Ehmedê Xanî

Ehmedê Xanî

Yazar
9.5/10
125 Kişi
·
211
Okunma
·
220
Beğeni
·
13.667
Gösterim
Adı:
Ehmedê Xanî
Tam adı:
Ahmed-i Hani
Unvan:
Kürt Edebiyatçısı, Şair, Tarihçi ve Alim
Doğum:
Han Köyü, Çukurca, Hakkari, Türkiye, 1650/1651
Ölüm:
Doğubeyazıt, Ağrı, Türkiye, 1707
Yaşadığı yörede zaman zaman şeyh olarak kabul edilmiş, halk arasında Hani Baba adıyla da anılmıştır. Ayrıca, molla(Molla Ahmed) olarak da tanınmaktadır. Hânî Aşiretinden olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî (Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır. Doğu Bayazıt medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe) bilen Hani, eserlerini, dönemin tercih edilen edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.

En bilinen eseri, 17. yüzyılda Kürtçe'nin Kurmanci lehçesiyle yazdığı "Mem û Zîn"dir. Xanî, Mem û Zîn adlı eserinde, Emir Zeynettin'in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sti adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser, aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.

Türbesi Ağrı Doğubeyazıt'tadır.
"Ama aşık ile heves sahibi arasında fark var
Heves sahipleri çıkarcıdır, aşıklar ise fedakar…
Ne dildar û ne min dil man, ne alal û ne sorgul man
Ne reyhan û ne sunbul man, di dil da min xelî xarek

..

Ne sevdiğim kaldı ne de kalbim, ne lale kaldı ne al gül
Ne reyhan kaldı ne sümbül, gönlümde bir diken vardır
Ehmedê Xanî
Sayfa 87 - Avesta
Ki el demesin «Kürtler,îrfansız,asılsız ve temelsizdirler.
Çeşitli milletler kitap sahibidir.
Sadece Kürtler nasipsizdirler»
Hem düşünce adamları demesin ki Kürtler,
Amaç edinmediler aşkı.
Şeyh dedi ki: Aşk dininde
Bir alışveriş var ki "Karşılıklı kabul" derler ona.
Denk olmak şartı yerine gelmese de caizdir,
Alıcının ve satıcının şartı kabuldür.
Beklenen incelemeden herkese merhaba:)
Bu incelemeyi Ahmedi Xanî okuma etkinliği dolayısıyla ısrarla inceleme yazmamı isteyen arkadaşlar için yazıyorum.

Kürt edebiyatının baş yapıtı olan bu eser, dengbêjler aracılığla dilden dile aktarılarak günümüze kadar geldi.
Bu cümleyi yazdıktan sonra bir güzellikle başlamadan olmaz. Bilenler bilir o güzelliği, bilmeyenler için de aşağıya linkini bırakıyorum.:)
https://youtu.be/9x0JpjtbdQ4
İncelemeye güzellik kattığıma göre kaldığım yerden devam edebilirim.

Anlatılan bu aşk hikâyesi, 'Memê Alan' adıyla Kürt halkı arasında yaygın olan ve mitolojik ögeler barındıran eski bir destandır.
Ahmedi Xanî; Mem û Zîn'i, 'Memê Alan' destanından ilham alarak dönemin yaşantısına göre kaleme almış ve sözlü gelenek yoluyla bu zamana kadar gelen destanı, yazıya geçirerek ölümsüzleştirmiştir.

Eser Allah'a ve Hz. Muhammed'e övgü ile başlar, devamında eseri neden Kürtçe yazdığına değinmektedir. Mem û Zîn'in büyülü aşkını anlattıktan sonra Ahmedi Xanî kendi kalemiyle bize birkaç şey daha aktarıyor ve kitap burda bitiyor.

Mem û Zîn bir aşk hikâyesi midir?
Evet ama kesinlikle salt bir aşk hikâyesi değildir.
Ne yazık ki çoğumuz bunu göz ardı ediyor.
Mem û Zîn, kendi bünyelerinde doğruluğu, iyiliği, güzelliği, çaresizliği ve suçsuzluğu temsil ederken; Bekir,( küçükken çok kızdığımda Beko derdim.) Kötülüğü, fesatçılığı ve ikiyüzlülüğü temsil eder. Yazar iyinin ve kötünün çatışmasını eserin sonuna kadar hissettirir.
Bunu yaparken sözcükleri o kadar güzel kullanıyor ki adeta kendimizi o atmosferin içindeymiş gibi hissederiz.


