Siddhartha: Həqiqət olmaq
9/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Həqiqəti axtarmaq yoxsa həqiqət olmaq? Həqiqət necə tapılır? Hermann Hesse Siddhartha adlı əsərində Siddhartha obrazı və onun daxili monoloqları üzərindən bu suallara cavab verir, mən isə sadəcə kitabları və analizi sevən mexaniki yönümlü IT tələbəsi kimi bu kitaba dair görüşümü bölüşürəm. Siddhartha. Brahman. Doğuşdan dini ayinlər içində, tanrılara sunaqlar verən, ibadət edən, meditasiya ilə məşğul olan ata ilə böyümüşdü. Buna görə də günahlardan uzaq, dünyəvi zövqlərin arxasınca düşüb özünü itirməmişdi. Bütün bunlara baxmayaraq, axtardığını tapabilməmişdi. Zaman keçdikcə daxilindəki suallar və şübhələr artmağa başladı, çünki nədən qaçdığını, özünü nədən qoruduğunu bilmirdi. Məqsəd "Nirvanaya" çatmaq idi, halbuki əgər atası, müəllimləri və digər Brahmanlar düzgün yolda idilərsə, niyə hələ də məqsədə çatmamışdılar? Niyə illərlə eyni rutinin daxilində ilişib qalmışdılar? Öz həqiqətini tapmaq istəyi ilə atası razı olmasada atasından ayrılır, öz iç səsini dinləyərək Samanalara qoşulur, axtardığı şeyi orada tapacağını umur. Qaçmalı və qamçılamalı olduğu şeyin dünyəvi zövqlər və istəklər olduğunu düşünür, dostu Govindanı da bu yolda özünə qoşur. Govinda – Siddharthanın daim dəstəkçisi, yaxın dosdu. Samanalar oruc tutur, yuxusuz qalır, dilənir, cırıq paltarla yaşayırlar və özlərinə əziyyət verirlər. Siddhartha da bu yolu seçir. Lakin zaman keçdikcə özünü hər şeydən məhrum etməklə fərqli bir eqo qazanır. Çünki artıq özünü günahlardan təmizlənmiş, nəfsinə hakim olmuş biri hesab edir. Digər insanları "uşaq insanlar" görür, çünki onlar maddiyyat uğrunda çalışıb-vuruşurlar, dünyəvi zövqlərin əsiridirlər, sevirlər, insanlara bağlanırlar və hissləri üzündən hərəkətlərini idarə edə bilmirlər. Bu, asketizmin gizli paradoksudur: özünü hər şeydən məhrum etmək eqonu öldürmür, yalnız ona yeni
Düşünce
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma
Puan vermedi·928 syf.··
2026 14. kitabı
Beyaz Leke çok severek okuduğum bir kitaptı. Özellikle ilk kitapta Tugay’ın “imkansızlıklar imkan dahilinde” deyip buna inanması ve o kadar işkenceye rağmen içinde umut kırıntısı olması çok hoşuma gitmişti. Bir de Tugay’ın Eftalya’yı her haliyle sevip ona kendini sevdirmesi de çok hoştu. Ama ve lakin… İkinci kitabın sonu bana göre olması gereken bir son değildi. Kitap evli, mutlu, çocuklu da bitemezdi ama kitabın sonunda karakterlerin bir anda ölmesi saçma geldi bana. Eftalya’nın her gözyaşına bir bina patlatan Tugay, onun idam edilmesine hayli hayli engel olabilirdi bence. Eftalya’nın üç yıldır tanıdığı Tugay’ı unutmayıp çocukluğundan beri tanıdığı Sinan’ı unutmasını söylemiyorum bile… Sinan için üzüldüm. Sinan, Eftalya’nın her kötü anında yanında oluyordu ama Eftalya için aynı şeyi söyleyemem. Bir de ben kitabın sonunda Eftalya ve Tugay için değil, genellikle Giray, Sinan ve Nida için üzüldüm. Asıl hikayede yanan onlar oldu. Nida daha küçük bir kız çocuğuyken nelere şahit oldu… Giray hem sevdiği kadın Defne’yi hem de ikizini kaybetti. Asıl üzülmemiz gereken karakterler Giray, Nida, Sinan’dı. Bana kalırsa bir kitabın kötü sonla bitmesi için illa birilerinin ölmesi gerekmez. İyi sonla bitmesi için de illa evli, çocuklu yazmak da gerekmez bence.
