Freud, insanın bir gelişme imkanı elinde tuttuğuna kuvvetle inanıyordu. Bu konudaki düşüncelerini ölümünden önce şöyle ifade ediyordu:
" Aklın sesi belki de yumuşak bir sestir, fakat kendisine kulak asıncaya kadar, karşılaştığı sayısız aksiliklerden sonra muvaffak olur. İnsanlığın istikbali hakkında bizi optimizme sevkedebilecek biricik noktalardan biri budur, fakat bu da az bir şey değildir."
Hazreti Hüseyin (a.s) bütün insanlığa rehber olmuştur. Nitekim Hindistan'ın müteveffa büyük lideri Gandi, bu hususu şöyle açıklamaktadır:
"Ben Hindistan için yeni bir şey getirmiş değilim ki, bana büyük kurtarıcı adını takmışlardır; ben sadece Hazreti Hüseyn'in Aşura günü irad ettiği hutbelerden bazı parçaları alıp Hind milletinin şuur ve idrakine sunup, onlar da bilinçlendikten sonra kendilerini zalimlerin ve sömürücülerin boyunduruğundan kurtarmışlardır."
Aşura günü İmam Hüseyin (a.s):
"Alçak ve alçakoğlu beni iki şeyin arasında muhayyer kılmıştır: İzzetli ölüm, zilleti yaşama; zillet bizden uzaktır. Allah (C.C) Allah'ın Resulü (S.M), müminler ve tertemiz kucaklarında bizi yetiştirenler de, bizim zilleti kabul etmemizi istemezler."