Buraya kadar kitapta geçen olayları anlattım. Şimdi de çocukken dinlediğim ve çok sevdiğim bu hikâyeyi neden bugüne kadar okumadığımı birkaç cümleyle aktaracağım.
Çocukluğun o saf, masum ve büyülü güzelliği beni bu hikâyeyi istediğim şekilde sonlandırmama imkan veriyordu. Kendim hikâyeye bir son yazmıştım ve bu yıllarca hep böyle devam etti. Ta ki kitabı bitirip bu acı sonla yüzleşene kadar. Evet bugün ben bu kitapla büyüdüm. Çocukluğumun kahramanlarını kendi elimle toprağa gömdüm. Şimdi izin verirseniz köşeme çekilip yas tutmak istiyorum..

Bu kadar şey söylemişken bu yorumu da buraya bırakmazsam her şey yarım kalacakmış gibi:)

https://youtu.be/WLVXRz3y4to

Her daim sevgi ve kitapla kalın..
Kürtçe yazılmış bir klasiktir, okuyalım dedilerdi, dünyanın dört bir yöresinin şiiri destanı okunur da kendi toprağımızın şiiri-destanı-efsanesi okunmaz mı, okunur tabi :)

Pdf ole okuduğum için her bir yerini renkli renkli işleyemedigim için çok üzgünüm. Bir çeviri dili bu kadar güzel bu kadar etkiliyken orjinali nasıl uçuyordur çok merak ettim, anlatımı o kadar etkileyici ki hiç dua ederken bu kadar şairane olunabileceğini düşünmemiştim:)

Sağolsun Ehmede Xanî sayesinde bol bol dua ettim:)öte tarafta kurtarır mı bilemem:)

Kötülük bu kadar hakimken aşkın kazandığı nerde görülmüş, değil mi? Anlatmaya gerek yok konuyu.

E bunları yazarken filminden bir ezgiyi de paylaşmadan edemeyeceğim:)
https://youtu.be/UfYn7Ns0Fn8
Sevgili https://1000kitap.com/Nojdar 'ın yapmış olduğu #28743018 etkinliği münasebetiyle tekrardan elime almış olduğum bu Ehmedê Xanî kitabına kısada olsa bir inceleme yazmak istiyorum. Bu 'acemi incelemesinin' hatalarını mazur görmenizi temenni ediyorum.

Ehmedê Xanî Kürtler ve Kürt aydınlar arasında adından sıkça söz ettiren bir zat-ı muhteremdir. Kendinden sonra gelecek olan birçok Kürt aydınına ve yazarına yol göstermiştir. Kürt diline ve halkına bağlılığını, bu eserini Kürtçe kaleme alarak göstermiştir. Mem û Zîn eserinde Kürtlere ait birçok örf ve ananelerden söz etmesi, bunları hâlâ yaşıyor, devam ettiriyor olmamız bir Kürt olarak beni pek mutlu ediyor. Kürtçe'nin ve Kürt kültürünün bazı dönemlerde üzerinde oyunlar oynanıp yok edilmek istenmesine rağmen hâlâ dipdiri ayakta kalmasını görmek bana bu halkın ve dilinin güzelliğini gösteriyor. Ehmedê Xanî 'ninde de söz ettiği gibi;

Kurmanc-i ne pir di bê kemalin
Emma di yetîm û bê mecalin
Fîlcimle ne cahil û nezanin
Belkî di sefîl û bê xwedanin

..

Hayır... Kürtler o kadar kemalsiz değil,
Fakat öksüz ve mecalsizdir.
Hep birden bilgisiz ve cahil değil,
Sadece sefil ve sahipsizdir.

