Ummadan dünya

suçluluk ve utanç, görev ve mecburiyet
Başkalarının üzerine güç kullanma taktikleri, ödül-ceza uygulamayı, suçluluk ve utanç uyandırmayı, görev ve mecburiyet kavramlarını kullanmayı içerir. Bu şekilde insanları tahakküm yapıları içinde iyi birer vatandaş olmaya hazırlarsınız. Cezalandırmayı öğretirsiniz onlara. Ceza vermenin haklı gerekçeleri olduğunu da. Otorite tarafından “kötü” olarak etiketlenen insanlar bunu hak etmişlerdir. Ödül ise, otorite tarafından doğru yaptığınız hükmü verildiğinde hak ettiğiniz şeydir. Kısacası, hiyerarşik yapılar içinde kibar ve ölü insanlar yetiştirmek istiyorsanız onlara ödülün ve cezanın haklı gerekçeleri olduğunu da öğretmeniz kritik önem taşır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kim haklıdır? Kim haksızdır? Kim normaldir? Kim anormaldir?
Kimdir? Kim haklıdır? Kim haksızdır? Kim normaldir? Kim anormaldir? Dil, insanların zihinlerini şekillendirmenin son derece etkili bir yoludur. İnsanların kafalarının içine soktuğunuz dil yoluyla onların zihinlerini büyük ölçüde kontrol edebilirsiniz. Bunun için insanların ilk duyduğu sözcüklerin bazılarının şunlar olması çok önemlidir: İyi, kötü, doğru, yanlış, normal, anormal, yapmalı, yapmamalı, mecburum/mecbursun ve yapamam/yapamazsın. İnsanların otorite tarafından kontrol edilebilir olmasını istiyorsanız, eğitimin kilit noktası dildir. İnsanların zihinlerine hangi dili pompalıyorsunuz?
Oyun olmayan hiçbir şey yapma
Öngörüm şu ki, “Oyun olmayan hiçbir şey yapma” sözünü aklımızda tuttuğumuz sürece dünyadaki en eğlenceli oyunun yaşamı harika hale getirmek olduğunu göreceğiz. O halde, yaşamı nasıl harika hale getirirsiniz? Oyun olmayan hiçbir şey yapmayın. O bir oyuna dönüşene kadar bekleyin. Bilinciniz tam olarak hayatı zenginleştiren bir vizyona ulaştığı anda, yaptığınız şey oyun olacaktır. İşte o zaman gücünüzü insanların ve gezegenin ihtiyaçlarına hizmet etmek için kullanın. Gücünüzü, ihtiyaçları karşılayarak hayatı zenginleştirmek için kullanın.
Bozukluk Mu, Yoksa Bireysellik Mi?
Eskiden İnsan Bu, Şimdi Bozukluk Olarak Etiketleniyor Bozukluk Mu, Yoksa Bireysellik Mi? Eskiden “insan bu” derlerdi. Yani insanın duygusal ve zihinsel dalgalanmaları doğal bir olguydu. Bugünse, hemen her farklılık bozukluk olarak etiketleniyor. İçsel çatışmalarımız, düşündüğümüz ve hissettiğimiz her şey sistemin kontrolüne girmeye çalışıyor. Belki de asıl hastalık, bizi “norma sokmaya” çalışan bu toplumda, farklı olmanın, kendini ifade etmenin ve bireyselliğin hasta sayılmasıdır.
Yeni Hastalıklar
Uykusuzluk, Çok Düşünmek ve Sosyal İkilemler: Yeni Hastalıklar Alt Başlık: İnsanın Dinlenmeye Hakkı Var Uykusuzluk hastalık. Çok düşünmek hastalık. Sosyal ortamlarda rahat edememek hastalık. Yani her birimiz, sistemin dayattığı hızla uyum sağlamaya çalışırken bir hastalığa maruz kalıyoruz: “Sisteme ayak uyduramama”. Bedensel hastalıklar gibi görünmese de, zihinsel yükümüz o kadar fazla ki, her düşünceyi düzene koymaya çalışırken biz de tükeniyoruz. Bu modern “hastalıklar”, aslında ruhsal tükenmişlik halinin dışa vurumu değil de nedir?