema'dır. Sema da insanın ufkunu genişleten bir alandır. İbrahim kalın’ın cevaplarında bilgi kadar içtenlik, samimiyet ve düşünce kadar da duyguya da yer veriliyor.Altını çize çize ilerlediğim bir eser oldu. Bazı konularda uzun uzun tefekkür etme olanağı yakaladım. Mutlaka okumalısınız. Kitapla kalın, bilgiyle kalın.
Gök Kubbenin Altındaİbrahim Kalın · Mecra Kitap · 20221,704 okunma
Dewrimci Bir İbadet Hacc
10/10
·
Beğendi
HACC Hacc tecrübesi bana neler öğretti. Kişi hacca giderken kendi kendine "hacc ne demektir diye sormalı ve haccın Allah'a doğru yükselmesi olduğunu bilmelidir." Hacc ibadeti pek çok şeylerin aynı anda gösterisidir. Gösteride Allah, sahnenin yöneticisidir. Adem, İbrahim, Hacer ve şeytan başlıca karakterleridir. Sahneler Mescid'ûl Haram, haram bölge[Mıntıka-i Haram] meş'a [Safa-Merve arası]Arafat, Meş'ar [Arafat'la Mina arasında hacıların gece kaldığı ve şeytan taşlamak için taş topladığı yer] ve Mina’dır. Önemli semboller Kâbe, Safa, Merve, gündüz, gece, güneş ışığı, güneşin batışı ve kurbandır. Kostüm ve makyaj ihram, halk ve taksirdir. Hacc'a giden kişiler erkek, kadın, genç ve yaşlı siyah beyaz ne olursak olalım Allah'la şeytan arasındaki karşılaşmada Adem İbrahim ve Hacer'in rolü tarafımızdan oynanır. Hacc'da şunlar şöyle yapılmalı böyle yapılmalı gibi şeylerden ziyade Hacc'ın Müslümanlara niçin farz olduğu üzerinde durulup öğrenilmesidir. Boş Bir Felsefeyi Red Hayat yaşadığımız şekliyle tiyatroyu andırır. Kişi gayesiz, gece ve gündüzleri izler. Gün be gün yaşamayı temel kabul eden insanın yönü yoktur. Amacı sadece yaşamaktır. "Yaşayan bir bedende ölü bir ruhtur var olan. Ama Hacc olayı bu sağlıksız durumu değildir. İnsan Hacc'a gitmeye karar verdi mi gerekli adımı attı demektir. Hacc'ı gerçekleştirme yoluna girilmiştir. Hacc gayesizliğin karşıtıdır. Evinden çıkacaksın Allah'ın evini [BEYTULLAH] veya insanların evini ziyaret et, çevreni terk et, pak topraklara git orada Meş'ar-i Haramın cana can katan seması altında Allah'la [CC] karşılaşabilirsin. Çektiğin yabancılıklar bitecektir. İnsan sonunda kendini bulacaktır. Allah'a Ulaşma Hacc, haram aylardan Zilhiccede yapılır. Mekke toprağı asûde ve huzur doludur. Çöl korku nefret ve savaşın yerine barış ve
Düşünce
HaccAli Şeriati · Özgün Yayıncılık · 20061,634 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan&Hayat
10/10
·518 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
148 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2024 15:16
" İnsan, ihanete uğrayınca, avunabilmek için, yakınlık gösterebileceği kimselerin yanında bulunmak ister" Kitap uzun zamandır beklediğim yoğunlukta anlam ve ihtiva içeren; hayatı ve içindeki insanı çok ince detaylarına kadar manalaştırmış dünya, ukba, inanç bütünlüğünde bir perspektifle gergef edilmiş sürükleyici ve anlam içeriklidir. Okunması ve okunmasına teşvik amaç edinilmelidir ki incelemenin başında kitaptan bir alıntı bizlerin yaşamda kitapları dost edinmemizin bir sebebi ve bu dostluğa değer bir yargıyla başlamak istediğim ve bu kitabın çoğunluğun hayatına dokunacak bir yanı olduğundan sebeple öncelikli okunmasına salık vererek , hayatın zorluklarıyla kolay yüzleşmeyi çabuklaştırabilir olarak düşündürdü. Yazarıda minnetle anıyorum ki ruhu şad olsun bize yakın bir dünya klasiği olarak eser vermiştir.
