İşte bu örnekte de olduğu gibi, teorik olarak daima düşüncelerimizi açıkca ortaya koymamız, yanlış anlaşılmaları önlememiz gerektiğini düşünürüz. Ama çoğu kez hayat bu yanlış anlaşılmaları öyle bir şekilde ayarlar ki, mümkün olduğu ender koşullarda bile, ortadan kaldırılmaları için ya arkadaşımızı bize atfettiği hayali kusurdan daha çok gücendirecek bir şeyin etrafa yayılması bize yanlış anlaşılmaktan daha kötü gelen bir sırrın ifşa edilmesi gerekir.
"Üç ayrı düzleme yayılmış olan hayatımda gördüğüm bu çokluk, beni mutlu ediyordu; ayrıca, bir anlığına eski bir insan olduğumuzda, yani uzun süredir taşıdığımız benlikten farklı bir benliğe büründüğümüzde, artık alışkanlıkla gücünü kaybetmeyen duyarlılığımız, en küçük darbeler karşısında, önceki bütün izlenimleri gölgede bırakan çok canlı izlenimler edinir ve bunlara, yoğunlukları nedeniyle, bir sarhoşun geçici coşkusuyla sarılırız. "
"Kendi seçimimizle iki güçten birine teslim olabiliriz: Biri, kendi içimizden, derin duygularımızdan kaynaklanır, öteki dışarıdan gelir. Birinci güç, beraberinde doğal olarak bir mutluluk, yaratan insanların hayatından yayılan mutluluğu getirir. Dışımızdaki insanları harekete geçiren dürtüyü bizim içimize sokmaya çalışan diğer kuvvet ise beraberinde haz getirmez; ancak biz, karşılık niteliğinde bir darbeyle son derece sahte olduğu için çabucak sıkıntıya, üzüntüye dönüşen bir esrime içinde bir haz ekleyebiliriz ona; işte onca sosyete mensubunun kaygılı yüzlerinin, intihara varabilen sinirsel hastalıklarının kaynağı budur."
Buna kurşun gibi bir uyku denir; böyle bir uykudan uyandıktan sonra birkaç saniye boyunca, sanki kendimiz de bir kurşun adam gibiyizdir. Artık hiç kimse değilizdir. Öyleyse kayıp bir eşyayı ayar gibi düşüncemiz, kişiliğimiz ararken nasıl olup da sonunda bir başkasını değil, kendi benliğimizi buluruz? Tekrar düşünmeye koyulduğumuzda, bizde cisimleşen kişilik, niçin öncekinden farklı bir kişilik değildir? Bu seçimi neyin zorunlu kıldığını, olabileceğimiz milyonlarca insan arasından, niçin tam da bir gün önce olduğumuz kişiyi bulduğumuzu anlamayız.