Avrupa Yeni Sağı ile Alternatif Sağ arasında ırk konusundaki farklılaşma kısmen antisemitizm meselesi etrafında gerçekleşti. Bu kitabın dördüncü bölümünde de tartışıldığı gibi, antisemitizm Alternatif Sağ'ın dünya görüşünün önemli bir unsurudur. İster görece ılımlı Alternatif Sağ'da yaygın olan komplocu antisemitizm, ister Kevin Macdonald'ın sözdebilimsel çalışmaları veya Alternatif Sağ'ın daha uçtaki çevrimiçi unsurlarının daha basit ve kaba Holokost inkârcılığı olsun, antisemitizm Alternatif Sağ'da açık ve Avrupa Yeni Sağı'ndakinden çok daha farklı bir rol oynar.
Öte yandan, Avrupa Yeni Sağı ile Alternatif Sağ'ın büyük bölümü arasındaki en önemli ayrım konusu Alternatif Sağ'ın ırk meselesiyle olan meşgalesidir. Graham Macklin'in Key Thinkers of the Radical Right'ta Greg Johnson hakkındaki biyografik bölümde belirttiği üzere "Avrupa Yeni Sağı düşünürleri, [...] biyolojik ırkçılığı hatalı ve geçmişte kalmış bir doktrin' olarak bilinçli bir şekilde reddederken", Johnson'ın ırkla bir "meselesi" olduğunu ve bunun da zaman zaman çağdaş Alternatif Sağ'ın büyük bölümü tarafından paylaşıldığını dile getirir. Bu fark 2013 yılında, Jared Taylor'in American Renaissance'ıyla bir röportaj yapan de Benoist tarafından bizzat dile getirilmiştir:
Sizinle kendimi kıyaslamak gerekirse aklıma gelen ilk fark benim ırkın ve ırkın öneminin farkında olmam, ama ona sizin verdiğiniz ciddi önemi vermiyor olmamdır. Irk benim için bir faktördür, ancak pek çok faktörden sadece biridir.
Irkla ilgili bu tutum, Alternatif Sağ'ın büyük isimlerinin çoğundan ciddi ölçüde farklıdır ve kimileri, Richard Spencer'ın Alternatif Sağ Manifesto'sunun açılışındaki "Irk gerçektir. Irk önemlidir. Irk, kimliğin temelidir" sözlerine mesafeli dururlar. Bar-On'un Key Thinkers of the Radical Right'ta Spencer hakkındaki biyografik bölümde açıkladığı gibi, "ırkın manifestonun ilk maddesi olması çok önemlidir, çünkü Spencer'a göre Amerika Birleşik Devletleri Avrupalı olmayanlar, beyaz olmayanlar, siyah ve Yahudilerden arınmış, ırk temelli bir etnik devlet olmalıdır."
İlginç biçimde, ırkla kimliğin bölünmezliğine, ayrıştırılamazlığına ve etnik temelli devletlere olan ihtiyaca yapılan vurgu Avrupa Yeni Sağı ile onun Alternatif Sağ'daki en yakın ideolojik halefleri olan Avrupa kimlikçi hareketi arasında bir ayrışma noktasıdır. José Pedro Zúquete'nin The Identitarians'ta Nouvelle
Alternatif Sağ fikirlerinin ve ideolojisinin analizinde Avrupa yeni sağ düşüncesinin rolü büyük ölçüde yok sayıldıysa da, Alternatif Sağ'ı Avrupa Yeni Sağı'nın büyümesinin devamı gibi görmek de hatalı olacaktır. Yukarıda bahsedilen etkiler ve etkileşimler Alternatif Sağ'ın gelişiminde çok açık ve merkezî bir önem taşımakla birlikte, kısaca bahsetmenin uygun olacağı önemli farklar da söz konusudur. Counter-Currents'a yazan Morgan "tıpkı Avrupa Yeni Sağı'nın gayet Batı Avrupa'ya özgü olması gibi, Alternatif Sağ da diğer kültürel bağlamlara toptan ihraç edilemeyecek türden, kendine özgü bir Amerikan mamulüdür” diyerek her ikisi arasında “içkin bir çatışma” olmamakla birlikte ikisinin temelden "farklı" olarak anlaşılması gerektiğini vurgular.
