Oblomov ağır ağır, dertli dertli sırtüstü döner, gözlerini pencereye diker, dört katlı bir evin ardına doğru ihtişam içinde batan güneşi hüzünle seyrederdi.
Sağlığı yerinde bir memurun bir deprem falan olmadıkça işe gelmemezlik edemeyeceğini gördüğü zaman Oblomov’un fena halde canı sıkıldı. Aksi gibi Petersburg’da da hiç deprem olduğu yoktu. Sel de bir özür sayılabilirdi, ama o da kırk yılda bir olurdu.