Eserin asıl ismi “el-Mevâhibü’l-Ledünniyye” olup yazarı İmam Kastalanidir.
Üstad eserin ilk sayfasında belirttiği gibi yazarın gönül lemalarına hürmet ve sadakat gösterip kendi gönül süzgecinden birkaç tefsir damlasıyla,
tertip ve manayı bozmadan kaleme alınan eseri günümüz dilimizle aktarmıştır.
Gönlün nimeti diye ilk damlayı akıtan eser hiçbir şey yok iken onun nuruyla başlayıp onun ismiyle affedilen,ilk peygamber olan Hz.Adem ile başlayıp onu yitirmiş olduğu cennetine kavuşturup gelecek ümmeti içinde hem rahmet hem şefaat vesilesi olan ve ayette geçen ilahi ihtar ile,
“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım hitabına memur ve vazifadar olan ve bu kulluk intisabının aracısı olan Resul’ünün hayat bilgisi ve hayat dersi…
Eser Efendimizin hayatını birçok yönden ele alıp akıl ve mantık çerçevesinde nübüvvetini ispatlayıp imani meselelerde kimi zaman iki artı iki dört eder derecesinde tam sonuç verdirmeyip bu işin bunu ispatlamamasının imtihan mahiyetininden uzaklaştırdığını kastedip bu müphem halin imanın imtihan noktasının belirttiğinden,bu işi aklın sınırında değil kalbin esrarında olduğunu ifade etmiştir.
Efendimizin hayatı ile ilgili eserleri hayatımızın belli dönemlerinde sık sık okunması kanaatindeyim her okuduğumda sanki ilk okumuşum gibi bir lezzet ve ders alırım.
“Seven sevdiği ile beraberdir” hadisi bu eserleri okuyunca sanırım ruha daha çok sirayet ediyor.Buna ithafen;
Ruhları birbirine bağlayan sadırlar
Ülfet duyduğun satırlardır,
diyip eser akıcı ve anlaşılır bir dil olup herkese tavsiye ediyorum.
Necip Fazıl KısakürekGönül Nimetleri
Herkese merhabaaa
Bundan bir kac sene evvel Homer Kitabevinde sevgili Sezgin Kaymaz ve Emre Melemez söyleşisi olmuştu. Biz de Filiz ablacanimla o söyleşiye katilip inanilmaz keyif almıştık. Ve söyleşi sonunda önereceğiniz kitaplar var mi sorusuna "Buzdan Top" ile giriş yapmışti Sezgin abi ve kitabin yazari @deveciugr da oradaydı hatta Kitabi taa o zaman temin etmistim ama okumak simdiye nasip oldu. Ve son zamanlarda okuduğum enn iyi kurgulardan biri oldu kesinlikle
500 sayfalik hacimli bir roman kendisi ama. Kurgunun icinde kurgu, birbiri ile bağlantılı cok şahaneli karakterleri ile su gibi okunup gidiyor. Yer yer düşündüren, yer yer güldüren detaylari ile inanilmaz hoşuma gitti. Arada verilen ince siyasi detaylar cok hoştu. Misal bashekimlik mevzusu gibi Ve kitabin asıl sirri sonunda. Son 100 sayfayi eee ne olacak simdi , ayyy yok artik yaa inanmıyoruumm diye çığlık atarak okudum Ve tam bir ters köşe finali ile kapattım kitabi. Hayat zaten çoğu zaman elimizden kayan bir buz topu değil midir...Fuat, Ülfet , Adras , Karakuzu , Vefa her biri uzun zaman hafizamda misafir olacaklar belli ki. Eee o zaman kaleminize sağlık Ugur bey, dizden daha nice kitaplar okumak nasip olsun bizlere
İnsan yanımızı alıp özümüze,hayata,muhabbete dair nice yolculukların seyrine durduk. İnsan olmanın yüküyle ezilirken , muhabbetin hafifliğiyle kanat açtık. Kimi zaman niceleri tarafından eksildiğimizi fısıldadı kimi zaman da medyunu şükran olanlarla çoğaldığımızı. Her şartta insanın insana lazım ve insanın insanda yurt olduğunu öğütledi. Gönlümüzün özüne hasret kalarak eskiyle ülfet ettiğini ve muhabbetin her daim ölü gönülleri dirilttiğine bir kez daha şahit eyledi.
