Puan vermedi·288 syf.··
2026 32. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 06:51
Kitaplığın önünden geçerken kitaplar size seslenir mi bilmiyorum, ama bana seslenirler. Bazen elime alırım konusuna, kokusuna tekrar bakarım. Okuduysam hikayeyi, okuduğum zamanı hatırlarım. Okumadıysam sıraya almayı düşünürüm.Onu düşünürken yanındakine,üst raftakine,çaprazdakine kayar gönlüm,gözüm.Çok ayran gönüllüyüm biliyorum Ama bu kitap bana seslenmedi resmen yakama yapıştı, ne olduğunu bile anlamadan kitaba başlayıverdim. Hikayesinden önce şunu söylemem gerekiyor. Kitabı 4-5 yıl önce kütüphaneme eklemişim. Ve nasıl güzel bir basımı var anlatamam. 6 masal var içinde ve her biri renkli baskı. Her sayfa kenarındaki resimleri saymıyorum bile. Artık kalmadı böyle basımlar. Olsa bile yanına yaklaşılmaz muhtemelen. Gelelim içeriğe. Kitap 6 masaldan oluşuyor. Hepsi Grisha evreninde geçiyor ve hepsi bir derece rahatsız edici, karanlık masallar. (Hayır, seriye bağlı değil. Seriyi okumadan da kitabı okuyup çok zevk alabilirsiniz.) Masalları çok severim ve her metin masal gibi yazılmış olsa bile aynı tadı vermez. Ama bu kitap öyleydi ve tadı damağımda kaldı. İlk masal "Ayama Ve Dikenli Orman" bildiğimiz masal içinde masal olanlardandı ve bayıldım. Ama son masal " Su, Ateşin Şarkısını Söylediğinde" mükemmeldi. Aslında çok iyi bildiğimiz bir masaldaki (Küçük Deniz Kızı) kötü cadının ( Ursula) nasıl en başta kötü olduğuyla ilgiliydi.Yani bir origin story. Karakterimizin adı Ulla'ydı ve ben O'na bayıldım. Masalın her bir cümlesine bayıldım.Diğerleri de okumaya değer güzel masallardı. Masal diyorum ya baştan beri. Erişkinler için masallar elbette. Günümüzde Disney uyarlaması olan masallar gibi değil. Anderson'un asıl yazdığı gibi. Umutsuz, kötü ve mutlu sonla bitmeyen cinsten. Yani daha ne söyleyeyim. Eğer hala basımı varsa kaçırmayın derim.
Dikenlerin DiliLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 2021712 okunma
BİR KAYMAKAMIN GÖZÜNDEN YAKIN GEÇMİŞİMİZ
7/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 09:13
Ali Küçükaydın'ın milletvekilliği döneminde sık sık gidip Zamantı, Göksu, Seyhan vadilerinde yapılan HES hoyratlıklarını dile getirirdim. Ben ona "köy okulları köy karakolları kapatılıyor, HES'ler, yollar bahane edilerek dereler, ırmaklar kurutuluyor, su yatakları hafriyatla dolduruluyor, dağlar, köyler boşaltılıyor, etnik kaydırma yöntemiyle Türkler Anadolu'dan atılıyor" derken, o tek kelime etmiyor, sanki beni duymuyor, sadece susuyor, susuyordu. Her gidişimde sitemler ederek, bir daha onunla görüşmeme kararı alıyor, sonra çaresizce tekrar gidiyordum... Aradan yıllar, yıllar geçti. Bir gün sahaflardan Estonya doğumlu Alman Etnolog Ulla Johansen'in "50 Yıl Önce Yörüklerin Yayla Hayatı" adlı kitabını araştırırken, onun "Ulla-Yörük Obasında Bir Alman Kızı" kitabıyla tanıştım. Kitabını bir solukta okudum. Ulla, sanki bir kitap değil, bitip giden kadim