"Daha yaşamın ne olduğunu, nerede bulunacağını bile bilmiyoruz. Kitapları da alın ve bizi rahat bırakın. Şaşkınlıklar içinde kendimizi kaybedelim. Neye sarılacağımızı, neye tutunacağımızı, neyi sevip neyden nefret edeceğimizi, neye saygı duyacağımızı, neyi aşağılayacağımızı bilmeliyim. İnsan olmak, hem de canlı kanlı insan olmak bize zor geliyor, bundan utanıyoruz. Bunu rezillik olarak görüyoruz. 'Soyut' insan olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Biz ölü doğmuşuz. Kuşaklardır kimseye babalık yapmamışız ama gitgide buna alışıyor bundan haz duymaya başlıyoruz. Çok yakında fikirler bizi dünyaya getirecek. Ama bu kadar yeter! Artık 'yeraltından' yazmak istemiyorum."
Neyin var neyin yoksa onun uğruna feda et; onu her zaman tutkuyla sev. Dünya hırsı kokan bir tutkuyla değil, sessiz, dingin, huzur dolu bir ilahi tutkuyla! Bu ilahi tutku olmadan insan dünya üzerinde yükselemez ve insanlara huzur veren büyüleyici sesleri çıkaramaz.
Birinin kendilerinden borç istemeye gelmesi zenginlerin nasıl keyfini kaçırırsa, yoksullar üzerinde de polisin kapılarını çalması aynı tatsız etkiyi yapar.