Yakup Kadri'nin, başkarakter Selma Hanım üzerinden -diğer romanları gibi- milli mücadele ve inkılap döneminin portresini çizdiği kitabı. Selma Hanım İstanbul'da doğup büyümüş, iyi tahsil görmüş, estetik zevk sahibi bir kadındır ve eşi Nazif ile Ankara'ya yerleşmek durumunda kalmıştır. Ankara milli mücadelenin üssü olmasının yanı sıra harap, bakımsız ve imkanların kısıtlı olduğu bir mahaldir. Selma yöre halkı ile yaşamaya ve onlara adapte olmaya çalışsa da yerel adetler, yaşayış ve düşünüş tarzı buna mani olmaktadır. Bu sırada Nazif'in arkadaşı Binbaşı Hakkı Bey ile tanışırlar ve birlikte gezintilere çıkarlar. Hakkı Bey'in vatanına bağlı asker kişiliği Selma Hanım'ı içten içe etkilemektedir. Selma, kocası Nazif'in aksine kendini aksiyon kadını olarak görmektedir. Kurtuluş Savaşı devam ederken pasif kalamayacağını, mücadeleye katılması gerektiğini hisseder ve kısa bir süre askeri hastanede görev alır. Bu esnada düşman kuvvetleri Ankara'ya kadar gelmiştir ve halk Kayseri'ye taşınmaktadır. Eşi Nazif'in tüm ısrarlarına rağmen Selma Kayseri'ye gitmeyi reddederek hastanede görev yapmaya devam eder. Bu da Nazif'ten vazgeçtiği anlamına gelmektedir.
İkinci kısımda Selma Hanım, istiklal madalyası alarak emekliye ayrılmış Miralay Hakkı Bey ile evlidir. Bu bölümde Hakkı Bey dahil millî mücadeleden sonra gerek taahhüt gerek arsa spekülasyonu yoluyla zenginleşerek milli ruhtan uzaklaşan subay ve politikacı eleştirisi vardır. Hakkı Bey'in asker zamanındaki vakur ve vatanperver karakterinin yerini zengin, alafranga partilerde boy gösteren salon adamı tipi almıştır. Bu durum Selma'nın gözünden kaçmaz ve her ne kadar bu Batı tarzı eğlence ortamlarına uyum sağlayıp beğeni toplasa da ruhunu böyle yerlerde tatmin edemez. Bu partilerden birinde Neşet Sabit ile tanışır. Neşet Sabit, idealist