Mem û Zîn hikayesinin bir diğer şaşırtıcı özelliği ise; nice Kürt köylerinde okunmamasına rağmen bahsediliyor olmasıdır. Sözlü bir şekilde nesilden nesile aktarılarak destansı bir yönü taşımasıdır. Mem û Zîn hikayesi; sevinçten, heyecandan, umuttan, dostluktan söz ettiği gibi derin bir melankoliden de söz eder. Aşığını yakan, kavuran, elden ayaktan düşüren bir aşktan bahseder. Yiğitlikten, kahramanlıktan söz eder. Zamanının devlet anlayışı, halkının kültüründen söz eder. Bunların yanında Tacdin ve Siti'den bahseder. Sevdasını murada erdiren iki güzelden/delikanlıdan bahseder. Yiğit Tacdin'nin dostu Mem'i ölümden kurtarmak için dünyayı ayağının altına aldığından, dünyayı tanımadığından bahseder.

Kısacası Mem û Zîn; hayatın kendisinden bahseder. Bize de bu kavgayı anlayıp, hakkıyla mücadelesini vermek düşer.

İncelemeye son vermeden önce çok kıymetli Kürt sanatçı Nusret İmir'in bu hikayeyi tamda esere uygun bir biçimde albümleştirdiğini söylememde de fayda vardır. bknz:

https://www.youtube.com/watch?v=y2qveaA3iX0
https://www.youtube.com/watch?v=Z4XCaNBNAxs
https://www.youtube.com/watch?v=kZUXkuODLrs
Benim memleketimin efsanevi aşk hikayesi. Nasıl bir aşkdır ki bu mem zindana atılırken zinin aşkından ölür, ve zin de memin aşkından kendini dicle nehrine atar. Mezarları da şırnağın cizre ilçesinde bulunuyor. Ve ikisi yan yana gömülmüş tıpkı gül bahçesi gibi kokuyor mezarları . Kessinlikle herkese tavsiye ederim....
Ehmedê Xanî (1651-1707) 17. Yüzyılda yaşamış Kürt edebiyatçı, şair, tarihçi ve islam âlimi. Arapça, farsça, osmanlıca ve kürtçe dillerine hakim olan Xani'nin Mem ile Zin mesnevisi, islam dünyasındaki mesnevi geleneği açısından bakıldığında son derece önemli özellikler göstermektedir. Kürtler arasında yaşayan "Memê Alan" destanını temel almaktadır. Bilip-bilmediğimiz bazı yapıtları;
Nûbara Biçûkan- manzum kürtçe arapça sözlük
Eqîda Îmanê- manzum akide
Mem û Zîn - şiir
Dîwan - Tamamı bulunamamış
Yusûf û Zuleyxa - şimdiye kadar bulunamamıs
Leyla û Mecnun - şimdiye kadar bulunamamış
Erdê Xweda - bulunamamış astronomi ve coğrafya kitabı.

Mem ile Zin, Ahmed-i Hani tarafından 1690-1695 yıllarında yazılmış, 1450-51 yıllarında yaşanmış Mem ile Zin'in aşkını anlattığı 60 Bölüm, 2657 beyit, 5314 kafiyeyle anlattığı, Kürtçenin Kurmanci lehçesiyle yazmış olduğu mesnevi eseridir. Aşık olupta kavuşamamanın, iyiliğin kötülüğe galip gelişini ve aşkın ölüme galip gelişini anımsatan güzel ve acı dolu bir sevda destanı. Allah'a, Hz. Muhammed'e övgülerle başlayan beyitler, Xanî'nin bu eseri niçin Kurmanci ile yazdığıyla devam etmekte. Mem ile Zin'in hikayesine geçişten sonra. Ehmedê Xanî'nin kendi kalemiyle olan diyaloğundan sonra bitiyor. Aşk, din, tasavvuf, ahlak, kahramanlık temalı. Orjinal dilinden daha önce okumuştum. Çevirisini merak ettiğimden dolayı Türkçesini okumak istedim. Selim Temo kitabı çok güzel çevirmiş.

Bundan sonrasi Mem ile Zin'in hikayesidir; Ehmedê Xanî'nin beyitleriyle.

