8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
YIRTICI KUŞLAR ZAMANI AHMET ÜMİT 448 SAYFA #AhmetÜmitokuyoruz #BaşkomserNevzat #Ortakokuma #Okudukbitti Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabbetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı. İnsanlar insan olmayı unuttu. Çünkü cinayet işlemenin belli bir saati yoktu, çünkü katiller, öldürmek için bizim mesaiye başlamamızı beklemezlerdi, çünkü vahşet zamansızdı. Sen asla unutmazsın Nevzat. Belki affedersin ama asla unutmazsın. Uzun bir maceranın sonuna geldik Yırtıcı Kuşlar Zamanı kitabıyla. Başkomser Nevzat, yıllar önce bir patlamada kaybettiği eşi ve kızının katillerine nihayet ulaşıyor. Üstelik Ağva'da yağan şiddetli bir yağmur sonrası ortaya çıkan gizemli bir ceset sayesinde. Bir gizem başka bir gizemin çözümü olur. Fakat bu çözüm berbat bir çürümenin de ortaya çıkması demektir. Eşi ve kızının kaybetmenin acısı ile o döneme ait pek çok şeyi hatırlayamayan, ağır bir depresyon halindeki Nevzat, geçmişin hayaletleri ile büyük bir mücadele halinde tüm kitap boyunca. Buruk bir huzura kavuştuk onunla beraber. Sokaklarda kol gezen suç şebekeleri ve bu şebekelere kol kanat geren siyasiler, faili meçhul cinayetler, ahlaki bir çöküntü, liayaktsızlık, yozlaşmış ilişkiler, uyuşturucu şebekeleri. Günümüz Türkiye'sine kısa bir bakış bir yandan da. Mafya bağlantıları, yabancı suç örgütü liderlerinin ülkede cirit atması, parayla satılan vatandaşlıklar, sokak hayvanlarının öldürülmesi, kaset skandalları ve daha neler neler. Nevzat ve ekibinin maceradan maceraya koşuşu. Bir adalet ve ahlak sorgulaması, iyilik ile kötülüğün mücadelesi. Pekçoğunuzun okuduğu bir kitap ve çok ayrıntı vermek istemiyorum. Nevzat Başkomser ile vedalaşmak hüzünlüydü benim için. Devam eder mi onunla yolculuğumuz bilinmez elbet ama Nevzat'ı, Ali'yi, Zeynep'i,
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
Atomik Alışkanlıkar
Puan vermedi·341 syf.··
2026 1. kitabı
Her şeyden önce, dönüşmek istediğin kişiye ulaşabilmek için yaptıklarının karşılığını hemen alamadığında bambu ağaçlarını hatırla. Bambu, yer altında geniş kök sistemleri kurarak geçirdiği ilk beş yıl boyunca görülmezken, altı hafta içinde yirmi yedi metre yükseğe ulaşır. En iyisini yapmak için bekleme. Umduğundan daha azını yapmak, hiçbir şey yapmamaktan iyidir. Bir alışkanlığı yapmaktan vazgeçtiğini, ertelediğini şunu hatırla; Alışkanlıklar birkaç saniye içinde tamamlanabilir ama sonraki dakikalar ya da saatler boyunca davranışınızı etkilemeye devam ederler. Hedefe değil, sürece odaklan. Kelebekleri kovalamakla vaktini harcama. Güzel bir bahçe yarar, kelebekler zaten gelecektir. Gelmezse de elinde güzel bir bahçen olmuş olur. Öncelikle kendine şunu sor; Nasıl biri olmak istiyorum? Böyle biri nasıl davranır? Ve bundan sonrasında yaptığın davranışlarda bunu kendine ispatla. Davranışların kimliğin için bir oydur. Her zaman iyi alışkanlık için oy veremezsin. Amacın, çoğunluk oyu kazanmak olmalı. Çünkü seçimi kazanmak için oy birliğine ihtiyaç yoktur, oy çokluğu olması yeterlidir. O alışkanlığı siz böyle bir insan olduğunuz için gerçekleştiriyorsunuzdur ve kendiniz olmak size iyi geliyordur. Bir alışkanlık, hayatınızın bir parçası haline geldikçe onu sürdürmek için dış teşviklere daha az ihtiyaç duyar hale gelirsiniz. Teşvikler bir alışkanlığı başlatabilir. Kimlik ise sürmesini sağlar. Bir şeyin öncelik olduğunu söylüyor ama asla eyleme geçmiyorsanız onu gerçekten istemiyorsunuzdur. Kendinizle dürüst bir konuşma yapmanın zamanı gelmiş demektir. Eylemleriniz gerçek motivasyonlarınızı açığa çıkarır. Alışkanlık Yöntemleri; 1- Belirsizliği yok et, netlik kazan. Neyi, ne zaman, nerede yapacağını planla. Böylelikle boşluğa düşmez, kararsız kalmazsın. Eylem anı geldiğinde
