Başlamadan önce okuduğum bir çok incelemede çok sevildiğini gördüm ve üzerinde durdukları şey güzel bir aşk romanı olmasıydı. Hatta birisi aynen şöyle yazmıştı: "Gelmiş geçmiş en iyi aşk romanı." Bu kadar güzel incelemelerden sonra haliyle beklentim yüksekti. Beklentimin çok cokkkk altinda kaldığı için sevemedim: ama hiç inceleme okumadan beklentiye girmesemde yine sevecegimi sanmıyorum.
Bir kere gereksiz uzun bir kitap. Yaklaşık 350 sayfa hep aynı şeyleri okudum. İlerleyen sayfalarda da yine sık sık tekrara düşüyor malesef. Kitabın içine bir türlü giremedim. Sonradan biraz dahil oldum kitaba ama bu seferde sinirlenmekten sürekli kaçmak istedim kitaptan.
Kemal'in yaşadıklarını, hissettiklerini yere göğe sığdıramayıp aşk demelerini, hayran hayran anlatmalarını kimse kızmasın ama anlayamıyorum. Bu aşk mı? Kemal saplantılı bir ruh hastası. Füsun'a hissettiği cinsel arzular dışında pek bir şey okumadım ben.
Orhan Pamuk'un okuduğum ilk kitabıydı. Tekrar bir kitabını okuyacağımi sanmıyorum. Beni kızdıran kısım kitap boyunca 'Füsun' sadece cinsel bir obje gibi anlatılmış. Biz kadınlar cinsel bir obje miyiz? Ben bunu kabul etmiyorum. Bu kitabı okuyup seven bayan arkadaşlarımın bu konuda sesssiz kalması da enterasan. Füsun'nun veya kadınların aklindan, zekasından, başarılarından kac sayfa da bahsedilmiş. Kitap boyunca dönen mevzular erkeklerin cinsel arzuları ve güzel alımlı kadinlarla birliktelik istekleri. Yazdiklarım yanlış anlaşılmasın. Cinsellik doğanın kanunu buna itirazım yok. Lakin kitapta bu kadar yoğun anlatılması, birde üstüne bu yoğun anlatimda hissedilen şeylere aşk denilmesi beni açıkçası kızdırdi.
Biz kadınlar bedenimizle bu toplumda var olmamalıyız. Biz cinsel obje değiliz. Biz aklımızla, zekamizla, duruşumuzla, basarilarımızla var olmalıyız.
Aşk ruhla
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
YouTube kitap kanalımda en çok abartılan kitap olan Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını yorumladım: ytbe.one/ADxRNdYqvDk
Spiritüel yolculuklar, evrenle kurulan derin bağlar, insanın sonsuzluğu... EYVAH! Yoksa bu kitap Simyacı vol2 mi?
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerilerini incelemek için yorumlar kısmına bakmayı unutmayın.
Son zamanlarda bu kitabı pek çok kişinin okuduğunu görüyorum. Merak edip kitabın sayfasına gireyim dedim. Bir de baktım, başlığında "Goodreads Yılın En İyi Romanı" yazıyor. Dedim oha, demek ki bu kitabın yazarı öyle bir şey yazmış olmalı ki, yıl içerisinde yayımlanan onbinlerce kitabın kalitesini geçmiş olsun. "Yılın En İyi Romanı" sonuçta. Düşünsenize... Fakat sonra ne mi oldu?
Hani Simyacı kitabı evrenin işaretleri, evren işbirliği, evrendeki her şeyin benim için var olması şeklinde kişisel gelişim soslu bir masal anlatıyor ya, bu kitap da buna çok benziyor işte. Al Santiago'yu, yerine Nora'yı koy. Biraz da üstüne spiritüelizm baharatı ekle. Artık anlatıla anlatıla kabak tadı vermiş kelebek etkisiyle birlikte pişir. Al sana Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı. Afiyet olsun.
Ön kapağında "Bestseller" yazısı vurgulanan, arka kapağında objektiflikten uzak "Çok iyi bir hikaye", "Baştan çıkarıcı bir roman", "Bu kitabı herkes alsın!" yorumlarından geçilmeyen kapakları görünce neden bu tür klon kitaplardan uzak durmam gerektiğini de her geçen gün daha iyi anlıyorum. Ben böyle kitaplar okumak istesem giderim Migros'a, ayçiçek yağı almışken bir de yanına Migros Edebiyatı kitaplarından alırım, aynı şey olur yani.
Bu kitabı Yılın En İyi Romanı seçen jüride de Paulo Coelho ve Elif Şafak gibi yazarlar vardı sanırım. Açıkçası yılın en iyi
YouTube kitap kanalımda en çok abartılan kitap olan Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını yorumladım: ytbe.one/ADxRNdYqvDk
Spiritüel yolculuklar, evrenle kurulan derin bağlar, insanın sonsuzluğu... EYVAH! Yoksa bu kitap Simyacı vol2 mi?
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerilerini incelemek için yorumlar kısmına bakmayı unutmayın.
Son zamanlarda bu kitabı pek çok kişinin okuduğunu görüyorum. Merak edip kitabın sayfasına gireyim dedim. Bir de baktım, başlığında "Goodreads Yılın En İyi Romanı" yazıyor. Dedim oha, demek ki bu kitabın yazarı öyle bir şey yazmış olmalı ki, yıl içerisinde yayımlanan onbinlerce kitabın kalitesini geçmiş olsun. "Yılın En İyi Romanı" sonuçta. Düşünsenize... Fakat sonra ne mi oldu?
Hani Simyacı kitabı evrenin işaretleri, evren işbirliği, evrendeki her şeyin benim için var olması şeklinde kişisel gelişim soslu bir masal anlatıyor ya, bu kitap da buna çok benziyor işte. Al Santiago'yu, yerine Nora'yı koy. Biraz da üstüne spiritüelizm baharatı ekle. Artık anlatıla anlatıla kabak tadı vermiş kelebek etkisiyle birlikte pişir. Al sana Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı. Afiyet olsun.
Ön kapağında "Bestseller" yazısı vurgulanan, arka kapağında objektiflikten uzak "Çok iyi bir hikaye", "Baştan çıkarıcı bir roman", "Bu kitabı herkes alsın!" yorumlarından geçilmeyen kapakları görünce neden bu tür klon kitaplardan uzak durmam gerektiğini de her geçen gün daha iyi anlıyorum. Ben böyle kitaplar okumak istesem giderim Migros'a, ayçiçek yağı almışken bir de yanına Migros Edebiyatı kitaplarından alırım, aynı şey olur yani.
Bu kitabı Yılın En İyi Romanı seçen jüride de Paulo Coelho ve Elif Şafak gibi yazarlar vardı sanırım. Açıkçası yılın en iyi