Botan yöresinin Mîr'i ( Siirt, Şırnak, Batman ve Mardin'i içeren bölgenin adı) Emir Abdal oğlu Emir Zeyneddin'in dünya güzeli iki kız kardeşi vardır. Birinin adı Zîn diğerinin ise Siti'dir. Tacdin, beyin divan vezirinin oğludur. Mem ise Tacdin'nin can dostu ve manevi kardeşidir. 21 Mart baharın müjdeleyicisi olan Newroz bayramında yapılan şenliklere yöre halkı kızlı erkekli süslenip eğlenirlerdi.Tacdin ile Mem kız kılığına girip şenliğe katılırlar. Şenlik alanında erkek kılığına girmiş iki ayyüzlü kız görürler. O anda yürekleri birbirine bağlanir, karşı karşıya geldiklerinde bakakalırlar. Zin parmagındaki yüzüğü Mem'e, Mem'in yüzüğünü de kendsine alır, aynısını Siti de yapar ve oradan ayrılırlar. Olayın üstünden günler geçer. Kizlar yeme içmeden kesilir.

"İrinsiz, kabuksuz, görünmez bir yara
Bir hastalıktır ki aşk derler adına
Amma öyle bir tutuşur ki içinden
Yüreğın kanı akar iki gözünden"

Durumu gören dadıları Hayzebun bunun ancak gönük yarası olacağını dile getirir ve kızları konuşturur. Hayzebûn Mem ve Tacdin'nin yüzüğünü alıp soluğu bir bilgenin yanında alır. Bilge dermanlarının, kendisinin hekim kılığına girerek çevrede bu dertten hastalanan gençleri sorarak bulabileceğini söyler. Çom geçmeden Dadı, Mem ve Tacdin'i bulur. Dertlerine care bulacağını söyleyip yüzükleri geri ister. Tacdin yüzüğü geri verir ama Mem vermez yüzüğü;

" Dadı mazur göresin beni
Kim verir ki canından olma iznini"

Büyüklerin de araya girmesiyle Mîr Siti'yi Tacdin'e verir. ( aynı anda aynı evden iki gelin çıkamayacağı vasıtasıyla Mem önce kendinden büyük olan Tacdin'nin evlenmesini ister.) Yedi gün yedi gece çok güzel bir düğün olur. Bu arada sıraların kendilerine gelmesini bekleyen Mem ile Zin gizli gizli buluşur, konuşurlar. Onları ve Tacdin'i çekemeyen Bey'in kapıcısı Bekir ( Botanlı olmayıp Iranin bir köyünden, fitneci, fesat biri) bir gün Mîr'e gider;

" Mîrim! Zarar ettin Siti'yi vermekle
O tacın cevheri, cevherin tacıydı
Tacin süsüydü ve süsün de tacıydı
Taht da pek yakışırdı, yani öyle
Bilgili, akıllı ve hünerliydi de
Kederli Kısrâ onu görmek isterdi
İmparator delice sevmek isterdi
Eğer Sezar oğlu için isteseydi
Hakan ise önünde divan dursaydı
Yine de bu kadar ucuza vermezdin
Onlara bu şekilde boyun eğmezdin
Siti'yi verdin ya şu Tacdin'e
Aynı gün Zîn'i Mem'e vermiş kendince"

Bunları duyunca kızan Bey aslından Zîn'i Mem'e vermeyi düşündüğü halde vermekten vazgeçer.

"Bir arzu vardı içimizde
Mem'i Zin'le onurlandıralim diye
Babamın ruhuna yemin ederim ki
Halid'e varana kadar tüm ceddimi
Adem'im neslinde olan hiç kimseye
Vermeyeceğim Zin'i eş olsun diye
Eğer varsa kellesinden bezmiş biri
Zin burda işte, olsun ona müşteri"

Bunu duyan Zin ve Mem aşk ateşi içinde gün geçtikçe kavurulur. Yemeden içmeden kesilir. Deli divane dolaşırlar. Bir zaman sonra Bey'in ava çıktığı bir zamanda. Mem Zîn'i görmeye gider. Fakat bu sırada Mîr ve adamları ansızın çıkagelir. Bir abaya sarılı şekilde Mem'i bahçesinde görür. Abanın altında Zin'in kara saçlarını gören Tacdin onları o durumdan kurtarmak için hemen evine gider. Siti ve çocuğunu alarak evini ateşe verir Mem uğruna.

