Yine kurgusuyla ortam betimlemeleriyle okuru yazının içine dahil eden bir klasik Stefan Zweig örneği.. Ben de okuyan herkes kadar gemiye bindim,satranç oynayanlara ilgi duydum,satranç şampiyonunu merak ettim.. Dahası kendi gerçek hayatıma dönünce de okulda çocukların "hocam satranç oynayalım mı?" isteklerini kıramadan birkaç tur satranç oynadım.
Nazilerin entelektüel kişilere karşı işkencenin de başka olduğunu,yalnızlığın ve hep aynılığın; ağır şartlarda çalışmaktan daha kötü bir ceza olduğunu gözler önüne seriyor. Bu ceza içerisinde bir kitaba tutulup hatta kitaptan esinlendiği satranç oyununu oynamak için kişilik oluşturup kendini ikiye bölen Dr.B nin gerçek hayatta gerçek bir satranç oynarkenki heyecanı ve kendini kaybetme sınırına gelmesi..
Sözün özü yine iyi bir kişilik ve gözlem hikayesi.. Ben beğendim,okunur.