Atomik AlışkanlıklarJames Clear · Pegasus Yayınları · 202221,2bin okunma
Reklam
Elveda Bayan Kinnian ve dr Strauss ve herkez…
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 02:36
Elveda Algernon… Elveda Charlie… Seninle yolculuğumuz bu kadarmış. Umarım bundan sonraki hayatında okuma yazmayı unutmazsın. Umarım anlayamasan da sürekli kitap okumaya devam edersin. Umarım ameliyat olmadan önce olduğu gibi yüzünde hep bir gülümseme olur. Biliyorum; bu bir kitap karakteri. Ona iyi dileklerimi gönderiyorum çünkü Charlie gibi dünyada düşük IQ ile doğmuş -azınlık bile olsa- çok insan var. Onlar sadece insanlar onları sevsin diye uğraşıyorlar. İnsanlar onları zorbalamasın. Neyi yanlış yaptığını bilmediği halde daha fazla dayak yemek istemiyorlar artık. Bazı insanlar kendinden daha düşük IQ’lu bir insanı gördüğünde kendini yüceltmek için ona zorbalık yapıyor. Tabii ki bu eğitilme şekilleri ile alakalı ama bu yetişkin insanlarda da küçük çocuklarda da mevcut. Sırf bu yüzden dünyaya çocuk getirmeyi reddeden evliler mevcut. Başkaları çocuklarını eğitmeyi beceremediği için kendi çocukları zarar görmesin isteyenler var. Ki günümüzde bunların aynısı olmasa da emsalleri mevcut. Kitap gerçekten bir farkındalıklar silsilesi gibi. Okumanızı tavsiye ediyorum. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
10/10
·280 syf.··
2026 20. kitabı
" Yaprak, unutma hayat andan ibarettir. O anın önü ve arkası, öncesi ve sonrası yoktur. O an yaşadığın duyguyu hayatın boyunca unutmazsın." Bu aralar fark ettim de en çok kullandığım kelime"an". Anda kalmak, anı anlatmak, anı yaşamak, kısa anlar, gibi gibi. Bu kadar an'lar içerisinde mutluluk biriktirmeye çalışırken bu kitap ile yolumun kesişmesi tevafuk bana göre Misafir isimli kitabını okurken kalemi ile tanıştım yazar #hilalkılıçaslan ın kalemi. Naif kalemini, sade anlatımını, okuyucuyu ilk andan yakalamasını çok sevmiştim. Yeni kitabı #sahianneydi ile yeniden eski bir dost ile kavuşmuş gibi hissettim. Şöyle bir içini inceleyeyim diye açtığım kitabı uykudan feragat ederek ,bırakmadan okudum. Gerek kurgu, gerek vermek istediği mesajlar gerekse duygu aktarımı olarak harika bir kitap Yaprak babasını kaybetmiş annesi ile birlikte yaşıyordur. Üniversiteyi yeni bitirmiş iş görüşmelerine gitmektedir. Arkadaşı ile yine bir iş görüşmesinden dönerken annesinin kriz geçirip hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Hastaneye gittiğinde maalesef annesi kalp krizini atlatamamıştır. Henüz yirmili yaşlarda bu hayatta yapayalnız kalmıştır... Hayat durmuştur Yaprak için , her gün mezarlığa gider annesinin yanına. Yemeği içmeyi de bırakır. Taa ki bir gün karakoldan çağırılana kadar. Annesinin çantası bulunmuştur. Onun içinden çıkan ve annesinin yazdığı mektup ile Yaprak kendini toplamaya başlayacak ve annesinin onun için yaptıklarını öğrenecektir. Yapayalnız kalmış olan Yaprak'ın hayatına başta mezarlıkta tanıdığı Habibe Teyze olmak üzere iyi insanlar dahil olur. Habibe Teyze'nin yaşadıkları ayrı can yakıcı ve hüzünlü Hayatının her aşamasında annesinin öğütleri kulağına yankılanan ve çevresine iyi insanlar biriktiren iyi yürekli ve sağlam adımlar ile ilerleyen bir genç
Sahi "An" Neydi?Hilal Kılıçaslan · Uyanış Yayınevi · 20258 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
ANLATABİLDİM Mİ? Prof. Dr. Arif Verimli Söyleşi: Oya Çınar "Bu ülkede yaşayan herkesin yeterli pozitif bilgiye sahip olmasını isterim. Tek vasiyetim bu olur." /⁠\⁠╱⁠\ SAĞLIKTAN SONRA EN BÜYÜK ZENGİNLİK İNSANIN ÇAĞDAŞ BİLGİYE SAHİP OLMASIDIR. ♡ Prof. Dr. Arif Verimli Hocamızı tanımayan yoktur diye düşünüyorum.. Bilimsel yayınlarıyla, uluslararası ve ulusal atıflarıyla var olan, görüşlerini de sosyal medya platformlarında veya yazılı, görsel medyada açıklayan, benim de çok sevdiğim ve yakından takip ettiğim bir hekim Arif Verimli. Yakın zamana kadar Müge Anlı programından da tanıdığımız hocamızın, bir şeyleri anlatırken sıkça kullandığı "ANLATABİLDİM Mİ?" sorusunun kitabın ismi de olması çok güzel olmuş. Peki bu soru bir dil alışkanlığı mı, yoksa anlaşılabilme ve anlatabilme kaygısı mı? Kitapta dikkatimi çeken bir diğer önemli nokta da, hocamızın mecburi hizmet ve sonrasında yaşadıkları oldu. Bu söyleşiyi bizler için büyük emeklerle hazırlayan Oya Çınar hanımın söyleşi öncesi hazırlıkları da yüzümde tebessüme neden oldu. Bu kitapta sadece bir bilim insanının değil; aynı zamanda bir felsefe insanının, bir düşünürün, gerçek bir entelektüelin hayat hikâyesini, meslek bilgilerini, deneyimlerini, kariyerini, geçtiği yolları ve o yolların kendisine kattıklarını, Türkiye'de psikiyatri alanında yaptığı ilkeleri okuyoruz. Hocamızın yolundan gitmek isteyenlere verdiği bu güzel cevabı da buraya bırakmak istiyorum... "Benim gibi olma, kendin gibi ol ama ne olursan ol, fenerin hep bilim olsun. Bilimden bir milim sapma. Rehberi bilim olanın, yolu hep aydınlık olur." "Yaşlandıkça dününü, bugününü unutursun da geçmişi hiç unutmazsın.." Hocamızın geçmişinde yaşadıkları, annesini anlattığı kısımları, Freud hakkında düşünceleri, masum olmayan bağımlılıkların insan beynine nasıl
Anlatabildim Mi?Arif Verimli · Masa Kitap · 040 okunma
8/10
·312 syf.··
2025 86. kitabı
Temel Parçacıklar, baştan sona uçlarda gezinen iki karakter etrafında örülü: Michel ve Bruno. Biri bilimin katı soğukluğuna sığınan bir tip, diğeri (evlerden ırak) cinsel arzuların kölesi. İkisi de hayatla bağ kuramamış, fazlalıkları ve boşluklarıyla çırpınan figürlerdir. Portreler abartılı… ya da abartılı demeyelim; var böyle insanlar çünkü, uçlarda, kutuplarda. Onlar vesilesiyle insanın varoluşsal çıkmazlarını büyüteç altına alıyor Houellebecq: özgürlük, haz, yakınlık, anlam, yalnızlık ve yabancılaşma temel izlekler diyebiliriz. Metin boyunca pornografi ile felsefi düşünce yan yana gidiyor. Houellebecq’in üslubu kesinlikle kışkırtıcı, cinselliğe boğulmuş (rahatsız edebilecek seviyede) ve yer yer fazla ciddi. Romanın “fazla”lığı—hem bedensel aşırılıklar hem de düşünsel yoğunluk—yazarın bilinçli bir tercihi. Houellebecq kendine çok iyi bir oyun alanı bulmuş; taşkınlıkların içinde resmen okuru tokatlıyor. Biraz hırpalıyor, evet. Ama bu dayağın en dibini kazısak insanın kırılganlığına ulaşırız; kusurlarımızla kabule yanaşmayan, zaaflardan kurtulmuş bir insan hayalini sorgulayan bir zihnin eseri bu roman, amirane tabirle değişik ve biraz da karamsar bir zihnin eseri. İşte bu yüzden “mutlaka oku” demiyorum; edebiyatın provokatif gücünü sonuna kadar kullanan, yargıları kenara bıraktırıp yüzleşmeye davet eden güçlü bir roman olduğunu söylemekle yetiniyorum. Zamanı gelirse okursun (kesinlikle depresifken değil); okursan unutmazsın. Sevgiyle tarif edemeyeceğim aramızda kurulan ilişkiyi ben de ama “iyi ki” diyorum. İyi ki okudum; sarsıcı, zihin açıcı ve kıymetli bir okumaydı. Ölümlü olmasak, yeniden okurum… “Kendi başına arzu – zevkin tersine – acı, nefret ve mutsuzluk kaynağıdır… Toplumun işlemesi için, rekabetin sürmesi için, arzunun artması, yayılması ve insanların
Temel ParçacıklarMichel Houellebecq · İthaki Yayınları · 2022168 okunma
Reklam
Reklam