"Bak evladım! Haram yemek kalbi öldürür. Lokma vardır, kalbini nûrlandırır; lokma vardır, onu karanlığa boğar. Yine lokma vardır, seni dünya ile meşgul eder; lokma vardır, ukba ile meşgul eder. Lokma vardır, seni her iki dünyanın da zahidi yapar, gönlünü dünya ve ahiretin Halık'ına yöneltir. Haram yemek, seni dünya ile meşgul eder ve masıyetleri sana sevimli gösterir. Mübah yemek, seni âhiretle meşgul eder ve tâatleri sana sevdirir. Helâl yemek ise kalbini Mevlâ'ya yaklaştırır. Yiyeceklerin keyfiyeti ve tesiri ancak mârifetullah ile bilinebilir. Marifetullâh ise kalpte olur, kitap ve defterde değil. Marifeti ilâhiyye, Halık'tan kalbe ihsân edilir; mahlûktan değil. Bu ise tevhîd-i ilâhîyi tasdîk ve ilâhî ahkâmla amel ettikten sonra tahakkuk eder."
Abdülkadir Geylani hz.·Kitabı okuyor
Mevlâm, ne dünyada ne ukba da ayıbımızla, günahımızla bizleri utandırmasın inşallah. Rabbim, 'Hiç'liğimizi fehmetmeyi bizlere keremiyle lütfeylesin.
Sayfa 185 - Kurtuba Yayınları·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dünyâ, bu üzerinde yaşadığımız ‘arz’ demek değildir. Dünyâ, seni Allah’tan gâfil kılan her şeydir. Gaflet uykusundan uyanmayanlar, aldanış içindedirler. İnsan bu gaflet uykusundan nasıl uyanır? Tevhîdle uyanır. O zaman dünyâ nedir, ukba nedir, bütün bunlara ârif olursun.
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Alıntı
Dünya ayrı, ukba ayrı...
Açıklandığı üzere, dünyadaki muhasebe toplumsal, âhiretteki muhasebe ise bireyseldir. Zira âhirete ilişkin sorumluluk da bireyseldir. Bu birçok âyet-i kerîmede gösterilmiştir. Nitekim Allah buyuruyor: "O dediği şeye biz varis olacağız ve bize tek başına gelecek." (Meryem, 80) ve ayrıca "Hiçbir günahkâr başkasının yükünü yüklenmez; insana kendi yapıp ettiklerinden (sa'y) başkası yoktur. Ve ne yapıp ettiği de yakında görülecektir." (Necm, 38-40)
Din
Ey (bazı) insanların varlığını inkâr ettiği Allah! Ey bütün evrenin varlığını kabul ve itiraf ettiği Allah! Mademki bu sözüm davamın sonudur; Merhamet ederek yardım kulağıyla beni dinle. Eğer yanlışlık sahasına bir adım attıysam da, Amacım ancak Sana giden doğru yolu bulmaktı. Gönlüm Senin yolundan ne kadar sapsa da, Yine de Senin aşkının mayası ve heyecanıyla doludur. Artık bana ahiret âleminin yolu açıldı; Orayı hiç korkmadan ve telaş etmeden seyretmekteyim. Çünkü ben Senin gibi bir Mevlâ’nın, Bir kuluna hayat bağışlayıp; Ömrü boyunca ona bunca iyilik ve yardımda bulunup da, Öldüğünde onu sonsuz bir azaba mahkûm edeceğini hayal bile edemem. Edhem Pertev Paşanın Voltaire'den tercüme ettiği Münacat Ey nice kesan zatım inkâr eden Allah Ey cümle cihan varlığın ikrar eden Allah İşte bu sözümden yana çün âhır-i dâva Et merhameten gûş-i inâyet ile isga Ger attım ise sâha-i sehv üzre bir âdım Ancak sana doğru yolu bulmaktı muradım Gönlüm ne kadar sapsa da kasd-i talebinle Lâkin doludur mâye-i şevk û şegabinle Hâlâ bana açıldı reh-î âlem-i ukba Bîhavf ü telâş etmedeyim ânı temaşa Zîrâ ki tasavvur edemem sen gibi Mevlâ Bir bendesine feyz-i vücud eyleye îta ömründe anâ bunca inâyet edip îsar Öldükte azâb-ı ebede ede giriftar
Ukbâ
Ölünür mü özlemekten? Çok korkuyorum sensiz ölmekten. Terk eder mi insan yekten? Gider mi ansızın çok sevmişken?
Sayfa 47 - E-kitap·Kitabı okudu
Alıntı