" Elalem ateşi söndürür su ile
Bense suyu söndüreceğim ateş ile"

Buda inanılmaz bir dostluk örneğidir. Bey ve adamları Tacdin'nin evini söndürmeye giderken, Zin'de Mem'den ayrılıp evine gider. Durumu Beko görür ve Bey'e söyler. Gerçeği ortaya çıkarmak için Mem ve Mîr arasında satranç yarışması düzenlenmek ister. Beko;

"Onu mağlup edip de yendiğin anda
Doğru söyle, yarin kim diye sor ona
Mem, yiğit, pehlivan, saf kalpli biridir
Hele sana karşı yalansız biridir
İnkâr edemez içindeki sevgiyi
İkrar edecek sana bütün gizini
Bu aşkta direten kararlı biri o
Ben ki Zın'e aşığım diyecektir o

Oyun düzenlenir, Bey oyunu kazanması takdirde Mem'in herhangi bir dileğini yerine getireceğine dair siz verir. İyi bir satranç oyuncusu olan Mem Mîr'i ilk üc elde yener. Durum karşısında endişelenen Beko, Zîn'in pencerede oyunu takip ettiğini görür. Kaide ve oyun sırayla diyerekten, yerlerin değismesini ister ve Mem'i Zin'in karşısında oturtur.

" Zîn'i birden görünce Mem'in gözleri
Bedavadan verdi fil ile veziri
Cam ve pencerede kalınca yüreği
Piyonlar için atlarını kaybetti"

Durum böyle olunca Mem oyuna adapte olamaz. Sonraki altı elde yenilir. Bey Mem'in oyunu kaybetmesine rağmen, sevgilisinin kim olduğunu, layıksa onu, kendisine alacağını söyler. Bunu fırsat bilen Beko hemen araya girer;

" Gördüm ben Mem'in sevdiğini
Bir Arap kızıdır, dudağı dövmeli
Baştan aşağı katran gibi kapkara
Değmez Mîr'in istemesi, anmasına"

Bunun üzerine aşk sarhoşu olan Mem şuurunu kaybederek sevgilisinin soylu bir aile kızı olduğunu, melek, ay parçası olan Zîn'in adını söyler. Buna sinirlenen Bey o anda Mem'in ölüm fermanını verir. Fakat Tacdin ve kardeşleri Arif, Çeko buna engel olur.

"Sizin niyetiniz Mem'i yakalamak
Ki sizden üc yüz kişi yaralanacak
Üçümüzü paramparça etmeden siz
Bu Mem'i öylece seyredeceksiniz."

Hal böyle olun Mîr, Mem hakkından yeni karar verir ve zindana atılmasını ister. Bir yıl sonra artık duruma çare bulmak isteyen Tacdin ve kardeşleri Bey'e karşı ayaklanıp Mem'i almak icin hazırlıklara başladı. Bunu duyan Bekir, Bey'in durum karşısında tedbirli davranmasını ister.

" Elçiye Mem ile Zın'i bağışladık de
Onları evlendirip verdik Tacdin'e
Açıkca inat edip ayak sürüme
Fesat ateşini bir kez söndür hele"

Mîr bu fikri gerçekleştirmek icin Zîn'e gider ve olanları anlatır. Halsiz olan Zın'in ağzından ve burnundan kanlar akmaya başlar. Bey kardeşi üzerine ağlamaya başlar ve ne tür bir hataya düştüğünü anlar. Evlilik iznini verdiğini söyler ve gidip Mem'i alıp huzuruna çıkmasını ister. Mem'e giden Zin olayı Mem'e müjdeler. Daha önce Beko tarafından zehirlenen Mem;

"Ben hiçbir Mîrin huzuruna çıkmam
Ben hiçbir esirin kölesi olamam
Bu mîrlik, vezirlik hep görüştedir
Bu bir hayal oyunudur, bir sihirdir
Bunların hepsi boş, hepsi de fanidir
Sonu yok bunların, hepsi de fenadır
Eğer ölüm varsa, o Mîr, mîr değildir
Azledilme varsa, o mîr bir esirdir."

Bunları söyledikten sonra Mem Hakkı rahmetine kavuştu.

"Ve kafesi açılmış bir kuş misali
Hemen uçtu, hic hapsedilmemiş gibi
Çamur zincirinden elini kurtardı
Hemen çırptı gönlünün kanatlarını
Bir şahinmiş gibi dünya merkezinden
Kanat çırpıp Rabb'ine kavuştu hemen"

Kısa bir süre Mem'in ölüm haberi her yere yayıldı. Ölüm haberini alan Tacdin Beko'yu öldürdü. O kadar fitne ve fesada rağmen Zın Beko hakkında kötü düşünmedi.