bir kültürün, medeniyetin üzerine söylenmiş bir ağıt, bir çığlıktı. Kitabı ikinci kez okuduktan sonra kapsamlı ve uzun bir inceleme yazdım. Ve bu incelememi kendisine de gönderdim. Kitap ve inceleme yazım üzerine uzun bir telefon sobetimiz oldu. Fakat ben onun doğanın, çevrenin adeta imha edilmesine, Anadolu'nun gönüllü milisleri olan Yörüklerin, köylülerin zorunlu göçe tabi tutularak dağların, köylerin insansızlaştırılmasına sessiz kalan siyasetçi Ali Küçükaydın'la Yörük yazar Küçükaydın'ın aynı kişi olduğunun hala farkında değildim. Bunu, Deli Habip kitabı çıkıp kendisiyle yüz yüze görüşünce ancak fark edebilecektim. Siyasetteyken haksızlıklar, hukuksuzluklar, karşısında (çaresizce) susarken, yazarken haksızlığa, hukuksuzluğa tahammülü olmayan biri vardı karşımızda. Son Yörük Küçükaydın, "Bir Kaymakamın Serencamı" kitabında da yine bir öğretmen, kaymakam, vali, milletvekili olmanın ötesinde dürüst, namuslu, yasa ve
Bir Kaymakamın Serencamı "Dün"Ali Küçükaydın · Gufo Yayınları · 20261 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Harika bir kitap
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
YÖRÜK OBASINA SEYAHAT ETMEYE HAZIR MISINIZ? Ali Küçükaydın, bu kitabında, 1957 yılında Alman etnolog Ulla Johansen’in, yörüklerin yaşam biçimini araştırmak için geldiği ve “50 Yıl Önce Türkiye'de Yörüklerin Yayla Hayatı” adlı kitabını yazdığı 7 ay boyunca yaşadıklarının yanı sıra, vefat ettiği 2020 yılına kadar bölge halkı ile olan dostluk ilişkisini tüm detaylarıyla anlatılıyor. Kesinlikle anlatımı halk dilinden olan , sizi de içine çekecek, o atmosferi yaşatacak, yaylalara göç edeceğiniz, yörük hayatı yaşayacağınız, kıl çadırlarda oturup kalkacağınız ve yıldızları çok yakından görebileceğiniz harika bir kitap Bunun yanısıra araştırmalarda kullanabileceğiniz güzel bir kaynak deposu. Her yönüyle fayda sağlayacağınız ve seyahat edeceğiniz bu güzel kitaba bir şans vermeye ne dersiniz? Size şimdiden iyi ve eğlenceli seyahatler
Edebiyat & Roman
Ulla Yörük Obasında Bir Alman KızıAli Küçükaydın · HS Yayıncılık · 20217 okunma
Dikenlerin Dili kitap yorumu
10/10
·288 syf.··
2025 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 00:00
Kitabımız "Grishaverse" serisinin içinde olarak biliniyor. İçerisinde 5 hikaye bulunuyor ve hepsi fantastik hikayeler. Hatırladığım kadarıyla 4 tanesini serinin içinde okuduk ama son hikayeyi okumadık. Ben en çok son hikaye olan "Su Ateş'in Şarkısını Söylediğinde" hikayesini beğendim. Ulla'yı daha uzun bir şekilde okumak isterdim. Bir kitap çıkardı bence bu hikayeden. Her bir hikaye çok güzeldi kesinlikle. Serinin içinde okuduğumda da "Duva Cadısı"nı çok sevmiştim. Kitabın iç tasarımı ise mükemmel kesinlikle her bir sayfadaki çizimler birleşerek hikayeyi anlatıyor. Son sayfada ise hikayenın tam resmini görüyoruz. Seriyi okuyanların çok seveceği bir kitap. Seriden bağımsızda fansastik hikayeler olarak düşünülerek okunulabilir.
