Yaşlardan dolayı gözleri neredeyse hiç görmüyordu artık ama kendisine yaklaşan
adamı fark edebilmişti. Kapının gıcırtısını duymuştu. Oldukça ağır hareket ediyordu kapı.
Ortamın sessizliğinde yankılanırken ayak sesleri, korkarak adama çevirdi kafasını.
Tam olarak ayırt edememişti adamın yüz hatlarını. Gözyaşları engel olmuştu katili görmesine.
Sadece suratını kaplayan sakalları olduğunu fark edebilmişti.
Hatice yalvarmaya başlamıştı. Bir şeyler söylüyordu ama ne dediği pek de
anlaşılmıyordu. Ağlaması, kelimelerini sönümlüyordu. Öyle ki kendisi bile ne dediğini pek
duyamıyordu.
Adama yalvarırken yine kafasında bir ses duydu. Ses, “Özgürlüğüme ilk adımımsın!”
demişti. O sırada Hatice, adamın elinde bir hançer gördü. Yeşil bir hançerdi. Karanlıkta dahi,
“Ben buradayım!” diyordu adeta. Sonrasında…
***
Yeşil Hançer adlı hikayemden...
“Sen, annem öl… Anne!”
“Kabustu o oğlum. Uyandığında yanındaydım ya! Ben ölmüş olsaydım nasıl benimle konuşuyor olurdun? Rüyanda öldüğümü gördün ve çok korktun anlıyorum seni. Ama ben hayattayım, yaşıyorum. Gel hadi eve. Gel de iyice bir sarılayım oğluşuma! Hem sana en sevdiğin yemekleri hazırladım. Köfte ve patates kızartması yaptım. Eğer hemen gelmezsen hepsini baban yer bak. Çabuk gel!” dedi. Sesi neşeliydi kadının. İnsanın zihnini hipnoz etmek istercesine büyüleyiciydi.
“Tamam, geliyorum,” dedi ve soluklandı. “Anne,” dedi ama dondu. Sözlerinin devamını getiremedi.
“Efendim oğlum,” diye karşılık geldi telefondan.
“Seni seviyorum,” dedi ve birden ağlamaya başladı. Öyle içten söylemişti ki sanki bir daha asla söyleyemeyecekti. Bir daha asla fırsatı olmayacaktı.
“Ben de seni seviyorum oğlum. Geç kalmadan eve gel hadi.”
Telefonu kapatmasının ardından eve doğru yürümeye başladı Fatih. Eve giderken aynasını kırdığı arabanın sahibini gördü. Adam, arabasına yeni bir ayna takıyordu.
“Ayna için özür dilerim. Arkadaşlarla top oynuyorduk. Söz veriyorum bunun parasını ödeyeceğim,” dedi Fatih. İki elini önünde, aşağıda birleştirmişti. Başı, öne doğru biraz eğilmişti. Mahcuptu ve bu her halinden belliydi.
Arabanın sahibi gülerek oğlanın yanına geldi. Elini onun omzuna koydu. “Boş ver oğlum. Önemli değil. Biz de küçükken neler kırdık o topla! Neyse üzülme sen koş eve git hadi! Annen özlemiştir seni!”
Adama teşekkür etti ve arkasına döndü. Eve doğru koşuyordu ki bir ses duydu. Bir köpeğe aitti bu ses ve oldukça acıklıydı. Etrafına baktığında hiç köpek göremedi. Sonra aklına şu geldi: “Buralarda hiç köpek olmazdı ki!”
Bir kez daha duydu sesi. Köpeğin acıklı sesiyle kendisine geldi. Etrafa baktığında karanlık bir sokaktaydı. Neler olduğunu anlayamadı. Birkaç saniye öncesinde güneş
"Gözlerini açmasıyla birkaç yıl yaşlandığını hissetti. Yaşlı kadının bu büyüden neden kendisini uzak tuttuğunu anlıyordu artık. Bazı büyülerin bedeli insan yaşamıyla ödenirdi. Ve bu büyü için beş yıl kaybetmişti. Gerçi birazdan bunun hiçbir önemi kalmayacaktı."
Bu şekilde başlayan bir kitap sizce okunur mu?
“Rüyanda gördüğün bir hançer mi arkadaşını öldürdü?” dedi içindeki ses. Saçma bir
rüyaya göre mi katili bulacaksın!” diye devam etti. Bunun üzerine aklında şu gerçeklik
parıldadı: Kendi güçlerini kullanmayı rüyasında görmüştü.
***
Yeşil Hançer adlı hikayemden...