“Ancak kendime söyleyebiliyorum bazı şeyleri. Söyledikleri çevre tarafından anlaşılmazsa susmalı insan. Ben senden ayrıldığımdan beri hep sustum. Şimdi buldum seni. Oysa sana da endişemi anlatamıyorum. Seni buldum ama zamanın ve başka ortamların düşüncelerine verdiği yepyeni bir şekilde.”
İnsan, her ayrılıkta özlemeyi yeniden yaşıyor.
Bu zaafım benim. Ben hep özleme içindeyim aslında.
Özlemek, aşk kadar önemli değil mi? Özlemek için, hayatın anlamı hatta ta kendisi demek yanlış olur mu?