Umarım içinizdeki görmezden gelinen, farklı sese kulak verirsiniz. Çünkü insan yüreği, ölmek istediğinde bile, çoğu zaman, bir yandan tteokbokki de yemek ister.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Bir çaresi bulunur diyorlar
Ben bu yolun sonunda kendime çıktığım için çok mutluyum. Zor bir yolculuktu ama doğrusu değdi, manzaram gayet iyi. Umarım sen de mutlu olduğun manzaralara bakıyorsundur. Değilse de bir yolunu bulacağına eminim, herkes bulur.
Reklam
Kime gitti ise helâli hoş olsun
Duyguları çok fazla başıboş bırakırsan çeker giderler, ben bu olaydan bunu anladım. Giderler ve dönüp arkalarına bakmazlar bile. Kendisine saygısı olan varlıklardır duygular. Yeteri kadar iyi değerlendirilmedikleri yerde durmaz, daha gerçek hissedecekleri bir yuva aramaya koyulurlar. İşin aslı, buna da layıktırlar. Bize konup sonra kuşlar gibi uçan o aşk da, umarım ihtiyacı olan birilerine gitmiştir Osman.
Böyle dostluklar nasip olsun (:
Yeminimizi tuttuk. Çok güzel, sadık bir dostluğumuz oldu Diana. Dostluğumuzu tek bir kavga, soğukluk veya çirkin sözle lekelemedik; umarım hep böyle devam ederiz. Ama sen evlendikten sonra artık eskisi gibi olamaz. Farklı ilgi alanların olacak. Bense bunların dışında kalacağım...
Sayfa 256·Kitabı okuyor
Alıntı
"Benimle niçin evlendin, mesela bunu söyle!" "Kahvaltı için!" dedim. "Ben birisini arıyordum, kendisiyle ömrüm boyunca kahvaltı edebileceğim birisini. Hani derler ya piyango sana çarptı. Sen bana mükemmel bir kahvaltı arkadaşı oldun, senin yanında hiç canım sıkılmadı. Umarım ki sen de benden sıkılmamışsındır." "Hayır,"dedi Kaete. "Seninle hiç sıkılmadım."
Sayfa 134 - Can Yayınları, 5.Baskı, Çeviren:Behçet Necatigil
İki hafta önce Cuentos de fútbol [Futbol Hikâyeleri) adında, Real Madrid teknik direktörü (umarım bu satırlar yayımlandığında hâlâ yerini korur) Jorge Valdano'nun seçtiği yazıların yer aldığı olağanüstü bir kitabın lansmanına katıldım. Bu neredeyse dört yüz sayfalık kalın kitapta hayatta olan ve olmayan, yaşlı ve genç ve olgun, İspanyol ve Arjantinli, Uruguaylı ve Perulu, Meksikalı ve Paraguaylı yazarlardan yirmi dört anlatı yer alıyor. Meşhur isimler var kitapta, Delibes, Benedetti, Sampedro, Roa Bastos ve García Hortelano gibi. Benim neslimden ise Bask Atxaga, Endülüslü Navarro, Galiçyalı Casares ve Rivas, Leonlu Llamazares ve Madridli bendeniz sıralanıyoruz. Tek bir kadın var, Katalan Rosa Regàs. Öykücülerin bir kısmı olarak gerçekleştirdiğimiz bu toplantıda, belki de bize futbolda garip bir yan olduğunu yine de gösteren tek bilgi buydu, edebiyatı da futbol kadar sevip sevmediğini bilmediğim bir kitlenin tıka basa doldurduğu o salonda. Belki de seviyorlardır, konuşma esnasında fazlasıyla görüldüğü üzere, iki sıfatın birbiriyle çelişmesine gerek yok neticede. Antolojide yer alanlar arasında sadece bir kadın bulunsa da, konuşmadaki kitle hakkında aynı şeyi söylemek mümkün değil, bana erkekten daha fazla kadın yüzü görmüşüm gibi geldi. Her halükârda, artık iyice antika olmuş ve komik Real Madrid marşının sözlerinde, pazarları Chamartín'e doğru yola çıkan "Madridli tazeler"den bahsedilir. Bu buluşmanın en iyi yanı, podyum yazarlarla dolu olmasına rağmen hiçbirinin ucuz sosyoloji yapmaya, oyunu psikoanalitik açılardan yorumlamaya ya da futbolcular ile romancılar arasında sığ paralellikler aramaya kalkmamasıydı. Bilgiçlik taslamalar ya da taraftarlığı meşru göstermek için mazeret aramalar da yaşanmadı. Her şey nasıl da değişmiş, diye düşündüm. Daha yirmi yıl önce, kamuoyu
Futbol Yazıları
Reklam
Reklam