Tam da istedikleri kadın olurdum ben. Ne isterlerse yaparım. Yeter ki sevsinler beni, yeter ki vazgeçilmez olayım, yeter ki o bitmek tükenmek bilmeyen bir açlık ve istekle peşinden koştuğum aşkı, aşkımı bulayım.
Neden bilmiyorum, sonra hepsi eziyet etmeye başlayıp kötü davranıyor bana. O kadar iyi, her istediklerini yapan, deli gibi seven, sevgiden başka hiçbir şey istemeyen kadına kötü davranmaya başladılar. Yapmak istemediğim şeyleri daha çok istediler, yapmak istediklerimi ise daha çok engellediler. Ama ben isteklerini oldurmaya çabaladıkça, daha çok öfke saçtılar bana. Biraz daha uğraşırsam düzeleceğine, dengesizliklerin biteceğine, sakinleşeceklerine ve hayalimdeki yaşamı kurabileceğime inandım.
Mesele bir şey olmak değil, mesele sen olmayan her şeyden soyunup, en başta sende ‘ol’ denmiş olanı yaşamaktır.
Yaşamak da zaten budur. Oysa sen de ‘ol’ denmiş olan kim, bilmiyorsun. Bir çakma kimlikte her gün oradan oraya savruluyorsun. Anlaman lazım, burada ya kendin olursun ya yok olursun. Kendinden başka bir şey olmaz, ancak ortada sürüklenen, tanımlanamayan bir yokluk olursun. Sen yok isen, senin bir yaşamın nasıl olur? İşte bak, yoklukta debelenip duruyorsun. Kendine gel! Kendine gel..
Bütün gün düşünüyorum çünkü belki de ilk defa kendime bakıyorum, kendimi anlamaya çalışıyorum. Hep başkalarını anlamaya çalıştım ben. Onları anlayıp, onlara göre şekil almaya çalıştım. O daha kolaymış. Kendimi anlamak. Kendim dediğim ne? İşte onu bilemiyorum.
Hiçbir an, hiçbir şey eksik değil. Her an, her şey tam. Tam da olması gerektiği gibi. Eksik diyen senin zihnin.
Ağızdan nefes almak, tazyikli ve bol nefes almamızı sağlar. Ne kadar çok nefes alırsak sistemde o denli iyi bir arınma olur. Bu yüzden nefes çalışmalarında ağızdan nefes alınır.
Karşılaştığımız her duygu yoğunluğu