Kahve koy Müzeyyen!
Bu gece öleceğim.
Belki de seni son kez,
Son kez öpeceğim.
Ah Müzeyyen ah!
Mutluluk teğet geçti bizi.
Beraber baktığımız aynada,
Hiç görmedik ikimizi.
Otursana şuraya Müzeyyen,
Sana dertlerimi anlatayım.
Bakma öyle suratıma!
Şu sıralar avareyim.
Ah Müzeyyen ah!
Sen de anlamıyorsun beni.
Git sen de uzaklara,
Elbet unuturum seni.
Dur be Müzeyyen!
Nedir bunca heves?
Ayakların dünden razı da,
Ya ensemdeki nefes?
Anlaşıldı Müzeyyen hanım.
Sen de sevmedin beni.
Çıkarken kapıyı iyi kapat,
Açılmasın döndüğünde geri.
Gözlerindeki o kahverengi orman,
Yağmur geçirmez, çorak bi mekan.
Kirpiklerinin tutunduğu o savan,
Gömdükleri yerdir öldüğüm an.
O yağmursuz ormandaki yangın,
Yakar beni, kül eder bir bakışın.
Söndüremez beni gözlerindeki yaşın,
Yanar dururum, gölgesinde bu aşkın.
Bak, yazdım hep gözlerini.
Anlarsın artık bendeki yerini.
Göremiyorum senden başka birini,
Ver artık sende kalan gözlerimi.
-Umut Ercan