“Geçmiş, geçmiştir. Bugünü yapan geçmiştir, diyemiyoruz tamamen. Çünkü bugünü, bugünküler yapıyor. Geçmiş bize kaybolanların değerini, yitip gidenlerin özlemini hissettirebilir. Bir de kalıntıları belki, bazen de enkazı bizimledir. Ama bugünü de değerli kılabilmek çok mu imkânsızdı!”
Sayfa 95
“Oralardaydık, yaşadık ve öldükten sonra da izlerimiz, hatıralarımız bir yerlerde, birilerinde kalacak. Ne kadarsa artık. Hüzünler kalacak, özlemler kalacak, aşklar kalacak, hayaller kalacak, kırıklıklar, kırgınlıklar, yıkımlar, coşkular, heyecanlar, tutkular kalacak.”
Sayfa 95
Reklam
“Oysa işte zaman yuvarlanıyordu esas. Tutunacak tarihi kalmayınca!”
Sayfa 71
Di fesla nûbiharê da digel dilber biçin geştê Ji ew xweştir ‘umur nabit li min ew hal qewî xweş tê
Sayfa 58 - Weşanên Zîz·Kitabı okudu
Kurdî
1841’de “eski” Pera’yı arşınlayan masalcı Andersen’in, “Ne kalabalık! Ne hengâme!” deyişinden neredeyse iki asır sonra yine: Ne kalabalık! Ne hengâme!
Sayfa 6
Reklam
Reklam