“Aslında o kadar önemli biri olmadığımız ortaya çıktığında neden üzülüyoruz ki? Bunu temel bir aydınlama hali olarak ele alabilsek daha iyi olmaz mı?
İnanmak dediğimiz şey sonuçta insanın içinde başlattığı bir eylemdir.
Ve güzelliğe, aşka inanmak kadar ayrılığa da inanmak, hazır olmak gerekir. Yani her güzelliğin sonunda bir kopuş, ayrılık pusuda bekler.
Madem öyle, başımıza gelen bu gibi tatsızlıklara bizi kendi bilinmeyenlerimizle yüzleştiren hayırlı felaketler gözüyle bakmamız gerekmez mi?”
Ahlat Ağacı/ Nuri Bilge Ceylan
...
Ben el çektim safa-yı hatır u ârâm-ı canımdan
Sâfâ ateş, cefa ateş, firar ateş, karar ateş
Ne yapsam bu dil-i mahzûnu mesrur eylemem şahım
Gam ateş, gam-güsar ateş, temenna-yı mesar ateş
...
M. Esad Erbili
...Halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
Münacaat/ İsmet Özel