"Uzun bir holden geçerek ulaşıyorum evin salonuna. Siyasi Şube'nin acar komiseri Sadi'den önce kuşların cıvıltıları karşılıyor beni. Bir evin salonundan çok kuşçu dükkânına benziyor burası. Süslü kafeslerde, rengârenk, yirmiye yakın kuş neşeyle ötüşüyor. Sanki ölü evi değil düğün yeri."
"İstanbul'a geldiğin yedi yıl boyunca, kusursuz bir cinayet işlemişim duygusunu vermeye çalıştım sana. Bunun işe yaramadığını da söyleyemezsin. Ama ben adam öldürecek cesarete ya da vahşiliğe sahip değilim. Zekâsını yalnızca sevdiği kadını kendine bağlamak için kullanabilecek, iflah olmaz bir aşığım sadece."