“Uygarlığımızın orta yerinde, kenar mahallelerimiz ve işçi varoşlarımızda barbarlardan, vahşilerden oluşan bir tür yetiştirmiştik ve şimdi, felaketimizin içinde bu tür, tıpkı vahşi hayvanlar gibi bize saldırıyor ve bizi yok ediyordu. Ve kendisini de yok ediyordu.”
“Sanırım, mutlak adalete dair eski metafizik inançlarımıza rağmen evrende adalet yok. Şoför neden yaşadı? Kötücül, manen bir canavar, doğanın yüzünde kara bir leke, hem de acımasız, insafsız, hayvani bir hilebazdı. Ama işte, milyarlarca iyi insan yok olup giderken ona dokunulmamıştı.”
“Eski uygarlık nasıl yok olduysa yenisi de öyle yok olacak. İnşa etmek elli bin yıl sürecek ama yok olacak. Her şey yok olur. Geriye sadece kozmik güç ve madde kalır, daimi bir akış içerisinde, daima hareket ederek, tepkiyerek, sonsuz türleri vücuda getirerek -papaz, asker, kral. Bebeklerin ağzından, tüm çağların bilgeliği dökülür. Bazısı savaşacak, bazısı hükmedecek, bazısı dua edecek, geri kalan herkes de didinip acı çekecek, uygarlığın muhteşem güzelliği ve olağanüstü haşmeti sonu olmaksızın, tekrar ve tekrar, kanayan cesetleri üzerinde yükselirken. Mağarada sakladığım o kitapları yok etsem de fark etmezdi. Kalsalar da yok olsalar da tüm eski gerçekler yine keşfedilecek, tüm eski yalanlar yine yaşanacak ve kuşaktan kuşağa aktarılacak. “