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,873 okunma
Reklam
8/10
·198 syf.··
2026 45. kitabı
Komünist İmam, din,siyaset ve sınıf ilişkilerini Umur adlı bir imam hatip öğrencisi üzerinden anlatıyor. Umur, islam ile sosyalizmi aynı paydada buluşturmayı amaçlıyor. Buradan hareketle din ile sınıf mücadelesini bir arada yürütmeye çalışıyor. Umur’un dönüşümü sadece bireysel değil; aynı zamanda toplumsaldır. O, yoksulların, emekçilerin ve ezilenlerin yanında yer alırken, mevcut düzene karşı çıkar. Romanın en güçlü yönü, İslam ile sosyalizmin etik ortaklıklarını aramasıdır. Umur’un sık sık dini referanslarla sosyal adaleti savunması, klasik din–sol karşıtlığını kırmaya yönelik bir çabadır. Eserde köy yaşamı, yoksulluk, ağalık düzeni ve devlet otoritesi oldukça sert bir şekilde işlenir. Umur’un hikâyesi bir uyanış hikâyesidir. Ancak bu uyanış romantik değil; sancılı, çatışmalı ve yalnızlaştırıcıdır. Umur (Komünist İmam) hem dini hem ideolojik metinlerle beslenir. Onun en önemli özelliği, tek bir ideolojiye körü körüne bağlanmak yerine sentez arayışıdır. Bu durum Umur’u yalnızlaştırır ve onu bir marjinal figür haline getirir. Komünist İmam, sadece bir karakterin hikâyesi değil; Türkiye’de iki güçlü düşünce alanının (din ve sol) çatışması ve kesişmesi üzerine bir deneydir. Okuyucuyu bir taraf seçmeye zorlamaz, aksine düşünmeye zorlar. .
Komünist İmamHasan Kıyafet · Ceylan Yayıncılık · 2021215 okunma
9/10
·120 syf.··
2025 112. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 01:08
Ruhsan Çarpadan, ödüllü kalemini bu kez hepimizin sırtında taşıdığı ama kimselere göstermediği o “görünmez yüklere” dokunduruyor. On üç farklı öyküden oluşan bu eser, süslü kelimelerin arkasına saklanmadan, hayatın en yalın ve en çıplak haliyle konuşuyor bizimle. Okurken sanki kelimeler yavaş yavaş demleniyor; acele etmeden, her cümlede durup nefeslenerek ilerlemek istiyorsunuz. Yazar, pazardaki bir karakterin sıradan görünen diyaloğundan, bir televizyon stüdyosundaki derin hesaplaşmalara kadar geniş bir yelpazede insanın iç dünyasını açıyor. Kitapta geçen “Kamburu olmayan var mı? Sadece benimki görünüyor,” cümlesi aslında tüm anlatının özeti gibi. Hepimiz bir şeyler taşıyoruz; kimimiz pişmanlıklarını, kimimiz kayıplarını, kimimiz de hiç yaşanmamış çocukluğunu... Özellikle anne temalı öyküler, insanın kalbinde çok başka bir sızı bırakıyor. “Derdi Annem” öyküsünde o her satıra sinmiş naif öğütler, okuru kendi geçmişindeki yarım kalmış vedalarla yüzleştiriyor. “Mercimek” öyküsünde bir annenin iç dünyasındaki o ağır çırpınışı hissettiğinizde, sessizliğin bazen ne kadar gürültülü olabileceğini anlıyorsunuz. Bu öyküler sadece birer kurgu değil, sanki hayatın tam içinden, birilerinin canı yanarken koparılmış parçalar gibi. Eserin geneline yayılan o hüzünlü hava, insanı karamsarlığa sürüklemek yerine aksine bir “anlaşılma” hissiyle ferahlatıyor. Yazar, ne kadar derine batarsak batalım, o yüklerin altında ezilsek de umudun hep bir yerlerde saklı olduğunu fısıldıyor. “Birlikte yanacak dertlerimiz var hâlâ” diyen o son cümle, aslında biz okurlara uzatılmış bir el gibi. Kendi içinize gömdüğünüz, dert ortağı aradığınız ama bir türlü dile getiremediğiniz ne varsa bu sayfalarda bulabilirsiniz. Bir oturuşta bitecek kadar duru, ama etkisi uzun süre sizinle kalacak kadar ağır ve
1000Kitap
Taşıyamadığım YükRuhsan Çarpadan · Everest Yayınları · 202598 okunma
Gündeliğin İçindeki Derinlik: Avarelik Görgüsü..
8/10
·144 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 21:36
Ahmet Murat’ın deneme türündeki eserlerinden biri olan Avarelik Görgüsü, modern insanın gündelik hayatla kurduğu ilişkiyi zarif bir dille ele alan etkileyici bir eserdir. Kitap kısa kısa denemelerden oluşmaktadır. İçeriğinde günümüz dünyasının hızlı yaşamından gündelik hayatın küçük anlarına, içimizdeki ve dışımızdaki görgü çerçevelerine, sanata, eğitime ve bilhassa beni çok etkileyen sabah vaktine değinilmiştir. Ahmet Murat’ın dili sade ama düşündürücüdür; okuyucuyu yormadan, fakat zihninde iz bırakarak ilerler. Her bir yazısı, sıradan gibi görünen anların aslında ne kadar derin anlamlar barındırabileceğini gösterir. Özellikle şehir hayatı, zaman algısı, modern insanın meşguliyet takıntısı gibi temalar etrafında dolaşan yazar, okura kendi yaşamını düşündürür, sorgulatır ve yeniden anlamlandırması için bir kapı aralar adeta. Eserde dikkat çeken en önemli kısımlardan biri, “boş zaman” yani "avarelik" kavramına yüklenen anlamdır. Günümüzde sürekli üretken olma baskısı altında yaşayan birey için avarelik, neredeyse bir suç gibi görülür. Ancak yazar, bu algıyı tersine çevirerek, insanın kendine dönebilmesi ve dünyayı gerçekten hissedebilmesi için avareliğe ihtiyaç duyduğunu savunur. Ahmet Murat, “avarelik” kavramını tembellik ya da amaçsızlık olarak değil; aksine, hayatın hızına karşı bilinçli bir yavaşlama ve farkındalık hali olarak kitap boyunca yeniden tanımlar. Ahmet Murat’ın kitaptaki üslubu ise; sade ama derin, samimi ama ölçülü, ironik ama incelikli bir yapıdadır. Yazar ilk bakışta oldukça yalın bir Türkçe kullanır. Cümleler kısa, açık ve anlaşılırdır. Ancak bu sadelik yanıltıcıdır bence çünkü metin ilerledikçe alt anlamlar, çağrışımlar ve felsefi arka plan kendini hissettirir. Ve tüm bunlar sohbet gibi bir atmosfer içerisinde gerçekleşir, sanki yazar,
Edebiyat
Avarelik GörgüsüAhmet Murat · Ketebe Yayınları · 20221,053 okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
Yirmibirinci Lem'a İhlas hakkında (Onyedinci Lem'anın Onyedinci Nota'sının yedi mes'elesinden Dördüncü Mes'elesi iken, ihlas münasebetiyle Yirminci Lem'anın İkinci Nokta'sı oldu. Nuraniyetine binaen Yirmibirinci Lem'a olarak Lemaat'a girdi.)Bu Lem'a lâakal her onbeş günde bir defa okunmalı.بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِوَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ ٭ وَ قُومُوا لِلّٰهِ قَانِت۪ينَ ٭ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَا ٭ وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَا ٭ وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ى ثَمَنًا قَل۪يلاًEy âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir dua-yı manevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyet: İhlastır. Madem ihlasta mezkûr hâssalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.. ve madem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid'alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'aniye omuzumuza ihsan-ı İlahî tarafından konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlasın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hizmet-i kudsiye kısmen zayi' olur, devam etmez; hem şiddetli mes'ul oluruz. وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ى ثَمَنًا قَل۪يلاً âyetindeki şiddetli tehdidkârane nehy-i İlahîye mazhar olup, saadet-i ebediye zararına manasız, lüzumsuz, zararlı, kederli, hodfüruşane, sakil, riyakârane bazı hissiyat-ı süfliye ve menafi'-i
Alıntı
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20205,7bin okunma
Reklam
Reklam