Ve son olarak ruhumuzun soluklanmak için gönülleri yıkmadan, Çalabın yarattığı her mahlukata sevgi nazarıyla yaklaşıp yaşamak gerektiğini salık verdi. Payımıza düşenleri bir gülün nahifliğinde heybemize koyduk. Sizlerde bu gülistandan nasiplenmek dilerseniz tavsiyemizdir efendim.
Ana karakterimiz on altı yaşında, annesinin ve arkadaşlarının gizli toplantılarında neler döndüğünü bilmeyen ve öğrenip deneyimleyince, kendisi de bu alemlere dahil olan Ülfet. Hamamcı kelimesi ise mesleki değil, keyfine düşkün ve hamam sefası yapan anlamında kitapta. Fazla spoi vermek istemiyorum. Kurgunun geçtiği tarih tam belirtilmese de, harem kelimesi fazlaca geçtiğinden dönem az çok anlaşılıyor. Sadece kadınlardan oluşan bir topluluk ve çarpık ilişkilerin ve bu ilişkilerin sonuçlarının anlatıldığı bir kitap. Bence o dönem için oldukça cesurca. Anlatım tarzı ve dili ise çok akıcı, kurgu bir o kadat sürükleyici.
Kitap Tanımı
Ülfet meselenin vahametini anladı. Hemen bir çarşafa bürünerek Pakize ile beraber konaktan çıktı. Anası bu türlü gelişinden şüphelendi. Endişeli bir surette yüzüne baktı. Mesele anlaşılınca:
-Burada otur! Canları isterse... Diyerek endişesini, melalini, hicabını giderdi. Şimdi Pakize’ye:
-Kızım bana benziyor mu? Diye sorsa alacağı cevap:
-Tıpkı! Kelimesi idi.
Filhakika Ülfet tıpkı annesi gibi bu hayatı ölünceye kadar terk edemedi. O da en sonra bir iskerlet ihtiyarlığında da bir hamamcı hanım oldu kaldı
Kitaptan bazı alıntılar
Evet evlenmeli... fakat esir olmamalı...
Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır. İnsan kendisinden bile ayrılsa mahzun olur, değil sevdiğinden!
Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır. İnsan kendisinden bile ayrılsa mahzun olur, değil sevdiğinden!
Buse, bu alemin en makbul, en ziyade geçer bir akçesidir.
İzdivaç âlemi fena değil, lâkin kulakları paslandırıyor.
Mağlubiyet mi? Hayır... Bu mağlubiyet değildi. Saikını henüz anlayamadığı, o ana kadar hissetmediği bir sevilmenin hissiyat ve ihtirasa ait olduğunu fark etmeksizin, ruhunda uyandırdığı oyalayıcı bir şüphenin yabancı yabancı görünüp bir anda
Konu bakımından gerçekten rezil bir kitap. Şimdiye kadar ilk kez bir kitaba 1 puan verdim...Konu bakımından gerçekten rezil bir kitap. Şimdiye kadar ilk kez bir kitaba 1 puan verdim...
Hamamcı ÜlfetAhmet Rasim · Arba Yayınları · 1987258 okunma
Anadolu Selçuklu Devleti'nin kuruluşundan Osmanlı Devlet'inin kuruluşuna kadar dönemde devletin işleyiş şeklini, yaşam şekillerini anlatan bir kitap.
İlkokul ve ortaokul yaş grubuna uygun.Anadolu Selçuklu Devleti hakkında ana bilgileri anlatıyor.
Resimlerle ve küçük notlar ile desteklenmiş.
Okul Çağı çocukları için kısa ama keyifli bir okuma.