"Bır kırmızı gülüz, o dikendir bize
Biz bir defineyiz, o yılandir bize
Gül, dikenlerin uçlarıyla korunur
Define yılan sayesinde korunur
Eğer engel olmasaydı aramızda
Batık ve zail okurdu aşkımızda"

Halinde hal kalmayan, kan kusan Zîn, Mem'in mezarı başında can verdi.

"Mem, can ve beden mülkünün sahibisin!
Ben bahçeysem, eğer bahçıvanı sensin
Şu yetiştirdiğin bahçe sahipsiz mi?
Senin yüzün olmazsa neye yarar ki?
Kucakladi mezarı ona sarıldı
Düştü takatten, can bedenden ayrıldı
Sanırsın bir çıraydı da söndü şimdi."

Zîn'in öldüğünü görünce Mîr "Al sana Yar" diyerek, ilk kez görüştükleri, ilk kez buluştukları gibi gerdek mezarına perdesiz yüz yüze gömüldüler. Ayakuçlarına da Beko'yu gömdüler. Rivayet odur ki sonradan iki fidan yetişti Mem ile Zin'in mezarında kolları birbirine dolandı, Beko'nun da mezarında yetişen bir kara çalı da kendini o iki fidanın arasında büyüttü, kavuşmalarına engel oldu.
Mem û Zîn'in mezarı Cizre Sırnak'tadır

Bir şeyi sevmek için, o şeyin senin olması gerekmiyor ahir zamanda, bunu kanıtlıyor Mem û Zîn aşkı. Ehmedê Xanî'nin dediği gibi;

"Kimisi can için ister cananı
Kimisi canan için verir canını
Kimisi kavuşmak ister Siti ve Tacdin gibi
Kimisi aşkı seçer Mem û Zîn gibi"

Gerçek aşkı, sevdayı bulmaniz dileğiyle...
âh ile yutkunamadan bitirdim bu muazzam eseri.
gönül isterdi ki, incelememi kürtçe yazabileyim. ilk defa kürtçe bir eser okumama vesile olduğunuz için https://1000kitap.com/Nojdar öncelikle size çok teşekkür etmek istiyorum.

ehmedê xanî'nin o dönemdeki eserlerde kullanılan dillerin yanısıra bu eseri kürtçe olarak bize ulaştırması, eserlerimizden, kültürlerimizden, değerlerimizden, dinimizi yaşayışımızdan bihaber olmadığımız için en büyük şükranlarımı da ona sunmak istiyorum.

kitabın ilk kısımlarında Allah'a ve peygambere övgülerle yazar, şair, kürt edebiyatçısı ve alim olan xanî'nin teslimiyetini, saf ve sağlam inancını, samimiyetle kitap boyu dile getirdiği acziyetini, mühim nasihâtlerini demleyememek elde değil.

kullanılan üslup, dil ve ahenk ile düşündürücü, sürükleyici, lezzetli ve de oldukça hisli bir okuma gerçekleşiyor. aşkın ötesinde mesaj, mana, vahiy, hadis dolu bir derya var önümüzde. aşkın saflığı, samimiyeti, nizamı, efsunu, âhı, ecri, hudûdu uzun uzun anlatılıyor.
aşk ile okunsun efenim!

