Ulaş Kırbaş

7/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2024 02:33
Ahmet Ümit'in 1998 yılında yayımlanan, polisiye/cinayet türündeki romanlarından biri. Ancak buradaki tek konu bu değil bu kez. Moskova'da başlayan ve devam eden bir cinayet serüvenini, soruşturmasını kapsıyor roman. Fakat cinayet bir kenara dursun, Türk devrimciler ve komünizm kitabın ana konularından. Moskova'ya eğitime giden TKP üyeleri ve onların macerasını anlatıyor. Kitabın başlarında gerçekleşen bir cinayet ve cinayeti gerçekleştiren katilinin bulunması üzerine devam ediyor. Ahmet Ümit'in biraz daha farklı bir anlatımı var burada. Her okuyanın beğeneceği ve sürükleneceği bir roman olduğunu sanmıyorum. Hâlbuki onun romanlarını sırasıyla okurken bu romanı da isminden çok etkilenmiş ve umutlanarak almıştım. Kitabı okurken akıp gittiğini söyleyemeyeceğim. Sıkıcı demek biraz sert kaçar belki ama soğuk geçen kısımlar oldu. Son sayfaları daha hızlı aktı. Yazar, bir karakter anlatımı için onun geçmişten başlayıp bu kurgudaki rolüyle nasıl bir alakası olduğu ana kadar gelip anlatırken sayfalar biraz ağır akabiliyor. Özellikle de parti, siyaset, devrimci olma duygusu, komünizm gibi konulara biraz uzaksanız ve o döneme ait bilgileriniz yeterli değilse biraz daha boğuklaşabiliyor roman. Keza yaşadığın, büyüdüğün ülkeye ve değerlerine sık sık değiniyor yazar. Ancak bunun yanında asıl cinayetin peşine düşülüp soruşturma sürdüğü zaman daha iyi akıyor, o zaman sayfalar daha hızlı çevriliyor. Tüm bunlarla birlikte Ahmet Ümit'in zaman, mekân ve karakter anlatma kabiliyetine diyecek bir şey yok tabii. Kitap Moskova'da geçiyor ve okurken orada, o kışın soğuk havasında ve karları üzerinde gibi hissediyorsunuz muhakkak. Ayrıca yazarın çok iyi bir araştırma yaptığını da düşünüyorum. Elbette okunulabilecek bir roman, şans verenlere keyifli okumalar dilerim. Ahmet Ümit
1000Kitap
Kar KokusuAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 20199,4bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
9/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2024 00:00
Agatha'nın Anahtarı, Ahmet Ümit'in on beş bölümlük farklı hikâyelerden oluşan polisiye türünde kısa bir kitabı. İlk hikâyesinin adı Agatha'nın Anahtarı ve kitap da adını buradan almış. Geri kalan on dört bölüm de kendine özgün hikâyesiyle tasarlanmış. Başkomiser Nevzat ve yardımcısı Ali'nin ilk kez sahne aldığı kitap aynı zamanda Agatha'nın Anahtarı. İlk bölüm Agatha Christie'nin zamanında Türkiye'yi ziyaret ederek kaldığı Pera Palas Oteli'nde geçirdiği geceden de esinlenilerek yazılmış başlangıç kurgusu olmuş. Bundan sonra tamamıyla Başkomiser Nevzat'ın türlü vakalara atıldığı bölümleri keyifle okuyoruz. Belki bir o kadar daha olsa yine okunurdu. Çünkü zaten yazar da çok ayrıntılara girmeyerek, irdelemeyerek, gerekli bilgiler ve betimlemelerle gayet başarılı polisiye hikâyeleri yazmış. Okuması sürükleyiciydi ve keza çerezlik bir kitap da denilebilir. Yolculuk esnasında, anlık boş vakitlerde okunulacak türden. Ben çok severek ve yer yer gülerek dahi okudum. Favori bölümümün "Arsadaki Bacak" olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında hepsi yine çok güzeldi ve hızla sayfaları çevirip sürüklenebileceğiniz şekildeydi. Bu kısımda şuna da değinmek gerek: Ahmet Ümit, Başkomiser Nevzat karakteriyle vakaları bir bir çözerken aynı zamanda bu hikâyelerdeki cahilliği, kıskançlığı, haset duygusunu, önü alınamayan nefsi de düşündüğünüzde gerçekler üzerinden anlatmış. Bundan dolayı da tebrik etmeli. Başkomiser Nevzat ve yardımcısı Ali'yi de ilk kitabından tanımak benim için daha iyi oldu. Onları yine okumayı düşünüyorum elbette. Yine bir Ahmet Ümit romanında görüşmek üzere. Ahmet Ümit
1000k
Agatha'nın AnahtarıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201914,1bin okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2024 00:00
Bir Ses Böler Geceyi, Ahmet Ümit'in ilk dönem romanlarından, karakter ve atmosfer yaratmada saf yeteneğini görme açısından önemli bir fırsat, diyor arka kapağında. Çoğunlukla etkilenerek okuduğum akıcı, kısa bir romandı. Başkarakter Süha'nın akademik bir araştırma yapmak için yola çıkmasıyla başlar roman. Bir Alevi köyü mezarlığında arabasıyla kaza yapar. Ardından köyde hiç beklemediği olaylara şahit olur ve oradan itibaren anlatı akıp gider. Bir yanda Alevilik adı altında hakikati arayan İsmayil'in hikâyesini okurken, diğer tarafta bunu gören ve dinleyen Süha'nın hikâyesini okuruz. Uygun geçişlerle genel olarak bu iki karakterin hikâyesini anlatır Ahmet Ümit. Beklentinin altında kalsa da akıcı ve sürükleyen yapısı var romanın. Ya da ben nereye bağlanacak diye okurken böyle hissetmiş olabilirim. Kitapta asıl üzerinde durduğu nokta ise Alevilik ve şeriat, tarikat, marifet ve hakikat kapıları. Bunlar üzerinden de sağlam bir örgü kurmuş ve sorgulatmış. İsmayil'in tabutu başında anne ve babasının çabasını, İsmayil'in dualanması için onun hakkında yaşadıklarını ilk ağızdan anlatmaları zaten romanı oluşturuyor. İsmayil'in hakikati arayışı ve kâmil insan olma yolunda neler yaptığını, düşündüğünü ve nasıl bir arayış yoluna girdiğini anlatıyor. Tüm bunlarla beraber romanın son sayfalarında akıcılık artıyor. Süha'nın yaşadıkları, içsel çekişmeleri ve kendini anlamaya çalışması okuyucuyu da afallatıyor. Hayal mi gerçek mi derken son sayfayı aralıyor ve o geceye veda ediyorsunuz. Kısa ve fena olmayan bir roman. Bir Ahmet Ümit daha okumuş olmak da güzel. Ahmet Ümit
1000Kitap
Bir Ses Böler GeceyiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 20199,6bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2024 00:00
Neredeyse artık okumayanın kalmadığı, o güzel klasiklerimizden biri. Ben de yeni okumuş oldum. İçimde kalan birkaç düşünceyi aktarmak isterim. Raif Efendi ve onun iş gereği gittiği Almanya'da bir zaman sonra sergide rastladığı bir tabloya olan ilgisinden, etkilenmesinden sonra gelişen olayları anlatır Kürk Mantolu Madonna. Raif Efendi bu tablodaki resmedilen kadına ilgi duyar. Onun iç düşüncelerini ve yaşadıklarını daha derinden okumaya başlarken olaylar gelişir. Raif Efendi'nin sıkıcı ve monoton geçen günleri bir anda değişmiş ve içinde büyük hayallerle yaşamaya başlamıştır. Çok büyük arzularla dilediği, hayal ettiği şeyler gerçek olur fakat bu kez onu bekleyen durum hayallerindeki kadar kolay olmayacaktır. Kürk Mantolu Madonna, Raif Efendi'yi anlatan, onun düşüncelerinde okuyucuyu gezdiren, kurgusuyla ve anlatımıyla tümüyle etkileyen ve sonuyla da imzasını atan başyapıtlardan biri. Özellikle yine sonu çok güzeldi. Etkileyiciydi. Bu zamana kadar okumamış olmak üzse de yeni okumuş ve hafızamda taze kalacak olmasının da mutluluğundayım. Kısa olmasıyla ve anlatımıyla Sabahattin Ali'nin önde gelen eserleri arasında yer alan Kürk Mantolu Madonna'yı okumalı. Hep merak ederdim, sonunda merakımı gidermiş oldum. Çok çok güzeldi. Okurlarına keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2024 00:00
O kadar güzeldi ki... Hayranlıkla ve her satırında içimde bir buruklukla okuduğumu söyleyebilirim. Yazar o kadar güzel işlemiş ki konuyu, Müzeyyen Güner'i okurken duygulanmamak elinizde değil. Alzheimer başlangıcı teşhisi konulan Müzeyyen bakımevinde kalır. Onun en yakın dostu Müjgan onu her ayın son perşembesi ziyarete gelir ve "Hatırlar mısın Müzeyyen?.." diyerek onu türlü eski anılara, yaşanmışlıklara götürür. Kitapta hem günümüzden hem de Müzeyyen'in gençliğinden olmak üzere anlatım vardır. Geçmişte yaşanılan her şeyi tüm sıcaklığıyla okuruz. Okurken bütün karakterleri çok iyi tanıtıyor yazar. Kimin nasıl bir huya, nasıl bir yaşama sahip olduğunu ince ayrıntısına kadar zamanla anlıyorsunuz. Anı dolu günler Müzeyyen'in ve Müjgan'ın dilinden okuyucuya aktarılıyor. Siz Müzeyyen'i dinlerken sanki sadece size anlatıyormuş gibi de oluyor. Eski sanatçıları, şarkıları da anıyorsunuz böylelikle. Müzeyyen'i ve ismini tanıyorsunuz. Her sayfasını büyük bir duygu yüküyle çevirdim. Keyifle okudum. Sonunu hep merak ettim ve merak ettiğimi de aldım. Hüzünlü, şaşırtıcı, kıymetli bir sonu vardı. Alıntı paylaşımlarımdan da anlaşılacağı üzere neredeyse her sayfasında bir alıntı buluyordu gözlerim. Birçok hoşuma giden alıntısı oldu. Anlatım dili çok güzeldi ve bana fazlasıyla geçti. Yine gördüğüm anda merak ettiğim, arka kapağını çevirip konusunu okuduğum bir kitaptı. İyi ki almışım. Kitabı okurken kendinizi o sıcaklıkta buluyorsunuz. Hatıralarda yer ediniyor, ne çok şey yaşamış bu 59 yaşındaki kadın derken neleri kaçırdığını da anlıyorsunuz. Biraz duygulandıran, biraz güldüren, sayfasına atılan bir sonraki tarihte neler olduğunu merak ettiren bu kitapta o kalıp soru aklınızda kalıyor. Her geldiğinde bu soruyla onu geçmişe götüren Müjgan'ın sözleri: "Hatırlar mısın Müzeyyen?.." Bir
1000Kitap
Hatırlar Mısın Müzeyyen?Sena Pekşen Şanlı · Otantik Kitap · 202217 okunma