Derviş ve ÖlümMeşa Selimoviç · L&M Yayınları · 20072,187 okunma
10/10
·183 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
Şair Mahmut Topbaşlı'nın Şiir / Gönül Dünyası “Gönül Bu” Şair Mahmut Topbaşlı’nın, Yüzakı Yayıncılık etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu şiir kitabı. “Sevgi Irmağı, Açık Dilekçe ve Sevinçlerin Ardında” bölümlerinden oluşmaktadır. Yüz seksen dört sayfa hacmindeki eserde, yüz on üç şiir yer almaktadır. Gerek M. Ali Eşmeli’nin takdim yazısı gerekse de Musa Serin’in samimi bir şekilde yazdığı takriz yazısı ile şiirlere dair bir ön çerçeve sunulmaktadır. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere şiirler gönüle, aşka, maneviyata, insana ve hayata dair konular ihtiva etmektedir. “Gönül Bu” ayrıca kitaptaki ikinci sırada yer alan şiirin adıdır. Şiir geleneğimizde olan hece şiirlerinin genelinde, şairin Günbeyli mahlasını kullandığını görmekteyiz. Şiir tekniğinden, hece ve kafiye düzeni gibi kalıplardan ziyade şiirlerin daha çok özüne, derinliğine ve anlatımına odaklanmak istiyorum izninizle. Şu kadarını söyleyebilirim ki şiirlerin geneli dörtlüklerden oluşmaktadır. Beyit tarzı, beşli, üçlü mısra formunda yazılmış şiirler de yer almaktadır. Satırlar dolu dolu ve anlatım derinliği taşımaktadır. Şiirlerde abartılı tezyinler içermez. Zarifoğlu’nun tabiriyle “ayran kabartan” hamaset taşıyan şiirlerinden değillerdir. Ayakları yere basan dinginliktedir şiirler. Son zamanlarda okuduğum en güzel hece şiirlerinden diyebilirim. En dikkatimi çeken şey ise bazı şiirlerde son bölümde yer alan birer satırlık pekiştirme mısralarının kullanılmasıdır. Kitapta daha çoğunlukta konulu şiirleri görmekteyiz. Şairin genel manada bir kültür şiiri yazmış olduğunu söylesek yanlış olmaz. Medeniyetimizin bir “gönül medeniyeti” olduğunu bizde söylesek yeridir. Gönül, aşkın dostudur. Bedeni, dünya kabul edersek gönüle, ukbâ diyebiliriz. Gönülde yaşlanma yoktur. Olsa olsa dünya değiştirme vardır. Nefis,
Gönül BuMahmut Topbaşlı · Yüzakı Yayıncılık · 20151 okunma
Puan vermedi·340 syf.··
2023 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2023 00:00
Kaç yıl önce aldık, nereden aldık, neden aldık bu kitabı bilmiyorum. Bu ramazan artık okumanın zamanı geldi diyerek elime aldım. İyi ki de almışım, 300 sayfadan oluşsa da üç günde kitabı okudum. Hasan Kamil Yılmaz Bey’in “öğretim üyeliği tezi” olarak #erkamyayınları tarafından basılan eser çok geniş biyografik, tarihî ve tasavvufî bilgiye sahip. Bir İstanbul gezisinde rotamızı Anadolu yakasında Aziz Mahmud Hüdaî Türbesi‘ne çevirmiştik. Öğle vaktine denk gelmiştik galiba; okunan ezan, merdivenlerden yukarı çıkarken hissettirdiği huzur caminin avlusunda da iyice içine çekmişti bizi. İşin ilginci kitabı okurken de aynı hissiyata kapıldım. Gelelim kitaba: Bu kitap sayesinde 12. ve 19. yüzyıl arasında İslam coğrafyasındaki manevî eğitim okullarının ne kadar da geniş ve birbiriyle içiçe bir yapıya sahip olduğunu gördüm . Manevî okul diyorum çünkü neredeyse her ilçede her mahallede bir tekke bulunmakta ve herkes neredeyse bu tekkelerden yararlanmakta. İslam’ın yayılmasında neden bu kadar etkili olduğunu da tarihi süreç anlatımında kavramış oldum. Tasarruf, tarikatlarlar, tarikata giriş, zikir, menkibeler, Halvetiyte-Celvetiyye farkı, silsileler, vird vb. konularda kimi zaman geniş, kimi zaman özlü bilgiler verilmiş. Aziz Mahmud Hüdaî ( 1541-1628) ile ilgili bilgiler yanında bir çok tasavvuf ehlinin de hayatları ile ilgili kısa bilgiler içermekte kitap. Aziz Mahmud Hüdaî’nin bir musikişinast olduğunu da bu kitap sayesinde öğrendim . Neyleyim dünyayı Bana Allah’ım gerek Gerekmez masivayı Bana sultanım gerek Ehli dünya dünyada Ehli ukba ukbada Herbiri bir sevdada Bana Allahım gerek … Beyhude hevayı ko Hakkı bula gör ya Hu Hüdayinin sözü bu Bana Allah’ım gerek
Aziz Mahmud HüdayiH. Kâmil Yılmaz · Erkam Yayınları · 201195 okunma
Lilima
Puan vermedi·125 syf.··
2023 15. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2023 22:57
Lilima - Ahmet Kara Kaç sayfalık bir kitabın kahramanıyız bizler? Kaçıncı sayfasından gülüyoruz dünyaya, kaçıncı sayfasında matem havasına bürünüp arşa sunuyoruz kalbimizi? Hayat, içinde debelenip durduğumuz bir macera. Türlü mahsulleri ekip kaldırdığımız, sayısız insana ev sahipliği yaptığımız geçici bir yurt. Hepimiz kendi hayatımızın baş kişisiyiz. Fakat bir o kadar da farklı hayatları yaşıyoruz yanımızdaki kişilerle. Roller değiştikçe bakış açımız yenilenip tazeleniyor. Bazen bir baba, aynı zamanda bir oğul, bir makine ustası ve bir eş olabiliyor. Bir hayatın içinde türlü hikâyelerin asıl kişisi hâline geliyoruz. İşte bu kitap; herkesin kendine has bir hikâyesinin olduğunu okuyucuya sunuyor. Hepsi özge, biricik ve değerli olan hikâyeler. Aynı zamanda meydana gelen farklı olayları, farklı zamanda meydana gelen aynı acı ve düşünce ile harmanlıyor. Münferit bulunan her olay, bir bütünü temsil ediyor. “Sıcak bir yaz günü ölmeli insan” diyerek bir baba oluyorsunuz, bir kaçakçı oğlu olup yürüyorsunuz, “babanmış” denilen bir adamı görmeye gidiyorsunuz, nefesi çilek kokan Kerem’i görüyorsunuz. Dik üçgenin tepesinde dört köşe olan bir adam oluveriyorsunuz işte. Basitin içindeki derin detaylarla zihniniz filizleniyor. “Alt tarafı bir kedi” demiş olduğunuz cümleler büyüyor. Baba ve evlat ikileminde gidip geliyorsunuz. Koşup duruyorsunuz. Haklı haksız davası pek mümkün değil. Baktığınız yerde düşünme gücünüz artıyor, burada her şey mümkün ve farklı. Bu kitapta herkes baş kişi. Tüm detaylar iç içe girmiş sebepler yumağı. İpin ucunu bir tutmaya görün yeter ki. Gerisi çorap söküğü. Kitaptaki tüm hikayeleri, yüreğimde yer edinmesi içtenliği ile okudum. Bir kısmında
Edebiyat
LilimaAhmet Kara Kartaloğlu · Şule Yayınları · 202340 okunma