kitap boyunca en yürekten âmin ve ecmâinleri şu duaya serpiştirdim:
"Allah'ım xanî'yi kendine âşina kıl"
Büyük bir aşk ve şevkle alıyorum kitabı elime. Çok büyük beklentilerim var Mezopotamya'nın bağrından çıkmış iki gencin birbirine olan sürrealist aşkı. Filmini çok beğenmiştim umarım kitabı daha iyi olur. Yöresel oluşundan mıdır, gerçekten çok büyük bir aşk olduğundan mıdır ve ya kavuşamamalarından kaynaklanan çektikleri zorluklarından mıdır ya da bunların hepsinin birleşiminden kaynaklanan bir şeydir bilmiyorum ama MEM U ZİN aşkı bende çok özel bir yere sahiptir. Halen bile bir yerde denk geldim mi veya karşılaştım mı kötü oluyorum.
Mem û Zin, Ehmedê Xanî tarafından 1690-1695 yıllarında yazılmış, 1450-1451 yıllarında yaşanmış Mem ile Zin'in aşkının anlatıldığı; Kürtçenin Kurmanci lehçesiyle yazmış olduğu eseridir.
Mem û Zin Dönemin özelliklerini bir aşk hikayesi şeklinde kurguladığı için aşk destanı olarak bilinir. Oysa, karakterlerin her biri o dönemin barındırdığı kişilerdir. Bunların bilincinde sadece bir aşk destanı olarak okunmamalıdır. Ayrıca eserde sıkı bir dostluktan da bahseder.
Yazar eserde kötülüğü ve fesatlığı Bekir'de toplamış. İyiliği ve güzelliği Mem ve Zin'de toplamıştır. Her şeyde olduğu gibi her zaman iyilik kazandığı için eserin sonunda Mem ve Zin kazanıyorlar.
Ehmedê Xanî, Allah'a, Hz. Muhammed'e övgü beyitleriyle başlayıp kendi kalemiyle olan diyaloğundan sonra bitiyor. Eserin genel olarak konusu Aşk, din, kahramanlık, dostluktur. Ayrıca eser Türkçe, Farsça, Arapça, Fransızca ve Rusça dillerine çevrilmiştir.

Eserde en çok dikkatimi çeken Ehmedê Xanî'nin yaptığı benzetmeleridir.
Eğer hala okumadıysanız Kitabı hemen okumanızı tavsiye ediyorum.

Kitaptan güzel bir alıntı:

"BU RÜYA MIDIR, HAYAL MİDİR?
Sakî! Gel söyle bana ne renktir bu.
Bu âlem hayal midir, yoksa rüya mıdır?
Onun asılsız olduğunu yorumlama.
Onun hayal olduğunu tasvir etme.
Başlangıcı gerçi hayat rengindedir.
Ama hayatının sonu da ölümdür.
Yani var olmayan bir varlıktır bu.
Güzel yaratılışlıdır, ne yazık ki ölümlüdür bu.
Felekler, unsurlar ve onlardan doğan tabiatlar,
Bu tabiatlardan meydana gelenler ve felekler.
Hep birlikte güzel bir şekilde ortaklık yaparlar.
Hep birlikte çabucak birbirinden ayrılırlar."
Brastî bi saya çalakiya Ehmedê Xanî ku pêşengiya wê Mihamedê Nojdar dike ev cara duyemîne ku dixwenim lê wek ku cara ewil e bi kelacan min xwend esasên îslamê bi zimanê dayikê û herikbar û zelal vedibêje
Mem u zin
Bir nevi leyla ile mecnun diyebiliriz
Ortaguda bir aski anlatiyor
Diller irklar cografyalar farkli olsa da askin dili tektir
Okunulmasi gereken yasanmisliklar ...

Yazarın biyografisi

Adı:
Ehmedê Xanî
Tam adı:
Ahmed-i Hani
Unvan:
Kürt Edebiyatçısı, Şair, Tarihçi ve Alim
Doğum:
Han Köyü, Çukurca, Hakkari, Türkiye, 1650/1651
Ölüm:
Doğubeyazıt, Ağrı, Türkiye, 1707
Yaşadığı yörede zaman zaman şeyh olarak kabul edilmiş, halk arasında Hani Baba adıyla da anılmıştır. Ayrıca, molla(Molla Ahmed) olarak da tanınmaktadır. Hânî Aşiretinden olmasından ve Han köyünde doğması ötürü Ahmed Hânî (Ahmed-i Hânî) olarak tanınmaktadır. Doğu Bayazıt medreselerinde müderrislik ve İshak Paşa Sarayında kâtiplik yapmıştır. Dört dil (Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe) bilen Hani, eserlerini, dönemin tercih edilen edebiyat dili olan Farsça yerine Kürtçe yazmıştır.

En bilinen eseri, 17. yüzyılda Kürtçe'nin Kurmanci lehçesiyle yazdığı "Mem û Zîn"dir. Xanî, Mem û Zîn adlı eserinde, Emir Zeynettin'in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sti adlı iki kız kardeşinin Mem ve Tajdin ismindeki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser, aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.

Türbesi Ağrı Doğubeyazıt'tadır.

Yazar istatistikleri

  • 220 okur beğendi.
  • 211 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 187 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları