... kadınların çalışmasına ilişkin bazı tezler ileri sürüyor:
1) Kadınların aile içinde harcadıkları emeğin ekonomiye, önemi her zaman kabul edilmemekle birlikte vazgeçilmez bir katkısı olmuştur. Tarihte kadınlar, hemen her zaman, ev işine ek olarak, yine karşılığı ödenmeyen başka işler de yapmışlardır. Bu, ailenin üretim birimi olduğu durumlarda, örneğin büyük çiftliklerde, perakende ticarette ve atölyelerde özellikle geçerlidir; Fransa'da bugün bile, "aileye destek", yani ücretsiz işçi olarak sınıflandırılan, çoğu tarım kesiminde olmak üzere milyondan fazla kadın vardır.
2) Sanayileşmenin gelişmesi ve geçimlik tarımın gerilemesi sonucunda, kadınların emeği aile içinde sonuna kadar sömürülebilir olmaktan çıkmıştır; bu yüzden, bazı kadınlar ücretli emek alanına çekilmiş, geri kalanlar ise piyasa için üretime katılma olanağından da yoksun bırakılarak, tam gün ev kadınlığına mahkum edilmişlerdir Ancak, iki nedenden dolayı, kadınların ücretli emeğe katılımı genel durumlarında önemli bir değişikliğe yol açmamıştır: İlkin, ev dışında çalışsınlar çalışmasınlar, bütün kadınlar karşılığı ödenmemiş ev emeği harcamaya devam etmişlerdir; ikincisi, kadınların ücretli emeğe katıldıkları ücretleri büyük bir olasılıkla kocaları tarafından ve (çocuk bakımı ve çamaşır gibi) geçmişte kadınların sundukları hizmetleri karşılamak üzere kullanılıyordur. Öyleyse, aradaki tek fark şudur: Kadınlar, ücretli emeğe katılmadan ev işini geçimleri karşılığında yaparken, ücretli emeğe katıldıklarında artık hiçbir karşılık almadan yapmaktadırlar, çünkü kendi geçimlerini ücretli kesimde sağlarlar.
3) Bu durumun sürmesine yol açan, çoğu kadının yaşamının bir noktasında yaptığı evlilik sözleşmesidir. Söz konusu sözleşmedeki bu ortak konum kadınların ortak sınıfsal durumlarının temelini oluşturur.