Dikenlerin DiliLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 2021712 okunma
Puan vermedi·816 syf.··
2023 54. kitabı
Shantaram bittikten sonra kitapta çok fazla detay, çok fazla karakter olduğundan bunları unutmamak için, araya başka bir kitap eklemeden Dağ Gölgesi'ni okudum. Dağ Gölgesi'nde yeni birçok karakter var. Hikayeleri bir önceki kitapta son bulan, bu kitapta yer almayan karakterler de var. Shantaram'da ölen karakterler -Lin ilk kez Bombay'a adım attığında ona yoldaşlık yapan Prabaker ve Lin'in katılmış olduğu mafyanın lideri Kadir Bhai- ve arkadaş grubundaki Ulla, Modena gibi. Olaylar, aradan iki yıl geçmesiyle başlıyor. Lin'in sevdiği kadın Karla, artık bir medya patronuyla evli. Kendisinin hayatında da bazı değişiklikler var. Kitabın başında daha sert bir Lin görüyoruz. Ancak o, bu durumdan çok da memnun değil. Hayatında bazı şeyleri değiştirmek istiyor, ama bunların ne olduğunu bilmiyor. Bu kitapta Kadir Bhai ile yaptığı felsefi tartışmaların yerini, Kadir Bhai'nin de hocası olan İdris'in konuşmaları alıyor. Bu bölümlerde yine bolca okuru düşündüren kısımlar var. Bu kitapta ilk kitaptan farklı olarak bölümler daha kısa, diyaloglar daha fazla. Bunlar da kitabın Shantaram'a göre daha kolay okunmasını sağlamış. Dağ Gölgesi'ni Shantaram'a göre daha kısa sürede bitirdim. Kitabın sonlarında merak edilen bazı konular açığa çıkıyor, her karakterin hikayesinin nasıl son bulduğu anlatılıyor. Yine keyifle okuduğum, Shantaram' daki bazı soruların cevaplarını bulabildiğim bir kitap oldu. Shantaram'ı okuyup beğenen ve oradaki karakterlerin hikayelerinin devamını okumak isteyen okurlara Dağ Gölgesi'ni okumalarını öneririm. Şimdiden herkese keyifli okumalar dilerim.
Dağ GölgesiGregory David Roberts · Artemis Yayınları · 2016268 okunma
“Bu kitap neyle mi ilgili? Dünyadaki her şeyle…”
Puan vermedi·863 syf.··
2023 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2023 19:09
Romanın baş karakteri Lin Avustralya’da hapishanede kalıp hasımları tarafından öldürülmektense, firar edip gittiği Bombay’da özgür bir kaçak olmayı seçer; sahip olup da kaçırdığı tek şey kendisidir. Kader; onu neye dönüşmesi ya da dönüşmemesi gerektiğini gösteren insanlarla bir araya getirir. Kişiliği ve kimliği artık etrafındaki insanlarla kurduğu ve birbiriyle kesişen ilişkilerin haritadaki koordinatları gibidir. Hapishaneden kaçmadan önceki adı Dale’dir; kaçak olarak arandığı andan itibaren Lindsay Ford, Prabaker ile tanıştıktan sonra Linbaba, Abdullah için Lin kardeş, Karla ile birlikte Madam Zhou’nun sarayından Lisa’yı kurtarmak için büründüğü kimlikte Gilbert Parker ve Prabaker’in köyüne gidip de orada kendisine yeni bir isim koyulmasıyla da nihayetinde romana ismini veren Shantaram… Lin o hapishanenin duvarına tırmandığında, kendini sanki dünyanın ucundaki bir tepeye tırmanmış gibi hissetmiştir. Özgürlüğe doğru kayarken tanıdığı dünyayı ve onun barındırdığı tüm sevgiyi kaybetmiştir. Bombay’da farkında olmadan kaybettiği bu sevgiyi bulmaya, hatta eskisinin yerine koymaya çalışır. Daha ilk görüşte Karla'ya aşık olur, Prabaker ve Abdullah'ı kardeşleri gibi görür; Kadirbhai'yi ise babası yerine koymuştur. Lin’in Bombay’da hayatına giren ve onun kaderini etkileyip hayatına yön veren (Birleşmiş Milletler elçileri gibi farklı ülkelere mensup) belli başlı kişilere gelince: İsviçreli Karla, Hintli Prabaker, İranlı Abdullah, Afgan Kadirbhai, Rus Madam Zhou, Fransız Didier, Alman Ulla, İspanyol Modena, İtalyan Maurizio, Amerikalı Lisa, İngiliz Lettie, Pakistanlı Abdül Gani, Filistinli Khaled, Nijeryalı Hasan ve bir de insanlar haricinde Kano adındaki hüküm giymiş bir ayı… (özellikle ‘ayı kucaklaşması’na dair olan bölüm ve Kano’nun diğer
ShantaramGregory David Roberts · Artemis Yayınları · 20242,080 okunma