Traudel benim eğitim ve kültürümü gözünde fazla büyütüyor. Doktora unvanım gözlerini kamaştırıyor, uzadıkça uzayan bir üniversite öğreniminden sonra saçma birkaç kültür kırıntısının üstüne atlayıp bunlar üzerine doktora yapan benim gibi binlerce uzman olduğunu bilmiyor. Üniversiteler bu vasat fanatikleri çok isteseler de geri çeviremiyorlar. Kültür yaldızımın sayesesinde büyük bir çamaşırhanenin müdürü oldum en azından. Aklıma böyle aptalca düşüncelerin gelmesi, çaresizlik duygumun arttığını gösteriyor. Gerçekte üniversitedeki eğitimlerinden gözleri kamaşan pek çok insandan biriyim ben de. Gadamer'in Hakikat ve Yöntem'ini, Wittgenstein'ın Felsefi İncelemeler'ini okudum diye, bu kitapların düzeyinde düşünebildiğimi sanıyordum. Özel olduğum duygusu adeta sınırsız boyutlara ulaşmıştı. Kibrimin doruklarından inmem yıllarımı aldı. Hayatın böyle tuhaf bir seyir izlemesine karşıyım ben! Kırmızı ışıkta arabayı durduruyorum.
Az sonra, hayatın tuhaflığı karşısında bir dilsizlik musallat oluyor içime. Artık tek duyduğum şey, umarsız ruhumun yakınmaları. Mütemadiyen gerçekliğe mecburen abone olmak değil, inceliğine yaraşan bir şeyler yaşamak istiyor ruhum. Ruhumu yatıştırıyor, ikame deneyimler yaşamak için etrafıma bakınıyorum. Ama gerçeklik pek cimri, ruhumun arzusunu geri çeviriyor.
Yanımdaki iki poşetin üstündeki tüketim sloganlarından utanç duyuyorum. Sol tarafımdaki genç çift kamışlarına şimdi öyle bir asılıyorlar ki yanlarına gidip şöyle demek geçiyor aklımdan: Bu hörültüyü derhal keserseniz size beş avro veririm. Yorgunluğumun nahoş tarafı aşırı duyarlılık. Ama genç çifte gerçekten böyle bir teklifte bulunacak kadar delirmedim henüz. Aksine, onlar adına mahcup olduğumu hissetmek beni daha da utangaçlaştırıyor. Plastik poşetlerimi, üstlerindeki yazıları kimsenin okuyamayacağı şekilde masanın altına itiyorum. İçinde bulunduğumuz koşullara malesef hiç güvenmiyorum. Kendi geleceklerinin neye benzeyeceğini daha şimdiden hissetsinler diye bitkinliğimi göstermek istiyorum genç çifte. Bu his genel bir his haline gelebilseydi, daha hoş bir dünyada yaşardık.