Avrupa Yeni Sağı ile Alternatif Sağ arasındaki önemli ayrımlardan biri, Avrupa Yeni Sağı'nda anti-Amerikancılığın merkezî konumudur. Bar-On, GRECE'nin anti-Amerikancılığının 1975'ten beri söz konusu olduğunu ortaya koyarak 1989 sonrası dönemde "Avrupa Yeni Sağı öfkesini ve zehrini giderek ayakta kalan tek süper güç olan Amerika Birleşik Devletleri'ne yöneltti zira bu devlet dünya tarihindeki en homojenleştirici, şeytani ve açgözlü makine gibi görülür oldu" diyordu. GRECE'nin 1991 tarihli seminerinin başlığı "Tehlike: Amerika Birleşik Devletleri" idi. 1980'lerde "komünizm sevgisi ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne hayırhah bakan bir tavır" benimsedi ve Eatwell'in öne sürdüğü üzere, "de Benoist Amerikan bireyselciliğini ve materyalizmini komünizmden daha büyük bir tehlike olarak gördü", ki bu duruş çağdaş Alternatif Sağ ortamlarında tamamen lanetli sayılabilecek bir duruştur. Richard Spencer "Amerika hakkında kararsız" olduğunu söylerken, Amerikalılar ve Amerikalı milliyetçi hareketler Alternatif Sağ'ın gelişiminde kritik
[Metapolitika] siyasetin başka yollarla yapılması değildir. Entelektüel hegemonya tesis etmek, başka muhtemel tavırları veya gündemleri gözden düşürmek çabası da değildir. [Metapolitika] sadece fikirlerin kolektif bilinçte ve daha genel olarak insanlık tarihinde kilit bir rol oynadığı ön kabulüne dayalıdır. [...] Tarih insan iradesinin ve eyleminin sonucudur, ancak bu sonuç daima anlam ve yön veren inançlar, temsiller ve kanaatlerin çizdiği çerçeve içinde meydana gelir. Fransız Yeni Sağı'nın amacı bu toplumsal tarihsel temsillerin yenilenmesine katkıda bulunmaktır.
GRECE ise Fransız Yeni Sağı (Nouvelle Droite) olarak tanınageldi ve 1999'da de Benoist ile Charles Champetier ilk otuz yıllarındaki düşüncelerinin bir sentezi olarak Manifesto for a European Renaissance'ı yayımladılar. İkili bu eserde "Modernitenin Krizinden" bahseder ve "asıl düşman" olan liberalizmi inceler. de Benoist ve Champetier temel olarak küreselleşme, liberalizm ve hipernodernizmin "kolektif kimlikleri ve geleneksel kültürleri erozyona uğrattığını" ileri sürerek bu “eşi benzeri görülmemiş homo- jenleşme tehdidinin" sebebi olarak göçe işaret eder ve göçü topyekûn "olumsuzluğu inkâr edilemeyecek bir fenomen" olarak tanımlar. Liberal çokkültürlülük yerine etnik çoğulculuğu, yani farklı etnik grupların eşit ama birbirlerinden ayrı olarak yaşamalarını koyarlar. Bu fikir "farklı olma hakkı" ile taçlanır: "Her halkın, etnik grubun, kültürün, milletin, grubun veya cemaatin küreselci homojenleşmeden veya ideolojisinden bağımsız olarak kendi normlarına, geleneklerine göre yaşama hakkı." Dahası, bu hak "kültürel farkçılık" varsayımını da beraberinde getirir: "Kültürlerin içinde ve kültürlet arasında süregiden farklılıklar" vardır.