Sabahattin Ali'nin okuduğum son eseri olacak sanırım . Kitap yazarın bir başka eseri olan İçimizdeki Şeytan'a kurgu olarak çok benziyor. ( İçimizdeki Şeytan çok daha başarılıydı) Misal; romanın ana kahramanı ege yöresinden ve okumak için İstanbul'a gidiyor ( Almanya öncesi) , baba karakterinin vefat etmesi akabinde annenin damatları yanında kalması gibi gibi.
Ayrıca kitapta yer yer Stefan Zweig dokunuşları ve Serenad esintisi hissediliyor.
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana , dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benimde bir ruhum bulunduğunu öğrettin.
Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor.