Nihayet çiçeği koparmayı başardığımdaysa sapı mahvolmuş, çiçeğin biraz evvelki tazeliği güzelliği gitmişti. Ayrıca bu kaba, çirkin haliyle, narin kır çiçeklerinden oluşan buketime hiç yakışmamıştı. Yerinde ne güzel duran çiçeği boşuna mahvettiğim için üzülerek demetten çıkarıp attım.
Onu koparmak için harcadığım çabayı anımsayarak, " Ama nasıl hayat enerjisi, sıkı sıkıya yaşama bağlanma azmi vardı! Kendini nasılda savundu, hayatını nasıl da kararlılıkla muhafaza etmeye çalıştı." diye düşündüm
Yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı Ömür hanım. Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden. Sahi nedir yaşamın anlamı? Geriye dönüyorum sık sık yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır yükler aldığı zamanın derin denizlerine. Bakıyorum umut karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka ne ki? Yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi içine alan kocaman bir yanılsama... Değil mi yoksa?
Ömür Hanımla Güz Konuşmaları / Şükrü Erbaş