Az ve öz yazayım. Bu kitap ne anlatıyor? Bir savaş sonrası novellası olarak aldım. Beklentim büyüktü. Kitabın ortasında her şey birbirine karıştı. İnce bir kitap ama yarıda bırakacağım sanırım.
Üçlemenin son kitabı. Kitabın ismi bile ipucu veriyor. Üçlemeyi okurken Hristiyan kültüründen haberdar olmak lazım. Olaylardan bahsetmek istemiyorum. Hayat, öte dünya hakkında felsefi sorgulamalar barındırıyor. İlk kitabı okuyan ve seven herkes benim gibi üçlemeyi tamamlayacaktır. Keyifli okumalar dilemek isterdim ama seri bitince sorularla başbaşa kalacaksınız.
İsa’nın ÖlümüJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 2022112 okunma
Amerikan romancılığının usta ismi John Steinbeck, ülkemizde de bilinen ve birçok kitabı basılan bir yazar. Ancak bu kitabı Türkçeye ilk kez çevrilmiş. Çevirmen Deniz Keskin oldukça başarılı iş çıkarmış.
Bu kitabın bir roman veya öykü olmadığını söyleyelim.
John Steinbeck, Amerikan gazetelerinden biri için Rusya'ya gidiyor. Ondan izlenimlerini Amerikan toplumuyla paylaşması istenmiş. O da devrin ünlü fotoğrafçısı Capa ile Rusya'ya gidiyor. Steinbeck, kitabın başında gerçeği yazma hususunda kararlı olduğunu belirtiyor. Ben de kitabı okurken yazarın ön yargılarından uzak durmaya çalıştığını hissettim. Kapalı bir topluma giden yazarın gördükleri karşısında yer yer ironik bir anlatımı tercih ettiğini de söyleyebilirim. Steinbeck, arkadaşı Capa ile komünist Rusya'nın Ukrayna, Gürcistan gibi farklı bölgelerini ziyaret ediyor. Hatta kitabın içinde ara ara Türklerden de bahsediliyor. Büyük bir savaştan çıkan Rus toplumunun yeniden derlenip toparlanma, hayata tutunma çabasını başarıyla yansıtmış Steinbeck.
Steinbeck'in büyük yazarlardan olduğunu kitabı okuyunca daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü sağlam ve isabetli gözlemleri var.
Kısacası romanlarıyla bildiğimiz usta yazarın farklı türde bir eserini okumak isterseniz bu kitap sizin için biçilmiş kaftan. Ayrıca onun Amerika içinde yaptığı yolculuğu anlatan Köpeğim Charlie ile Amerika Yollarında kitabını da çok beğenmiştim. İyi okumalar.
Ahmet Büke, daha çok öyküleri ile tanınan bir yazar. Hatta öyküleriyle ödül alan bir yazar. Bu roman, yazarın ilk romanı. Roman, İzmir civarında geçiyor. Tarihsel süreç olarak da Demokrat Parti dönemini kapsıyor. Yazar romandaki olayları kronolojik sıraya göre anlatmamış. Romanda denizcilik kavramlarını bolca kullanan yazarın bu tarzı bana İhsan Oktay Anar'ı hatırlattı. Ahmet Büke masalsı unsurlardan, halk kültüründen bolca yararlanmış. Bunu kitabı okurken de göreceksiniz. Askerde bir sahne ile başlayan romanın son kısmının çabucak bitirildiği izlenimine kapıldım. İlk başlardaki detaylı anlatım, son kısımlarda olayların hızla anlatımına dönüşmüş.
Osman, Deli İbram, Leyla, Süleyman Bey, Balıkçı, Yusuf Reis romanın kahramanları olarak karşımıza çıkıyor. Romandaki çatışmalar ise Balıkçı ile Süleyman Bey, Osman ile Süleyman Bey arasında yaşanıyor. Romanı ana hatlarıyla beğendim. Ancak son kısmı daha özenli yazılabilirdi. Çabuk okunan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Yazılacak çok şey var ancak sözü çok uzatmanın anlamı yok.
Belki de biz çocuklarımıza çok haksızlık ediyoruz. Beklentilerimiz fazla olunca çocuklarımız bu çarkın içinde öğütülüyor. Beklentiler yaralar. Bu roman kendisinden çok şey beklenen bir öğrencinin hayatına odaklanıyor.