Sabah iki sularında döndüm odama. Kişiliği ve o tuhaf yaşlılık korkusu hakimdi odama hâlâ, bana ait değildi. O harikulade yalnızlık duygusu iki kez bozulmuştu. Odanın sakladığı bütün sırlar açığa çıkmıştı sanki. İki pencereyi de açıp sisin kasvet verici öbeklerle içeri yuvarlanışını izledim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Californialı’lar. Parlak polo gömlekleri ve güneş gözlükleri ile cennetteydiler, aittiler.
Fakat Main sokağında, Towne ve San Pedro ’da, beşinci caddede on binlerce farklı insan yaşıyordu: ne güneş gözlüğü satın alabiliyorlardı, ne de polo gömlek. Gündüzleri sokakta yaşıyor, geceleri sefilhanelerde yatıyorlardı. Güneş gözlüğünüz ve havalı bir polo gömleğiniz varsa Los Angeles’da polis sizi tutuklamaz. Ama ayakkabılarınız tozlu, kazağınız karlı eyaletlerde giyilen kalın kazaklardansa, yakanıza yapışır. Uzun lafın kısası paranız varsa kendinize güneş gözlüğü, bir çift beyaz ayakkabı ve bir polo gömlek satın alın. Hazırlıklı olun. Size de bulaşacaktır.
Yüksek dozlarda Times ve Examiner okuduktan sonra siz de güneş ülkesine koşacaksınız nasıl olsa. Yıllarca hamburgerle beslenecek, böceklerin istilasına uğramış daire ve otellerde yaşayacak, ama her sabah o muhteşem güneşi göreceksiniz, o her daim mavi gökyüzünü, ve sokaklar asla sahip olamayacağınız zarif kadınlarla, sıcak yarı tropikal geceler asla yaşayamayacağınız aşklarla dolu olacak, ama siz yine de cennette, güneş ülkesinde olacaksınız.
Bir şiire kent merkezinde aylak aylak dolaştıktan sonra öğleye doğru kendime acımaya başladım, önünü alamadığım bir hüzün kapladı içimi. Odama döndüğümde kendimi yatağa bırakıp hıçkıra hıçkıra ağladım. Uzun süre ağladıktan sonra kendimi iyi hissettim tekrar. Samimi ve arınmış.
Evi düşündüm, parmesan peynirli domates suyunda yüzen spagetti, annemin limonlu keki, kuzu kızartma ve sıcak çörek, ve öyle kötü hissettim ki kendimi tırnaklarımı koluma batırıp kan gelene dek sıktım. Büyük memnuniyet duydum bundan. Tanrı’nın en sefil yaratıklarından biriydim, kendime işkence etme noktasına gelmiştim. Benim elemimden daha büyük elem yoktu şu dünyada.